Etiket: <span>demans</span>

menopoz

Hormon Tedavisi Alzheimer Riskini Düşürüyor

Hormon Tedavisi Alzheimer Riskini Düşürüyor

2016 yılında Menopoz Döneminde Hormon Tedavisi ve Demans başlıklı yazıda menopoz sonrası hormon tedavisinin demans riskini azalttığına yönelik bilgiler yer almaktaydı. https://sedatirgil.com/kadin-sagligi/menopoz-doneminde-hormon-tedavisi-demans/ Hormon tedavilerinin faydaları ve zararlarına yönelik araştırmalar bir yandan devam etmekte iken Arizona Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nin yeni bir çalışması, hormon tedavisi gören kadınların Alzheimer hastalığı da dahil olmak üzere nörodejeneratif hastalıklar geliştirme olasılığının daha az olduğunu yayınladı.

UArizona Beyin Biliminde İnovasyon Merkezi direktörü ve makalenin kıdemli yazarı Roberta Diaz Brinton, “Bu, hormon tedavilerinin nörodejeneratif hastalıkları azaltmasına yönelik yapılan ilk çalışma değil” dedi. “Ancak bu çalışmada önemli olan, Alzheimer da dahil olmak üzere nörodejeneratif hastalığın önlenmesinde hassas hormon tedavilerinin geliştirilmesidir” dedi.

Hormon tedavisi, sıcak basmaları, gece terlemeleri, uykusuzluk, kilo alımı ve depresyonu içerebilen menopoz semptomları için en etkili tedavidir. Çalışma sırasında Dr. Brinton ve araştırma ekibi, menopozda olan 45 yaş ve üstü yaklaşık 400.000 kadının sağlık verilerini inceledi.

Alzheimer & Demans: Çevirisel Araştırma & Klinik Müdahaleler’de yayınlanan çalışma, altı yıl veya daha uzun süre menopoz hormon tedavisi gören kadınların Alzheimer’a yakalanma olasılığının% 79 ve herhangi bir nörodejeneratif hastalık geliştirme olasılığının% 77 daha az olduğunu buldu. Kullanım süresi, kullanım yolu (ağzıdan veya bant olarak) gibi faktörlerin risk oranı üzerinde etkili olduğunu bildirdi.

Ek olarak, bir yıldan uzun süren uzun süreli tedavinin Alzheimer, Parkinson hastalığı ve demans üzerindeki koruyucu etkisi, bir yıldan kısa süreli tedaviden daha fazlaydı.

KAYNAK :

Alzheimer riskini azaltmak için hassas hormon tedavilerini ilerletmeye yönelik bir adım — ScienceDaily

Bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için lütfen hekiminize danışınız.

 

 

uyku bozuklukları

Günde en az 7 saat gece uykusu; sağlık, üretkenlik, yaşam kalitesi ve güvenliği için oldukça önemli

Günde en az 7 saat gece uykusu; sağlık, üretkenlik, yaşam kalitesi ve güvenliği için oldukça önemli

Journal of Clinical Sleep Medicine dergisinde yayınlanan bir bildiriye göre düzenli uyku, sağlık, üretkenlik, yaşam kalitesi ve güvenliği için oldukça önemli. Ayrıca ruh sağlığı açısından da kritik öneme sahip olan yeterli, düzenli ve kaliteli uyku kalp damar hastalıkları, metabolik faaliyetler ve beyin fonksiyonları için çok değerli. Kronik uykusuzluğun ise ölüm ve hastalık oranları ile de ilişkisi kuvvetli.

Amerikan Uyku Araştırma Topluluğu, bir yetişkinin düzenli olarak gecede en az 7 saat uyumasını öneriyor. Çocuklar için önerilen uyku süresi yaş aralığına göre değişmekte. Çünkü veriler veriler, çocukların yaklaşık üçte birinin (%34,1) ve yetişkinlerin (%32,5) lise öğrencilerinin %74,6’sının düzenli olarak yeterli uyku uyumadıklarını göstermekte.

Bu verilere yönelik, 2030 yılında belirlenen hedeflerden biri de okul saatinin 08:30 veya daha geç olması yönünde. Yetersiz uykudan müzdarip çocukların ve ergenlerin ise psikiyatrik destek almalarının faydalı olacağı yönünde. Tıp fakültelerine yönelik önerilerde ise uyku bozukluklarına yönelik müfredatta daha geniş derslere yer verilmesi önerisi bulunuyor.

