Kategori: Sınavlar

ÇOCUKLARIMIZ TATİLİ NASIL GEÇİRMELİ ?

Yaz tatili dinlenme, yenilenme ve gelişimin sağlanması için çok değerlidir. Yoğun okul temposundan çıkan ebeveyn ve çocuklar bu fırsatı iyi değerlendirmelidir. Uzun uzun eğitimle ilgili yazmak istemiyorum.

Özellikle üniversite sınavına girecek gençler için, sınav nasıl geçerse geçsin yaşamış oldukları yoğun stresi atabilmeleri, başlayacak olan yeni sınav veya okul temposuna psikolojik ve biyolojik olarak hazır olmaları için mutlaka sosyal aktivitelere, eğlenmeye, aile ile kaliteli zaman geçirmeye ihtiyaç duyarlar.

Son yıllarda büyük değişiklikler oldu “yaz planlarında” . aileler için bir rahatlama ve “sınavsız, testsiz” bir molaya dönüştü. Önemli kelime” aileler için” dir.

Çünkü aileler sınava giriyor son yıllarda, ek dersler, etütler, yüzdelik dilimler vs. üzerinde uzmanlaştılar. Ders çalıştırmalar, misafir kabul etmemeler ve artan mali yük onları daha da geriyor.

Ve nihayet, o parlak güneşli günler geliyor. Ders, test ve benzeri yok. Yaşasın yazlık, tatil ve 3-4 aylık uzun ara. Biraz nefes alalım artık, hissi tüm ebeveynlerin ortak dileği.

Asıl konuta geçmeden, yaz tatilimizin nasıl oluştuğunu da anlatayım. 1923 te cumhuriyet kurulduğunda, ülke bir tarım toplumuydu. Tüm tarım üretimide “aile temelli” idi. Yani, eğitim sistemi bu üretim biçimine uymak zorundaydı ve öyle oldu. Yoğun emeğe ihtiyaç duyulan yaz ayları tatildi, hatta köy okulları mayıs ayında, daha erken kapanırdı.

Günümüze gelirsek, artık bir tarım toplumu değiliz, ve büyük ölçüde aile emeği ile tarım yapmıyoruz ancak halen üç aydan uzun süren bir tatilimiz var her eğitim kademesinde. Karşılaştırmak gerekirse, batı ülkelerinde kışın başlayan sömestr ile birlikte üç dönem var, aralarda bu kadar uzun tatil yok.

Yine bir veri olması için okullarda ne yapmaya çalıştığımızı konuşalım. Aslında “ilköğretim” dediğimiz sekiz yıl, temel eğitim ve disiplini oturtmak ister tüm toplumlar. Sonra “eğitim” ve yönlendirme öne çıkar. Gencin, eğilim ve isteklerine, kapasitesine göre meslek ve yaşam biçimi seçimleri ile öğretim” artar. *******************

Uzun yıllardır ilkokulun ilk dört yılı dışında “eğitim” yapmıyoruz. Yani, karşıdan karşıya geçme, saygı, tek başına ders çalışma, grupla çalışma, vb. eğitimde ön planda değil. Ortaokuldan itibaren test çözdürmeye başlıyoruz, bu nedenle ne yazık ki tüm spor , sanat ve dışarıda ki etkinlikleri yasaklıyoruz. Sadece test çözen, boş zamanlarını “ekran” ile değerlendiren bir gencimiz oluyor. Kızlar sosyal medya erkeler oyun bağımlısı. Okullar da genellikle bunu destekliyor. Çünkü onların başarıları da notlar ve yüzdelik dilimlerle ölçülüyor.

Ve yaz geliyor. Ailenin aklında son derece zehirli bir düşünce beliriyor. Biraz kendilerine de hizmet edecek bir cümle bu. “ÇOK YORULDU YAVRUCAK, BİRAZ DİNLENSİN”

Yazlığa, şefkatli ve çok özlemiş dede ve ninelerin yanına gönderiyoruz, üç ay boyunca, ders yok. Yatma saati geç saatlere alındı (geceler uzadı zaten değil mi, doktorum) , yemek saatleri kaydı ve “bilgisayar başında bir tek bunları yiyor” diyerek, tatlı,pizza, patates vb. gencin yaşam biçimine uydu. Günde 10-16 saat ekran başında kalabiliyor, zeki bir genç ise kahvaltı, akşam yemeği ve deniz saatlerinde çok arıza çıkarmadan idare ederek kalan tüm zamanlarda istediğini yapabiliyor.

