Etiket: <span>Insomnia</span>

Coronavirüs Pandemisinde Anksiyete Bozukluğu ve Uyku Problemleri “koronasomnia”

 

Coronavirüs Pandemisinde Anksiyete Bozukluğu ve Uyku Problemleri “koronasomnia”

  • İnsomnia Nedir ?
  • İnsomnia Belirtileri Nelerdir ?
  • Anksiyete Bozuklukları ve Uyku Arasındaki Bağlantı Nedir ?
  • Anksiyete Bozukluğu ve İnsomnia
  • Neler Yapılabilir?

Pandemi süreci, fiziksel ve ruhsal yönden herkesi farklı ölçülerde etkiledi. Bu etkilerin başında, depresyon ve uyku problemleri geliyor. Çoğumuz coronavirüs hastalığına yakalanma, hastalığın neden olabileceği kalıcı hasarlar, yakınlarımızı kaybetme korkusu ve kaygı yaşıyoruz. İnterneteki bilgi kirliliği, sosyal medyanın etkisi, her gün aldığımız olumsuz haberler, ekonomik sorunlar ve işsizlik, işini kaybetme korkusu gibi birçok etken dışında zaten sürecin kendisi de oldukça zor.

Ağustos 2020’de Birleşik Krallık’taki Southampton Üniversitesi’nin yaptığı bir araştırma, uyku sorunu yaşayanların oranının altıda birden dörtte bire çıktığını; özellikle annelerin, kritik işlerde çalışanların ve azınlık gruplarının daha fazla uyku problemiyle karşı karşıya olduğunu ortaya koydu.

09.07.2020 yılında Covid-19 pandemisi ve sağlık çalışanlarının anksiyete ve uykusuzluk düzeylerinin incelenmiş olduğu bir araştırmaya göre ise; Çalışanların %52.3’ünde yaygın anksiyete bozukluğu, %53.1’inde uykusuzluk görüldüğü. Hem yaygın anksiyete bozukluğu hem de uykusuzluk olanların oranının %36.9 olduğu ortaya kondu.

Uzmanlar bunun için bir terim bile yarattı: Insomnia (uykusuzluk) ile koronavirüs veya Covid-19’un birleşimi olan koronasomnia veya covidsomnia.

İnsomnia Nedir ?

Uyku bozukluğu hastalıklarının yaygın bir türü olan insomnia, uyku için elverişli ortam ve şartların bulunmasına rağmen, uykuya başlamada veya uykuyu sürdürmede güçlük ve buna bağlı gündüz fonksiyon bozuklukları ile seyreden bir hastalıktır.

Yeterli uyku süresi kişiden kişiye farklılık gösterse de genel olarak yetişkin bireylerde 7 saattir. Yeterli uyku yaşa ve sağlık durumuna göre farklılık gösterir.

Var olan uykusuzluğun en az 3 ay boyunca haftada en az 3 kez tekrar etmesi durumunda ise “kronik insomnia”dan bahsedilebilir.

İnsomnia Belirtileri Nelerdir ?

  • Uykuya başlama zorluğu
  • Uykuyu devam ettirme zorluğu
  • İstenenden erken uyanma
  • Uygun uyku saatinde yatağa gitmek istememesi
  • Ebeveyn veya bakıcı müdahalesi olmadan uykuya dalmada güçlük

İnsomnia;

  • Halsizlik, yorgunluk
  • Dikkat, konsantrasyon veya bellek bozukluğu
  • Sosyal, ailesel, mesleksel veya akademik performans bozukluğu
  • Duygudurum bozukluğu
  • Gündüz uyku hali
  • Kişilik bozuklukları (agresiflik, dürtüsellik, hiperaktivite)
  • Motivasyon ve enerji kaybı
  • Hata ve kaza yapma eğilimi
  • Uyku ile ilgili genel memnuniyetsizliğe neden olur.

Anksiyete Bozuklukları ve Uyku Arasındaki Bağlantı Nedir ?