Hastaneler de yatan hastalar için, ışık, gürültü gibi faktörlerin azaltılmasının hastaların sağlıklarına katkı sağlayacağı, iş yerlerinde çalışanların uyku süresi ve kalitesini arttırmaya yönelik uygulamaların, hatta; işçilerin kısa kestirme molaları vermelerinin dikkat ve performanslarını arttıracağı bildiriliyor.

Sayfa içeriği bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için hekiminize danışınız.

 

 

SEBZE VE MEYVELERİN RENKLERİ İLE FAYDALARI ARASINDAKİ İLİŞKİ

Sebze ve Meyveler

Bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için lütfen hekiminize danışınız.

Fonksiyonel Tıp Nedir ?

Fonksiyonel Tıp

Tıbbın her dalında tanı ve tedavi yaklaşımları bireyselleştirilmiş ve kişiye özeldir. Bu bağlamda fonksiyonel tıp, tıbbın ta kendisidir. Tanı ve tedavi sürecinde yaşam tarzı, beslenme alışkanlıkları, genetik özellikler, çevresel etmenler gibi bir çok faktörü göz önüne alarak hastalığa neden olan etmenleri ve fonksiyonel bozuklukların nedenlerinin belirlenmesi ve tedavinin bu yönde planlanmasını amaçlamaktadır.
Fonksiyonel tıp modern tıbbın sunduğu bilimsel testleri kullanır. Fonksiyonel tıp, daha ayrıntıya inmeyi ve tedavide daha fazla bireyselliği hedeflediğinden standart test ve tıbbi uygulamaların yanında kişinin genetik/epigenetik yapısını, vücudun doku düzeyindeki toksin (ağır metal vb.) yükü, intra-selüler düzeyde mikrobesin (vitamin-mineral vb) düzeyleri kısaca daha ileri biyokimya, mikrobiyoloji ve genetik testleri kullanır.
Özellikle kronikleşmiş sağlık sorunlarını hedef alan fonksiyonel tıp, hastalığın altında yatan beslenme, yaşam şekli, duygu durumu, genetik yapının bir arada değerlendirilmesi ile kişinin çok yönlü desteklenerek sağlığına kavuşması ve en önemlisi bu sağlığı sürdürmesi için çaba harcar.
Fonksiyonel tıp alternatif tıp değildir, bir cihaz veya aletler ile yapılan tedavi yöntemi değildir. Ancak bir çok disiplinden faydalanır ve tamamen tıbbi-bilimsel yöntemleri kullanır. Bir yan dal değildir.

HANGİ HASTALIKLARDA FONKSİYONEL TIPTAN FAYDALANILIR ?

Sadece hastalık durumunda değil sağlığın sürdürülmesinde de fonksiyonel tıptan faydalanılır. Akut hastalıklar, acil durumlardan çok, kronikleşmiş, tedavi süreci uzamış hastalıklarda fonksiyonel tıptan faydalanılır. Çünkü akut veya acil hastalıklar (örneğin kalp krizi, apandisit ) acil tedavi gerektiren hastalıklardır. Elbette bu hastalıkların bazılarının altında yatan kök sebepler fonksiyonel tıbbın alanına girse de amaç daha kompleks, kronik hastalıklardır.
Daha iyi ifade etmek gerekirse, Fonksiyonel tıp, hastalıklara konulan teşhisler yani hastalık isimleri üzerine değil, makro bir yaklaşım ile hastalıkların nedeni, nasılı ve altında yatan mekanizmaları (kök nedenleri) açıklamaya çalışır.
Bir örnek vermek gerekir ise depresyon hastalığına, hormonal düzensizlikler, mineral ve vitamin eksiklikleri, psikolojik bir travma veya bağırsak florasındaki bozukluk, yas, sosyo-ekonomik durum ve bunun gibi bir çok etmen veya etmenler neden olmuş olabilir. Bu noktada fonksiyonel tıp hastalığa neden olan kök sebepleri bularak tedaviyi bütüncül bir yaklaşımla planlar. Bu nedenle bir hastalık listesi vermek yerine fonksiyonel tıptan daha fazla faydalanılan hastalıkları örnek olarak verebiliriz. Demans, diyabet, insülin direnci, gıda alerjisi, astım, bağışıklık sistemi hastalıkları, sindirim sistemi bozuklukları vb.

Bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için hekiminize danışınız.

Yaşlılarda İştahsızlık Sorunu

Yaşlılarda İştahsızlık

Yaşlanma, birçok değişikliği beraberinde getiren yaşamın kaçınılmaz bir parçasıdır. Çok sık gündeme gelmeyen bu konu oldukça önemlidir. Yaşlı populasyonunda düşük kilolu olmak, fazla kilolu olmaktan daha risklidir. Sağlık ve Beslenme İnceleme Araştırması, 65 yaşın üzerindeki Amerikalıların yaklaşık yüzde 16’sının günde 1000 kaloriden daha az tükettiğini ortaya koymuştur. Bu, hızlı bir şekilde kilo kaybına ve kötü beslenme durumuna yol açabilir. İstenmeyen kilo kaybı, bilişsel ve fiziksel işlevlerde azalma, yetersiz beslenmeye ve çeşitli komplikasyonlara yol açabilir ve genel sağlık durumunda ani bozulmalara neden olur.
Yaşlılıkta beslenme alışkanlıklarında değişikliğe neden olabilen bir çok faktör bulunmaktadır.
İLAÇLAR: Bir çok yaşlı birey çeşitli sağlık problemleri nedeniyle ilaç kullanmaktadır. Reçete edilen yaygın ilaçlardan bazıları, antibiyotikler, diüretik yani idrar söktürücü olarak adlandırılan ilaçlar, Antikoagulanlar (kan sulandırıcı olarak bilinir) ve antienflamatuar, romatizmal ilaçlardır. Bu ilaçlar iştahsızlık, sindirim sistemi sorunlarına neden olabilmektedir. Bu durumda mutlaka hekime bilgi verilmelidir.
METABOLİK FONKSİYON: Metabolizma hızı yaş ilerledikçe yavaşlar. Metabolizmanın yavaşlamasının nedenlerinden biri yaşlanma ile birlikte kas kütlesinin azalarak yağ kütlesinin artmasıdır. Kas vücuttaki metabolik olarak en aktif organdır. Kas kütlesinin azalması, fiziksel aktivitenin de azalmasıyla birlikte açlık hissinin azalmasına neden olur.
DUYUSAL DEĞİŞİKLİKLER: Koku, tat ve görme kaybı yaşlılarda sık görülür. Bu duyuların kaybedilmesiyle, yemek yemenin eskisi kadar keyifli veya çekici olmayabileceği unutulmamalıdır.
DİŞ SORUNLARI: yaşlı yetişkinlerin, özellikle 75 yaşından sonra genellikle çok daha az dişe sahip olduklarını ortaya koymuştur. Bu, yiyecekleri çiğnemeyi aşırı derecede zorlaştırabilir ve genellikle yaşlı bir bireyin tüketebileceği yiyecek çeşitliliğini sınırlayabilir. Araştırmalar; kendi dişlerinden daha azına sahip olan yaşlı bireylerde kalori alımının daha düşük olduğunu göstermektedir. Bu bireylerde Ek olarak, kalsiyum, demir, A, C ve E vitaminleri ve bazı B vitaminleri gibi mikro besinlerin seviyeleri daha düşüktür.
Tükürük üretiminin yavaşlaması yaşlanmanın bir sonucudur. Bazı ilaçlar bunu daha da kötüleştirebilir. Ağız kuruluğu, yiyecekleri çiğnemeyi ve yutmayı zorlaştırarak daha az yiyecek alımına neden olabilir.