Peki eylül ayında, neredeyse dört aydır, “hiç birşey yapmamış” bu genç tekrar ve acilen nasıl disipline olacak. Yaşam, bu kadar bölümlere ayrılabilir zamanlar içerebilir mi? Üniversiteyi bitirene dek, İngilizce, olabilirse ikinci dil, spor alanı, bir sanat yeteneği ve okuma alışkanlığı istiyoruz. Ayrıca, sosyalleşecek, üretmeyi ve sorumluluk almayı öğrenecek, kur yapmayı, hayır demeyi, uzlaşmayı çalışacak.

Tüm bunları ne zaman ve nasıl planladınız anne babalar olarak. Okul döneminde mi yapacak sınırsız, tatilde mi, kaç yazınız ve kaç öğretim döneminiz kaldı hesapladınız mı?

Gerçekten, o kadar yoruldu mu gençler. Yazın spora veya bir kursa, dil eğitimine yarım gün ayıramaz mı? Düzenli olarak bir saat herhangi bir şey veya gelecek yılla ilgili konulara göz atamaz mı? Yarı zamanlı bir tanıdığın yanında, servise, işe, telefona yardım edemez mi? Bunlar sosyalleşme ve sorumluluk için ona iyi gelmez mi? Veya tersinden gidelim, dört veya altı yıl, yazları dinlenen gencimiz, üniversiteyi kazandı ve artık başka şehirde yaşayacak. Yeterince olgun, sorumlu, yeterli ve hayatta kalma becerilerine sahip mi?  Değilse ne zaman sahip olmaya başlayacak ?

Biliyorum, biraz nefes almalı anne babalarda. Ama sadece “biraz” çünkü, zaman yok. Ve 15 yaşını geçince genci kontrol edebilmek çok zor, 18-20 yaş sonrası ise imkansız. Aileler sanal ve kırılgan bir huzur istemiyorsa, olgunlaşma ve sorumluluğa daha fazla yatırım yapmalı. Amerika eski başkanı Obama’nın kızı yazın kasiyer olarak çalışıyorsa, sizin prens\prenses de ufak ufak sorumluluk almaya ve üretmeye başlamalı. Yazı biraz geç kalmış olabilir? Ancak bu uzun vadeli bir plan olmalı zaten. Yol ve yöntem çok, ve her çocukta farklı işleyen yöntemler oluyor. Dayatmadan ama boş vermeden bu dengeyi kurabilen aileler, başarılı oluyor. Değilse, iş profesyonellere kalıyor genellikle. *****************

SINAV KAYGISININ BİYOLOJİK NEDENLERİ VE KAYGIYA BAĞLI DİKKAT EKSİKLİĞİNDE TEDAVİ SEÇENEKLERİ

Son günlerde sınav kaygısı ve dikkat eksikliği nedeni ile merkezimize başvuran öğrencilerin artmasından dolayı sınav kaygısının biyolojik nedenleri ve tedavide kullanılan ilaçlar konusunda biraz daha ayrıntılı olarak sizlere bilgi sunmaya çalışacağız. Daha önceki bölümümüzde sınav kaygısının olumsuz düşünce temelli duygusal yönlerini ele almıştık.

 

Kaygının biyolojik temelleri vardır ve kaygının neden olduğu bazı bedensel bulgular ile kendini gösterir. Kaygıya (anksiyeteye) zemin hazırlayan biyolojik nedenlerin başında “Kalıtım” gelir. Anne babaların kaygılı yapısı, stresli ortamlara tolere edemeyen bir ruh hali gerek kalıtım olarak gerekse yetiştiriliş biçimi ile çocuklarına geçmekte ve çocuklarının da bir şekilde kaygı sorunu yaşamalarını mümkün kılmaktadır.

