Psikopatinin anahtar belirtileri

kaynak: gizlipsikopat

(“Vicdansızlar” adlı kitaptan derleme gizlipsikopat.com’a aittir)

Dr. Robert D. Hare (1934), Kanada doğumlu, kriminal psikoloji araştırmacısı. “Hare Psikopati Kontrol Listesi” ve revizyonunu oluşturmuştur. Hare, FBI’ın Çocuk Kaçırma ve Seri Cinayet Araştırma Kaynakları Merkezi’nde danışmandır; İngiltere ve Kuzey Amerika’daki pek çok tutuklama servisinin de danışmanıdır. Temel çalışmalarını psikopatoloji ve psikofizyoloji alanında yaptığı British Columbia Üniversitesi’nde fahri profesördür. 

Tanıdığınız biri bu belirtilerden bazılarını taşıyorsa kendinizi korumaya alın. Eğer kişi belirtilerin çoğunu ya da tamamını taşıyorsa onu en hızlı şekilde hayatınızdan çıkarın.

Faktör 1: Duygusal / Kişilerarası

  • İçtenlikten uzak ve yüzeysel olma
  • Benmerkezcilik ve büyüklük duygusu
  • Pişmanlık ya da suçluluk duymama
  • Empatiden yoksunluk
  • Aldatma ve yönetme eğilimi
  • Sığ duygular

Faktör 2: Sosyal Sapkınlık

  • Dürtüsellik
  • Davranış denetimlerinde zayıflık
  • Heyecan ihtiyacı
  • Sorumluluk almama
  • Erken dönem davranış sorunları
  • Yetişkinlikte antisosyal davranış
  • Resmin bütünü

İçtenliksiz ve Yüzeysel

Psikopatlar sıklıkla esprili ve konuşkandırlar. Kendilerini iyi göstermekte çok beceriklidirler ve çoğunlukla hoşa giden çekici insanlardır. Ancak kimilerine fazlasıyla kurnaz ve aldatıcı gelebilirler; samimiyetsizlikleri ve yüzeysellikleri belli olabilir. Uyanık gözlemciler, psikopatların oyun oynadıkları, mekanik bir şekilde “replik okudukları” izlenimine kapılabilir.

Psikopatlar konuyu dağıtabilir, kendileri hakkında bilinen şeyler ışığında olası görünmeyen öyküler anlatabilirler. Tipik olarak, sosyoloji, psikiyatri, tıp, psikoloji, felsefe, şiir, yazın, sanat ya da hukuk alanında bilgili görünmeye çalışırlar. Bu özelliğin bir işareti, foyalarının meydana çıkmasından kaygı duymamalarıdır.

Benmerkezcilik ve Büyüklük Duygusu

Psikopatlar, özdeğerlerini ve önemlerini, narsisist ve aşırı şişirilmiş bir şekilde görürler; gerçekten şaşırtıcı ölçüde benmerkezcilerdir ve haketme duyguları çok güçlüdür; kendi kurallarına göre yaşamak için haklı gerekçeleri bulunan üstün varlıklar olarak evrenin merkezi olduklarını düşünürler.

Genellikle küstah, utanmaz ve kibirli bir izlenim bırakırlar: Fazlasıyla özgüvenli, dik kafalı, hükmedici ve kendini beğenmişlerdir. Başkaları üzerinde güçleri ve denetimleri olmasını severler ve başka insanların da kendilerininkinden farklı ve geçerli görüşleri olabileceğine inanamıyor gibidirler. Kimi insanlar onları karizmatik ve “heyecan verici” bulur.

Psikopatlar, yasal, mali ya da kişisel sorunları yüzünden nadiren utanç duyarlar. Aksine bunları geçici aksilikler olarak, şanssızlıklarının, sadakatsiz arkadaşlarının ya da adil ve yetkin olmayan bir sistemin sonucu olarak görürler.

Yetenekleri sayesinde istedikleri her şey olabileceklerini düşünürler. Doğru koşullar oluştuğunda, fırsat, şans, istekli kurbanlar bir araya geldiğinde, büyüklüklerinin karşılıklarını görülmeye değer biçimde alacaklardır.