DEPRESYON: Depresyon her yaşta görülebilir. Yaşlılıkta sosyal izolasyon sık görülür. Bu durum depresyona yatkınlığı arttırır. Eş kaybı gibi nedenler, kronik hastalıklar, yalnızlık, ölüm korkusu gibi nedenlerle oluşabilen depresyon beraberinde iştah sorunlarını getirir.
FİZİKSEL KISITLILIK: Yaşlılıkta düşük aktivite çok sık görülen bir durumdur. Özellikle yalnız yaşayan yaşlılarda temel ihtiyaçları karşılayamamaya bağlı beslenme sorunları görülebilmektedir.
HASTALIKLAR: Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) ve Konjestif Kalp Yetmezliği (KKY) gibi solunumu etkileyen hastalıklar yemek yemeyi zorlaştırabilir ve yorucu hale getirebilir.
İlerleyen demansı olanlar yemek yemeyi unutabilir. Ya da zaten yemek yediklerini düşünebilirler, yemek sırasında ilgilerini sürdürmekte güçlük çekebilirler ve sonunda nasıl yutulacağını unutabilirler.
Ek olarak, yaşlılarda idrar yolu enfeksiyonları, yemek yemeyi azaltabilecek aşırı kafa karışıklığına neden olabilir.
Ayrıca yaşlıkla belirli yiyecekler kısıtlanabilir. Kişi sevdiği yemeklerle beslenemeyebilir veya tatsız bir diyet ile besleniyor olabilir.
NELER YAPILABİLİR ?
İştahta azalma ve daha az yemek, yaşlanma sürecinin normal bir parçası gibi görünse de, bir noktada gerçekten sağlığa zararlı olabilir. Sağlıklı iştahı desteklemek için erken adımlar atmak, daha fazla düşüşü önlemek için önemlidir.
Yaşlı birinin artık fazla yemek yemediğini fark ederseniz, işe bir sağlık uzmanını dahil etmeyi düşünün. Kapsamlı bir genel değerlendirme önemli bir araç olabilir. Bu, yaşlıların yemek yememesinin etkileriyle mücadelede yardımcı olabilir. Ve çoğu zaman, sorun ne kadar erken çözülürse sonuç o kadar iyi olur.
Daha önce de belirtildiği gibi, yaşlı bireyler iştahla ilgili tüm önemli faktörler olan tat, koku ve görme duyularını kaybedebilirler. İşleri biraz renklendirmek için farklı otlar ve baharatlar gibi lezzet arttırıcılar eklemeyi deneyin.
Bir kişi yeterince tüketmekte güçlük çekiyorsa veya yemeklerini bitirmeden yoruluyorsa, kalori takviyeleri besin ihtiyaçlarının karşılanmasını sağlamak için mükemmel bir yol olabilir.
Kalori ve besin yoğunluğunu artırmak için öğünler arasında yudumlamaları için yüksek kalorili bir smoothie hazırlamayı veya ana öğünlere kalori arttırıcılar eklemeyi düşünün .
İlaçlar sağlığı ve yaşam kalitesini korumada kritik bir araç olabilirken, bazı ilaçlar iştahı engelleyebilir.