 

Anksiyeteyi anlatan kelimler genellikle duygu ifadeleridir. Korku, kaygı, sinirlilik, huzursuzluk, bunaltı olarak tanımlanabilir. Düşünceler duyguları harekete geçirir ve  Korku duygusu genelikle çevresel tehdide karşı bir yanıttır, evrimsel kökleri vardır ve aslında yaşamın sürdürülebilmesi için gereklidir, bu nedenle korku doğuştan vardır, öğrenilemez. Ancak korkunun tetikleneceği durumlar öğrenilip tecrübe edilebilir. Geçmişte yaşanan deneyimler gelecekte yaşanacak tehlikeleri öngörme eğilimindedir. Anksiyete şartlanmış korkudur, beklenen ve korkulan bir sonuca karşı bir yanıttır. Modern dünyada tehdit daha az fizikseldir ve daha fazla psikolojiktir.

 

Normal veya anormal anksiyete esas olarak santral sinir sisteminden kaynaklanmaktadır. Amigdala beyinde korku duygusu ve anksiyete oluşumunda en önemli role sahip olan yapıdır. Bir tehlikeye maruz kaldığımız zaman, bu tehlike bana zarar verir mi? Bu benim korktuğum bir şey mi? Gibi sorularla beyin uyarılır ve eğer bu soruların cevabı ‘’evet’’ ise, amigdala sinirsel bir alarm verir ve beynin geriye kalan kısımlarına, “kriz var” mesajını iletir. Böylece kaygının fiziksel belirtileri ortaya çıkmaya başlar.

 

Sınav kaygısının fiziksel belirtileri

Dikkatini toplayamama ve bir konu üzerine yoğunlaşamama

Çabuk yorulma, uyku bozuklukları, kolay irkilme, tetikte olma

Baş ağrısı, baş dönmesi, başta uyuşma ve sersemlik hissi

Kulaklarda uğuldama, çınlama, görme bulanıklıkları

Ağız kuruması, kalp çarpıntısı, nefes darlığı,

Sık soluk alıp verme ihtiyacı, göğüste basınç, ağrı duyumları

Kas ağrıları, midede şişkinlik, hazımsızlık, yanma ve ağrılar

Bulantı ve kusmalar, barsak hareketlerinde düzensizlik, Sık idrara çıkma.

 

Yukarıda bahsettiğimiz belirtiler fiziksel yani bedensel belirtilerdir. Bu belirtilerin ortaya çıkmasında etkili olan hormonlar vücudu uyararak aslında vücudun dengesini korumaya çalışırlar, ancak kaygının şiddeti ve süresi uzadıkça belirtiler şiddetlenerek sınav sırasında bilginin doğru kullanılmasını, karar verme, düşünme ve muhakeme yeteneğini bozar, fiziksel belirtilerin şiddetli olması kişinin sağlığını da olumsuz etkileyerek beraberinde farklı rahatsızlıkların ortaya çıkmasına sebep olur.

 

Kaygı bozuklukları ve kaygıya bağlı dikkat eksikliği belirtilerini tetikleyen ve benzer belirtiler veren bazı rahatsızlıklar vardır. Bu nedenle tedaviye başlanmadan önce bu nedenlerin araştırılması ve tedaviye bu yönde karar verilmesi çok önemlidir. Çünkü sınav kaygısı nedeni ile psikiyatriye başvuran kişilerde dikkat eksikliği yakınması da bulunmaktadır. Hatta bazen kaygı bulguları daha örtük olabilir ve fiziksel belirtiler ön planda olmayabilir. Bu durumda kişi dikkatini toplayamama, uzun süre odaklanamama gibi şikayetler ile başvurduğunda, dikkati arttırıcı bir takım uyarıcı ilaçlar reçete edilebilir. Dikkati arttırmaya yönelik kullanılan bu ilaçlar oldukça başarı sağlar. Ancak unutulmamalıdır ki kaygı beyin işleyişini olumsuz şekilde etkileyerek zihinsel aktiviteleri bozacağından, bazen bu ilaçlar etkisiz olabilir. Hatta dikkati arttıran ilaçlar adrenerjik mekanizmalar üzerinden etkili olduğundan kaygıyı arttırabilirler. Kaygının temelinde yatan diğer fiziksel rahatsızlıkların tedavisi ve kaygının giderilmesi ile sınav kaygısında görülen dikkat dağınıklığını giderebilir. Gerekirse tedaviye ek uyarıcı ilaçlar eklenebilir.