Pişmanlık ya da Suçluluk Duymama

Psikopatlar eylemlerinin diğer insanlar üzerindeki yıkıcı etkileri karşısında şaşırtıcı bir şekilde umursamazlar. (…) neden oldukları acıya ve yıkıma üzülmezler ve kaygı duymaları için bir neden yoktur.

(…) bazen pişmanlıktan söz ederler, ama sonra sözleri ve eylemleriyle söylediklerini yalanlarlar.

Psikopatların suçluluk ya da pişmanlık duymamaları, davranışlarını ussallaştırmadaki ve aileleri, arkadaşları, ortakları ve kurallara göre oynayan başkalarında şaşkınlık ve hayal kırıklığı yaratan eylemlerinin sorumluluğunu kişisel olarak üstlenmemedeki dikkate değer yetenekleriyle ilişkilidir. Genellikle davranışları için el altında bahaneleri vardır.

İronik bir dönüştürümle psikopatlar, sık sık, kendilerini gerçek kurbanlar olarak görürler.

Peter Maas, balaylarında karısını ciddi şekilde hırpalayan, aldatan ve daha sonra da döverek öldüren dişçi Kenneth Taylor’u anlattığı kitabında onun “Onu çok seviyordum. Onu çok özlüyorum. Olanlar bir trajediydi. En iyi sevgilimi ve en iyi dostumu kaybettim… Neden hiç kimse başımdan geçenleri anlamıyor?” dediğini yazar.

Adsız16

Empatiden Yoksunluk

Psikopatların sergiledikleri özelliklerin pek çoğu, özellikle benmerkezcilik, pişmanlık duymama, sığ duygular ve aldatmaya yatkınlık, empatiden (eşduyum) derinlemesine yoksun olmalarıyla yakından ilişkilidir. Psikopatlar, yalnızca entelektüel bir empatiyi saymazsak, kendilerini başkalarının yerine koymaktan aciz gibi görünürler. Diğer insanların duyguları psikopatları hiçbir şekilde ilgilendirmez.

Kimi açılardan, bilimkurguda resmedilen, gerçek insanların yaşantılarını hayal edemeyen, duygusuz androidlere benzerler.

Psikopatlar insanları, kendi zevkleri için kullanacakları nesneler olarak görürler. Merhamet etmek yerine alaya aldıkları zayıf ve kırılgan insanlar, en sevdikleri hedeflerdir. Psikolog Robert Rieber, “Psikopatın evreninde, yalnızca zayıf diye bir şey yoktur. Zayıf olan aynı zamanda enayi, yani kullanılmayı isteyen biridir” diye yazar.

(…) Aile üyelerinin de, yabancıların da haklarına ve acılarına karşı umursamazdırlar. Eşleriyle ya da çocuklarıyla bağlarını korusalar bile, bunun tek nedeni aile üyelerini, tıpkı müzik setleri ya da arabaları gibi, malları olarak görmeleridir.

Bazı psikopatlar, başkalarının duygularını değerlendirme yeteneğine sahip olmadıkları için, normal insanların korkutucu olduğu kadar şaşırtıcı buldukları şeyler yapabilirler. Örneğin, kurbanlarına işkence eder ve onları sakat bırakırken, ancak bizim bir hindinin içini boşaltırken hissettiğimiz kadar bir endişe duyabilirler.

Ne var ki, filmlerdeki ve kitaplardakiler sayılmazsa, çok az sayıda psikopat bu tür suçlar işler. Duygusuzlukları, daha az etkileyici olmakla birlikte yine de yıkıcı şekillerde kendini gösterir: Birer parazit gibi diğer insanların eşyaları, birikimleri ve onurlarını emerek beslenmek; saldırgan bir şekilde istediklerini yapmak ve almak; ailelerinin fiziksel ve duygusal iyiliğini utanç verici bir şekilde ihlal etmek; sonsuz bir dizi gelişigüzel, kişisel olmayan ve önemsiz cinsel ilişkiye girmek vb. 