İştahı iyileştirmek için herhangi birinin birlikte değiştirilip değiştirilemeyeceğini görmek için mevcut ilaçları değerlendirmek için hekiminize danışın. Ruhsal ve nörolojik sorunların belirlenmesi için bir psikiyatrist ve nörologdan destek alın.
Yapabildiğiniz kadar, yemek zamanını sosyal bir deneyim haline getirmeye yardımcı olun.
Yemekleri günlük rutininin düzenli bir parçası haline getirin. Böylelikle yemek yemek bir alışkanlık haline gelir.

Yaşlıların yemek yemediğini fark ettiğimizde dikkat etmemiz önemlidir. Sorunu ne kadar erken ele alırsak, sağlık komplikasyonlarından kaçınmalarına o kadar yardımcı olabiliriz.

Evde sağlıklı beslenme alışkanlıklarını desteklemek için elinizden gelenin en iyisini yapın ve gerektiğinde bir diyetisyen ve aile hekimi gibi profesyonellerden destek alın.

Bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için hekiminize başvurunuz.

C VİTAMİNİ VE SARIMSAĞIN BİRLİKTE KULLANIMI KURŞUN ZEHİRLENMESİNE İYİ GELİYOR!

C vitamini ve fonksiyonel tıp

Çoğumuz sarımsağın virüs, bakteri, mantarlar ve gıda zehirlenmesinde olumlu etkilerini okumuş veya duymuşuzdur. Journal of Chemical Neuroanatomy’ de 27 Mart 2021 de yayınlanan bir makaleye göre (kaynaklar bölümünden ulaşabilirsiniz) sarımsak ve C vitamininin birlikte kullanımı kurşun maruziyetinin neden olduğu nörotoksik etkilerden korunmaya yardımcı oluyor. (nörotoksisite: zehirli maddenin sinir sisteminin normal çalışmasını olumsuz yönde etkilemesi)
Kurşunun merkezi sinir sistemi üzerindeki zararlı etkileri önceki çalışmalarda gösterilmiştir. Merkezi sinir sisteminde önemli rolü olan glikokonjugatlar, kurşun maruziyetinden olumsuz yönde etkilenebiliyor. Bitkisel yöntemler ve antioksidanların nörotoksik maddelerin neden olduğu hasarı hafifletip hafifletmeyeceği merak edilen konulardan biri.
En yaygın endüstriyel ve çevresel kirleticilerden biri olan kurşun (Pb), endüstriyel yaşam nedeniyle çevrede artmaktadır. Doğal olarak biyolojik sistemde kurşun yoktur. Soluma, yutma, emzirme ve hatta cilt yolu ile vücudumuza girebilir. Birçok doku ve organ üzerinde olumsuz etkilere neden olabilir. Sebebi bilinmeyen zeka geriliklerinin %10’u kurşun maruziyeti nedeni ile gelişmektedir. Karın ağrısı, sinirlilik, hafıza kaybı, kısırlık, epileptik nöbetler, el ve ayaklarda uyuşma veya karıncalanma, davranış sorunları gibi belirtilere neden olan kurşun zehirlenmesi ölümcül olabilir ve farklı hastalıklar ile karışabilir. Dünyada endüstrileşmiş toplumlarda kurşuna maruziyet çocukların sağlığı için bir tehdittir ve çocuklukta kurşuna maruziyetde kurşunlu boyalar ve kurşunlu benzin önemli kaynaklardır. Kurşun maruziyetinin belirlenmesinde tarama programları ve kan testi oldukça önemlidir.
Journal of Chemical Neuroanatomy’ de yayınlanan araştırma hamile fareler üzerinde uygulanmış. Fareler gruplara ayrılarak birinci gruba; kurşun +C vitamini, ikinci gruba; kurşun + sarımsak, üçüncü gruba ise; Kurşun +sarımsak + C vitamini verilmiştir. 50. günde hem farelerin hem de yavrularının kan ve serebral kurşun seviyeleri ölçülmüştür. Araştırma sonucunda kurşun maruziyetinin beyincikte hasara neden olduğu, sarımsak ve c vitamininin birlikte kullanımının kurşunun neden olduğu hasarın hafifletilmesinde ve tedavisinde etkili olduğunu göstermiştir. Özetle kurşuna maruz kalan hayvanlarda C vitamini ve sarımsak tedavisi, glikokonjugat içeriklerinde iyileşme ile birlikte kandaki ve serebellar dokudaki kurşun seviyelerini düşürmüştür.

Bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için hekiminize başvurunuz.
Kaynaklar: https://www.sciencedirect.com/science/article/abs/pii/S0891061821000314?casa_token=MUI1goO1oqUAAAAA:xp1y3l4xymtl9hKtqipE3FbWcURn2lwVOjqfM4kOgzFdoVbRbwh-o9iY2cMuor8HsQWdYZ37r_0

UZAMIŞ COVİD- 19 SENDROMU NEDİR ? KİMLER RİSK ALTINDADIR ?

Uzamış Covid

İngiltere’de King’s Colloge of London’dan bilim insanları bazı hastalarda uzun süreli Covid-19 riskinin neden arttığını araştırdı.

Araştırmalar COVID-19’a yakalanan her 10 hastadan birinde hastalık belirtilerinin en az 10 hafta (yaklaşık 3 ay) daha devam etme ihtimalinin olduğunu gösteriyor.

COVID-19’a neden olan virüs hafif, kısa süreli semptomlarla, akut solunum yolu hastalığı veya bazen hiç semptomsuz olarak atlatılabilirken bazı kişilerde enfeksiyondan sonra uzun süreli semptomlar devam ediyor.  Bu duruma uzamış covid veya uzun covid adı veriliyor.

İngiltere’deki insanların semptomlarını takip etmek amacıyla hazırlanan Covid Symptom Study uygulamasının verilerinin kullanıldığı çalışmaya göre kadınlarda, aşırı kilolu olanlarda ve astım hastalarında uzun süreli Covid-19 riski daha fazla. Ancak bu konuda araştırmalar devam ediyor.