 

Anemi ve demir eksikliği, kalp ritim bozuklukları, astım, reflü, irritabl bağırsak sendromu, hipertiroidi, hipotiroidi, hipoglisemi ( kan şekerinin düşüklüğü ),böbrek üstü bezlerine ait  problemler, madde bağımlılığı, fazla kafein kullanımı ,bazı ilaçlar, vitamin eksiklikleri, nörolojik problemler gibi rahatsızlıklar kaygı bozukluklarındaki belirtileri taklit edebilir yada kaygıyı tetikleyebilir.

 

Yapmış olduğumuz kan tetkiklerinde en çok karşılaştığımız tablo vitamin eksiklikleri ve demir eksikliğinin yarattığı dikkat sorunları olmuştur. Bu eksiklikler yerine konmadan reçete edilecek kaygı giderici yada dikkat arttırıcı ilaçların etkileri de istenen düzeyde olmayacaktır. Bir insanın biyopsikososyal bir organizma olduğunu ve her alnda dikkatli yaklaşmak gerekliliğini önplana alan bir tedavi planı ile sınav kaygısı ve buna bağlı dikkat problemlerinden oldukça kısa sürede kurtulabilirsiniz.

Çocuğunuz TEOG’da Başarısız Olduysa

“Çoğu kişiye göre çocuklarımızın sınav başarısızlığı (teog) “çalışmamasından” kaynaklanmaktadır. Oysa başka nedenleri olabilir. Öncelikle beyin organik bir yapıdır. Yapı taşları eksikse iyi çalışamaz. Hormonlar, vitaminler, kan şekeri değişiklikleri, EEG’de dalga bozuklukları gibi pek çok bozukluk ve eksiklik beynin işlevini etkiler.”

Çocuğunuz TEOG’da Başarısız Olduysa…

Çocuğunuzda öğrenmeyi engelleyecek biyolojik bir sorun olabilir. Biyolojik sorunlar tiroid hormonlarındaki dengesizlikler, vitamin eksikliklerinden işitme ve görme sorunlarına kadar bir çok rahatsızlığa neden olabilir.

Çocuğunuzda dikkat eksikliği olabilir. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu çocuğunuzun akademik başarısını olumsuz yönde etkiler, tanının mutlaka bir psikiyatri uzmanı tarafından çeşitli test ve tetkiklerle konulması gereklidir.

Çocuğunuz sınav kaygısı yaşıyor olabilir. Sınav kaygısı; öğrenilen bilginin sınav sırasında etkili bir biçimde kullanılmasına engel olan “yoğun kaygı” olarak tanımlanabilir. Psikiyatrik tedavi son derece etkili bir çözümdür.

 

teog ve sınav kaygısı
teog da sınab kaygısı
sınav kaygısının biyolojik sebepleri ve belirtileri

Sınav Kaygısı Biyolojik Nedenler ve Belirtiler

Sınav kaygısı; öğrenilen bilginin sınav sırasında etkili bir biçimde kullanılmasına engel olan “yoğun kaygı” olarak tanımlanabilir. Psikiyatrik tedavi son derece etkili ve güvenilir bir çözümdür. Aile hekimi ve rehber öğretmenden başlayarak sorunları çözmek en akılcı yöntemdir.

Her psikiyatrik ilaç bağımlılık yapmak, bu konudaki yanlış anlaşılmalar tedavinin alınmasını engellemekte veya geciktirmektedir.

Zamanında müdahale ile dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun, öğrenme bozuklukları ve sınav kaygısının önüne geçilebilir. Sorunlar daha kolay ve daha az zarar ile atlatılabilir.

Sınav Kaygısının Biyolojik Nedenleri

Çoğu kişiye göre çocuklarımızın sınav başarısızlığı “çalışmamasından” kaynaklanmaktadır. Oysa başka nedenleri olabilir. Öncelikle beyin organik bir yapıdır. Yapı taşları eksikse iyi çalışamaz. Hormonlar, vitaminler, kan şekeri değişiklikleri, EEG’de dalga bozuklukları gibi pek çok bozukluk ve eksiklik beynin işlevini etkiler.