Anksiyete bir diğer adıyla kaygı bozukluğu, psikolojik bir rahatsızlıktır. Toplumun yaklaşık olarak %18’i kaygı bozukluğu probleminden muzdaripken pandemi süreci anksiye bozukluğuna yakalanma ve anksiyete bozukluğunun şiddetinde artışa neden olabilmektedir.

Ansiyete bozuklukları, yoğun endişe ve korku hissi dışında panik nöbetlerine ve uyku problemlerine neden olabilir. Anksiyete bozukluğu bulunan bireyler, pandemi sürecinde hastalığa yakalanma korkusu, ayrılık anksiyetesi, ölüm korkusu, hastalık belirtileri ve şiddetine yönelik takıntılı düşünceler, sevdikleri insanları kaybetmeye yönelik olumsuz düşünceleri daha yoğun yaşarlar Anksiyete bozukluğu bulunan bireylerde ortalama %40 oranında uyku bozuklukları görülmektedir.

Şiddetli kaygı durumunda vücudumuzda devreye giren kalp atış hızının artması, terleme, mide bağırsak problemleri, yetersiz nefes alma hissi, hızlı soluk alıp verme,kaslarımızdaki gerginliğin artması gibi bedensel tepkiler, olumsuz düşünceler, ani irkilmeler, tetikte olma hali uyku kalitesini ve süresini oldukça olumsuz yönde etkilemektedir.

Pandemi sürecinde bağışıklık sisteminin daha düzgün çalışmasına önemli katkısı olan yeterli uyku süresi ve kalitesi anksiyete bozukluğu olan bireylerde bir kısır döngü haline gelebilir. Anksiyete bozukluğu uyku sorunlarını, uyku problemleri de anksiyete ataklarını ve bulguların şiddetini olumsuz yönde etkiler.

Neler Yapılabilir ?

Öncelikle anksiyete bozukluğuna sahipseniz veya anksiyete bozukluğu belirtileri yaşıyorsanız mutlaka bir hekime danışın. İlk aşamada aile hekiminiz ile görüşebilir, bir psikiyatri uzmanından veya ruh sağlığı alanında uzman birey veya kurumlardan destek alabilirsiniz.

Anksiyete bozukluğunun ve uyku bozukluklarının tedavisi vardır ve oldukça geniş tedavi seçeneklerinden faydalanıla bilinir.

Psikoterapiler ve ilaç tedavisinin birarada kullanımı anksiyete bozukluğu ve uyku bozukluklarının tedavisinde oldukça etkilidir. Pandemi sürecinde yaygınlaşan telepsikiyatri uygulamaları hastaneye veya sağlık kuruluşlarına başvuruda yaşadığınız endişelerinizi yok etmede yardımcı olur.

  1. Tıbbi destek alın
  2. Gerekirse telepsikiyatri, online danışmanlık hizmetlerinden yararlanın,
  3. Var olan tedavilerinizi aksatmayın, ilaçlarınızı bilinçsizce kesmeyin veya değiştirmeyin,
  4. Uyku hijyeni ve daha sağlıklı bir uyku için;
  • Yatmadan önce odanızdaki uykunuzu bölebilecek saat, telefon gibi araçları kaldırarak uyku için uygun ortam yaratmaya ç alışın,
  • Uyumadan önce odanızın havalanmasını sağlayın. Mümkün ise oda ısınızın biraz daha soğuk olmasını sağlayın. Yapılan araştırmalar soğuğa yakın ortamın uyku kalitesini arttırdığını göstermektedir.
  • Gün içerisinde kafein ve sigara kullanımınızı firenleyin,
  • Gevşeme ve nefes egzersizi, meditasyon gibi yöntemlerden faydalanın,
  • Spor yapın ve bol su tüketin,
  • Sağlıklı beslenin,
  • Doğada yürüyüş, hobi bahçesi gibi etkinlikler ile açık havada zaman geçirin.