Araştırma verilerine göre COVID-19 semptomları yaşayan kişilerin% 13’ünün bu semptomları 28 günden fazla yaşadığını,  ,% 4’ünün 56 günden fazla semptom taşıdığını gösteriyor. Araştırmalar SARS-CoV-2’nin insanların organları üzerinde uzun vadeli bir etkisi olabileceğini öne sürüyor.

Söz konusu yazılımın, uzun süreli Covid geçirecekleri yüzde 69 oranında önceden tahmin ettiği belirtiliyor.

Risk etmenleri konusunda uzmanlar ilk haftada beşten fazla farklı belirtiye sahip olmanın en önemli risk faktörlerinden biri olduğunu düşünüyor. Yani Öksürük, yorgunluk, baş ağrısı, ishal ve koku alma duyusunu kaybeden birinin tek başına öksürüğü olan kişilerden daha fazla risk altında olduğu söylüyor.

Diğer taraftan, uzun süreli Covid-19’un görülme sıklığının yaş ile birlikta arttığı belirtiliyor. Bilim insanları özellikle 50 yaşın üstündeki kadınların uzun süreli Covid-19 semptomlarından daha sık muzdarip olduğunu vurguluyor.

Doktor Steves, konuya ilişkin yaptığı açıklamada,  “Önceki çalışmalarda, erkeklerin hastalığı ağır geçirme ve hayatlarını kaybetme riskinin daha fazla olduğunu gördük, kadınlarda da uzun süreli  Covid-19 riski daha yüksek görünüyor” dedi.

Ayrıca astım hastalığı dışında diğer hastalıklar ile uzamış covid 19 arasında da bir bağlantı olmadığı belirtildi.

Uzmanlar uzamış covid 19 enfeksiyonuna yönelik araştırmaların devam ettiğini, literatürde uzamış- uzun covid sendromunun henüz bulunmadığını ancak Dünya Sağlık Örgütü tarafından resmi olarak tanınan iki haftalık semptom süresinden daha uzun süre devam eden kişileri tanımlamak için konuşma dilinde kullanılan bir terim olduğunu açıkladı.

KAYNAK:

https://en.wikipedia.org/wiki/Long_COVID

https://www.bhf.org.uk/informationsupport/heart-matters-magazine/news/coronavirus-and-your-health/long-covid

https://www.mayoclinic.org/diseases-conditions/coronavirus/in-depth/coronavirus-long-term-effects/art-20490351

https://www.kcl.ac.uk/news/study-identifies-those-most-risk-long-covid

 

Bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için hekiminize başvurunuz .

 

Alzheimer ve Demans Hastalığında Vitaminlerin Etkisi

Demans, bir hastalık sürecinin sonucu olarak ortaya çıkar. Alzheimer hastalığı ” bunama-demans”  diye adlandırılan durumun en sık nedenlerinden biridir. Hastalıkta, beynin bazı bölgelerindeki hücrelerde harabiyet ve kayıp söz konusudur. Hastalık ilerledikçe beynin mantıksal düşünme, öğrenme, konuşma, yargılama, iletişim ve günlük yaşamı sürdürme becerilerinde  aşamalı bir  yıkıma ve davranışlarda değişikliklere neden olur. Demans kavramı hafıza kaybı, düşünme sorunları ve konuşma güçlüklerini kapsayan belirtiler olarak tanımlanmalıdır.

Demans türlerinin hastalık bulguları birbirine benzese de bu başlığın altında yatan her hastalık birbirinden farklıdır ve tedavide farklı yaklaşımlar gerektirirler. Özetle, demans çatısı altında, Alzheimer, pick demans, damarsal kökenli demans vb. pekçok bunama tipi bulunur.

Ailenin fark edebileceği ilk işaretler yakın zamanda olmuş olayları hatırlamada yaşanan problemler ve rutin, alışıldık işleri yapmada görülen zorluklardır. Kişi ayrıca kafa karışıklığı, kişilik değişiklikleri, davranış değişiklikleri, karar verme sorunları, kelimeleri bulmada zorluk çekme, düşüncelerini toparlama ya da yönleri takip etme gibi sorunlar yaşayabilir.