Kaygı bozukluklarının ve dikkat eksikliğinin temelinde tiroid hormonlarındaki düzensizlikler, düşük demir düzeyi, B12 vitamini ve folik asit eksiklikleri, D3 vitamini eksiklikleri gibi pek bir çok biyolojik neden yatabilir.

Bu kan tahlillerinin çoğu aile hekimince yapılabilir. Diğerleri hastanenin çocuk, dahiliye, nöroloji, psikiyatri ve çocuk-ergen psikiyatri bölümlerinde yapılabilir. Kaygı bozukluklarının tedavisinde olduğu gibi sınav kaygısı ve dikkat eksikliğinin tedavisinde de öncelikle altta yatan biyolojik nedenler araştırılmalı ve tedavi edilmelidir.

Sınav Kaygısı Belirtileri

  • Mide ve bağırsak rahatsızlıkları, gaz, ishal, kabızlık atakları
  • Terleme
  • Kalp atışlarında hızlanma
  • Ellerde titreme
  • Solunum sayısında artma
  • Ağız kuruluğu
  • Nefes alıp vermede güçlük yaşama
  • Baş dönmesi
  • Yorgunluk ve bitkinlik belirtileri
  • Uyku bozuklukları
  • Kusma
  • Uyuşma
  • Bayılma
  • Kas yorgunlukları, kasılmalar
  • Yoğun endişe, ümitsizlik, suçluluk duyguları
  • Ağlama ve panik nöbetleri, öfke patlamaları
  • Yetersizlik duygusu
  • Okula ve sınava gitmekten kaçınma
  • Yeme bozuklukları, iştah değişiklikleri
  • Ders çalışmayı sürekli erteleme, sınavlara girmeme
  • Ders çalışmayı bırakma, sınavı yarıda bırakma

Çocuğunuz bu belirtileri yaşıyorsa, kaygı düzeyi; hem performansını hem de genel sağlığını etkileyecek düzeye gelmiş diyebiliriz.

Stres Nedir? Mücadele Yöntemleri Nelerdir?

Sınav Kaygısı

Sınav kaygısı; öncesinde öğrenilen bilginin sınav sırasında etkili bir biçimde kullanılmasına engel olan ve başarının düşmesine neden olan “yoğun kaygı” olarak tanımlanabilir. Öğrenilenlerin belli bir amaca yönelik kullanılabilmesi sınavdaki başarıyı ortaya koyar. İnsanın başarısının en iyi olduğu durum, onun o alanda var olan birikiminin tümünü kullanabildiği durumdur. Ancak çeşitli nedenlerle gencin bilgi ve emeğinin, başarıya dönüşmesi zaman zaman güçleşir. Bu etkenlerin en önemlisi psikiyatrik nedenlerle oluşan “kaygı”dır

Öyleyse herhangi bir alanda başarılı olabilmek için, kaygı yaşamamak mı gerekir?

Hayır. Her duygu gibi kaygıda kişinin, yaşamını sürdürebilmesi ve yaşamdan doyum olabilmesi için gereklidir. Öyleyse amaç, kaygıya yenik düşmemek ve yaşanılan kaygıyı belli bir düzeyde tutarak onu kendi yararımız için kullanmaktır.

Kaygımız yükseldiği anda bedenimiz bazı sinyaller gönderir. Kalp atışlarında hızlanma, terleme yada üşüme, yorgunluk, solunumda güçlük, titreme, mide, baş ağrısı bunlardan bazılarıdır. Böyle durumlarda kullanacağımız bazı yöntemler kaygının başa çıkılabilir düzeye inmesi için bize yardımcı olabilir.

Çocuğumuzun sınav kaygısı yaşadığını nasıl anlayabiliriz?

Sınav kaygısı yaşayan gençlerin gösterebileceği belirtileri dört ana grupta inceleyebiliriz:

Zihinsel Belirtiler: Dikkat dağınıklığı, konsantre olamama, sınavın sonucu ,le ilgili olumsuz öngörülerde bulunma(“olmayacak”, “kazanamayacağım” gibi)

Duygusal Belirtiler: Gözlemlenebilir düzeyde huzursuzluk, endişe, sinirli bir birey haline gelme, kolaylıkla ağlama, korku, çaresizlik, panik.

Davranışsal Belirtiler: Sınavlardan kaçınma, sınav sonrası dona kalma, kusma, titreme.