KAYNAKLAR: Koronavirüs Sizi Ayakta Tutmaktan Mı Endişe Ediyor? Koronavirüs Anksiyeteye Bağlı Uykusuzluk? (psycom.net)

SAYFA İÇERİĞİ BİLGİLENDİRME AMAÇLIDIR. TANI VE TEDAVİ İÇİN HEKİMİNİZE DANIŞINIZ.

depresyon

BİR SAAT ÖNCE UYANARAK DEPRESYON RİSKİNİZİ % 23 DÜŞÜREBİLİRSİNİZ !

Bir saat önce uyanarak depresyon riskinizi düşürün

JAMA Psychiatry’de yayımlanan bir çalışmaya göre, normalden bir saat önce uyanmak depresyon riskini yüzde 23 azaltıyor. Coronavirüs sürecinde yaşlı bireylerden çocuklara kadar birçok kişinin uyku alışkanlıkları değişti. Okula gitmeyen çocuklar, evden çıkmayan yaşlılar, gelişmeleri takip ederken ekranlar karşısında geçirdiğimiz zaman uyku süremiz ve uyku kalitemizde önemli değişikliklere neden oldu.

Biliyoruz ki uyku sorunları majör depresyon ile çeşitli çalışmalarda ilişkilendirildi. Depresyonun uyku sorunlarına yol açtığı, uyku sorunlarının da depresyonu tetikleyebildiği düşünülürse araştırma çok önemli noktalara değiniyor.

2018 de 32.000 hemşire ile yapılan bir çalışmada erken kalkanların dört yıl boyunca depresyon geliştirme olasılığının %27 daha az olduğu bulundu. Ancak burada en büyük soru erken kalkma kavramının kaç saat erken??? olduğuydu.

Colorado Boulder Üniversitesi ve MIT- Harvard Üniversitesi Broad Enstitüsü’nden araştırmacılar yaklaşık 850.000 yetişkinden elde edilen verilerin analizini yaparak ve Birleşik Krallık Biobank, 23andMe ve Psikiyatrik Genomik Konsorsiyumu’ndan veri toplayarak, uyku paternleri ve majör depresyon riski arasındaki genetik ilişkiyi inceledikleri bir araştırma yaptı.

“Saat geni” şeklinde bilinen PER2’deki varyantlar da dahil olmak üzere 340’tan fazla ortak genetik varyantın, kişinin kronotipini etkilediği biliniyor. Genetik, uyku zamanlamasındaki tercihimizin toplamda %12-42’sini açıklıyor.

Bundan yola çıkarak araştırmacılar, 7 gün boyunca giyilebilir uyku izleyicileri takan 85.000 kişi ve uyku tercihi anketleri dolduran 250.000 kişi de dahil olmak üzere yaklaşık 850.000 bireyden gelen bu varyantlarla ilgili düzenli genetik verileri değerlendirdi. Araştırmaya katılan deneklerde uykunun orta noktası ortalamada 03:00 bulundu; yani yatağa 23:00’da gitmişler ve 6’da kalkmışlar. Daha sonra araştırmacılar bu veriler ile anonimleştirilmiş reçete, genetik, majör depresyon tanısı verilerini karşılaştırdı. Sonuç olarak bir saat erkene alınan her uyku orta noktası (yatağa gidiş zamanı ile kalkış zamanının ortası), ağır depresif bozukluk tehlikesinin %23 azalmasına karşılık geldi. örnek olarak;  normalde yatağa 1’de giren biri yatağa 24 de girerse ve aynı süre uyursa(1 saat erken kalkmış oluyor), depresyon tehlikesini %23 azaltabilir; eğer yatağa 23’te girerse, tehlikeyi yaklaşık %40 düşürebilir.

 

Sizde uyku düzeninizi bu yönde planlayarak depresyon riskinizi azaltabilir, gün ışığından daha fazla yararlanabilir, hormonlarınızın daha iyi işlemesini sağlayabilirsiniz.