Son  yıllarda yapılan araştırmalarda vitamin B12 ve folik asit eksikliğinin  homosistein denilen maddenin vücutta fazlalaşmasına yol açtığı , bu maddenin fazlalaşmasının sinir hücrelerine zarar vererek demansa  (bunama) neden olduğunu anlaşılmıştır.

Genel olarak 65 yaş üzeri kişilerin yüzde 10’unda demans görülür. Türkiyedeki Çalışmaların yetersizliğinden dolayı yaklaşık 250 bin  demans hastası olduğu tahmin edilmektedir.

Alzheimer ve Demans Hastalığında Vitaminlerin Etkisi
Alzheimer ve Demans Hastalığında Vitaminlerin Etkisi

Demans sık olarak Alzheimer hastalığında görülür.  Sistemik risk faktörlerine bağlı olarak beyinde gerçekleşen  vasküler (damarsal) olayların da sık görülen demans nedenleri arasında yer  alır.

Demans yaşam kalitesini bozarak bakıma muhtaç hale getiriyor, ölümlere neden olabiliyor.

Çevresel faktörler, yaşam süresinin uzaması, vasküler ve  metabolik hastalıkların artması gibi nedenlerle demans hastalığı önemli bir  toplum sorunu haline gelmiştir. Önümüzdeki 50 yıl içerisinde demans hastası sayısının üç kat artarak 75 milyona ulaşacağı düşünülüyor. Bu anlamda hastalığın tedavisi kadar, korunmaya da önem vermek gerekiyor. Bu yüzden vitaminler,  vücuttaki birçok biyokimyasal olayda görevli oldukları için önceliğimiz olmuşlardır.

Unutulmamalıdır vitamin eksikliği demansa sebep olabilir. A, C ve E vitaminleri antioksidan vitaminlerdir. sinir hücrelerinin korunması ve fonksiyonlarının düzeltilmesinde faydalı bir mekanizmadır. Bu vitaminlerin kan seviyeleri ile  demans arasındaki ilişkisi pek çok çalışmada saptanmıştır. Bu vitaminler tedaviden çok önleme amaçlı olarak kullanılır.

yaşlılarda genellikle yüzde 3-60 vitamin B12 eksikliği, yüzde 30  folik asit eksikliği görülür.

60 yaş üzeri, homosisteini yüksek, vitamin B12’si normal 800  kişi üzerinde yapılan çalışmada, folik asit alan kişilerin plasebo alanlara göre  üç yıl sonunda bilişsel fonksiyonlarının daha iyi olduğu gözlemlenmiştir.

Multivitamin haplarının sağlıklı kişiler üzerine etkisiyle ilgili yapılmış iki  çalışma vardır.  Biri Altı aylık multivitamin  hapı kullanımı sonrası, öncesine göre bilişsel işlevlerde anlamlı bir fark  görülmemiş. Bu çalışmanın izlem süresinin yetersiz olduğu düşünülmüş.Bir diğer  çalışma yaşlı 910 sağlıklı kadın ve erkek üzerinde yapılmış. Bunların yarısı  vitamin hapı, yarısı plasebo aldığında, multivitamin preparat kullanan bazı  grupların (75 yaş üzeri ve iyi beslenemeyen gruplar) bazı testlerde bu

kullanımdan fayda gördükleri gözlendi. Az sayıda alzheimer hastası üzerinde yapılan çalışmalarda ise multivitamin haplarının bilişsel fonksiyon,  duygu durumu ve günlük fonksiyonlarını iyileştirdiği ve hastalara fayda sağladığı tespit  edilmiştir.

 

kaynaklar : Erciyes Üniversitesi Tıp  Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Emel Köseoğlu

Bilgilendirme amaçlı içeriktir. Lütfen öncelikle aile hekiminizden destek alınız.

Alzheimer Hastalarına Bakım Verenler için Pratik Öneriler

 

alzheimer-belirtileriBAŞKA BİR YOL DENEYİN

 

Alzheimer hastası olan bir kişiye bakarken yapacağınız en önemli şey sizin ve demanslı kişinin bu kötü durumla en iyi şekilde başa çıkmaya çalışmak olacaktır. Bu olmasını kimsenin istediği ya da olacağını tahmin ettiği bir durum değildir.

Read more