Fiziksel Belirtiler: Baş ağrısı, ağlama, sabahları kendini yorgun ve halsiz hissetme, uyumakta zorlanma, mide ve bağırsak sistemine ait sıkıntılar, iştahsızlık, bulantı ve kusma, kalbin hızlı çarpması, ellerin soğuk ve terli olması.

Tüm bunlara ek olarak öğrencinin başarı düzeyindeki dalgalanma yada ani düşüşler veya sınav dışında yüksek başarı gösterirken sınavda düşük başarı gösterme

Peki ne yapmalıyız?

Sınav kaygısının oluşumu düşüncelerimizle, aklımızdan o sınav ile ilgili olarak geçirdiklerimizle ilişkilidir. Dolayısıyla sınav kaygısı ile başa çıkmanın ilk bölümü sınava zihinsel bir hazırlık yapmaktır. Bu hazırlığı basamaklara ayırabiliriz.

Sınav kaygısıyla başa çıkmanın yolları nelerdir?

  • Düşünce ve inançları sorgulamak.
  • Gerçekçi olmayan düşünme alışkanlıklarını farklı bir gözle yeniden değerlendirmek.
  • Nefes alma egzersizleri
  • Gevşeme egzersizleri
  • Bilişsel davranışçı terapi yöntemleri
  • Eğer bedensel bulgular(kusma,titreme,çarpıntı gibi) ön plandaysa kısa veya uzun vadeli ilaç desteği gerekebilir.

Bilişsel davranışçı terapi nedir?

Bilişsel Davranışçı Psikoterapi en genel tanımıyla; kişinin içinde bulunduğu durum yada karşılaştığı probleme karşı davranışlarını değiştirerek aynı zamanda da olayın neden ve sonuçlarına karşı yaptığı tek yönlü bakış açısını farklılaştırarak çözüm üreten bir terapi modelidir.

Sınav kaygısında psikiyatrik tedavi

Sınav kaygısında olumsuz düşüncelere eşlik eden bir takım fiziksel belirtiler vardır. Sınav kaygısının fiziksel belirtileri ile başa çıkmada en önemli yöntem gevşeme egzersizleridir. Bu egzersizleri öğrenmenin ve sistematik olarak uygulamanın kaygıyı azaltmada etkili olduğu araştırmalar tarafından da desteklenmektedir. Bu egzersizlerin amacı, zihnin beden üzerindeki denetimini arttırmak, gerginlik ve gevşeme durumları arasında farkı göstermek ve kaygı nedeni ile oluşan gerginlik esnasında nasıl gevşeyebileceğinizi öğretmektir.

Sınav kaygısı ile başa çıkmada etkili olan bireysel önerilerimizi uygulamanıza rağmen henüz istediğiniz gibi bir gelişme gözlemleyemiyorsanız; profesyonel yardım almak doğru olacaktır. Bir ruhsal bozukluk ortaya çıkması (depresyon anksiyete bozukluğu, uyku bozukluğu vs.) ruhsal belirtilerden dolayı işlevselliğin bozulması, kaygıyla başa çıkmak için uygun olmayan yollar(aşırı uyku,alkol vs.) kullanma, davranışsal bozukluklarının görülmesi, psikiyatrik destek gereğinin başlıca göstergeleridir.Psikiyarik tedavi son derece etkili ve güvenilirdir. Aile hekimi ve rehber öğretmenden başlayarak sorunları çözmek en akılcı yöntemdir.

“Kaygınız Sizi Kontrol Etmesin, Siz Kaygınızı Kontrol Edin”

Uykuda Diş Gıcırdatma ve TDCS Tedavisi Bruksizm (diş gıcırdatma) genellikle uyku esnasında oluşan güçlü çene …

ÇOCUKLARIMIZ TATİLİ NASIL GEÇİRMELİ ?

Yaz tatili dinlenme, yenilenme ve gelişimin sağlanması için çok değerlidir. Yoğun okul temposundan çıkan ebeveyn …

“Topla kendini” sayın hasta.

Psikiyatri karmaşık bir alandır.Kişinin genetiği,yetiştirilişi,beslenmesi,kişiliği hatta hangi mevsimde olduğunuz …