Aldatma ve Yönetme Eğilimi 

Yalan söylemek, kandırmak ve yönetmek psikopatların doğal yetenekleridir.

Hayal güçlerini sürekli işler halde tutan ve kendilerine odaklanan psikopatlar, foyalarının meydana çıkması olasılığından, hatta bunun gerçek olmasından, her nasılsa etkilenmiyor gibi görünürler. Yalanlarının ortaya çıkması ya da yüzlerine vurulması durumunda bile, nadiren şaşırır ya da utanırlar, yalnızca hikayelerini değiştirir ya da gerçekleri, yalanla tutarlı görünecek bir şekilde yeniden işlemeye koyulurlar.

Bunun sonucu, bir dizi çelişkili ifade ve dinleyicinin aklının tamamen karışmasıdır. Yalanların büyük bölümünün arkasında yatan neden, psikolog Paul Ekman’ın “kandırmaktan alınan zevk” dediği şeyden ibarettir.

Psikopatlar, yalan söyleme yetenekleriyle gurur duyuyor gibidirler. Psikopati Kontrol Listesi’nde yüksek puan alan bir kadın, kolayca yalan söyleyip söylemediğinin sorulması üzerine gülmüş ve “Bu işte en iyiyimdir. Gerçekten iyi yalan söylerim, bazen kendim hakkında kötü şeyleri de kabul ettiğimdendir herhalde. İnsanlar bunu itiraf ediyorsa, diğer söyledikleri de doğru olsa gerek, diye düşünürler” demiştir. Ayrıca, “arada bir araya gerçek katarak” insanları kandırdığını da söylemiştir. “Söylediklerinin bir kısmının doğru olduğunu düşünürlerse, genellikle hepsinin doğru olduğunu sanırlar”.

Samimiyetsizlikleri ve kolaylıkla yalan söyledikleri düşünüldüğünde, psikopatların insanları başarıyla kandırmaları, aldatmaları, dolandırmaları ve kendi çıkarlarına göre idare etmeleri ve bunun için en ufak bir vicdan azabı duymamaları şaşırtıcı değildir. Bazen kendilerini açık sözlülükle dolandırıcı, üçkağıtçı ya da sahtekarlık sanatçısı olarak betimledikleri olur. İfadeleri, çoğunlukla, dünyanın “alanlar ve verenler”den, avcılar ve avlardan oluştuğuna ve başkalarının zaaflarından faydalanmamanın çok aptalca olduğuna inandıklarını ortaya koyar. Üstelik bu zaafların ne olduğunu belirlemekte ve onları kendi lehlerine kullanmakta çok becerikli olabilirler.

Psikopatların bazı işlemleri karmaşık ve iyi düşünülmüşken, diğerleri oldukça basittir. Aynı anda birkaç kadınla birden birlikte olmak ya da aile bireylerini ve arkadaşlarını “içinde bulunduğu zor durumdan kurutulmak” için paraya ihtiyacı olduğuna ikna etmek gibi. Planı ne olursa olsun, psikopat bunu sakin, kendinden emin ve yüzsüz bir şekilde uygulamaya koyar.

(…) bir söylediği, bir söylediğini tutmama özellikleri vardır.

 Sığ Duygular

Psikopatlar, duygularının genişliğini ve derinliğini sınırlayan bir tür duygu yoksulluğu çekiyor gibidirler. Zaman zaman soğuk ve duygusuz görünmelerine karşın, duygularını etkileyici ve sığ bir şekilde, kısa bir süreliğine dışavurmaya da eğilimlidirler. Dikkatli gözlemciler, bunların rol yaptıkları ve yüzeyin altında fazla bir şey olmadığı izlenimi edinirler.

Psikopatlar bazen güçlü duygular yaşadıklarını iddia ederler, ancak çeşitli duygusal durumların inceliklerini betimleme yetenekleri yoktur. Örneğin aşkı, cinsel uyarılmayla, üzüntüyü hayal kırıklığıyla, öfkeyi asabiyetle bir tutarlar.

J. H . John ve H. C. Quay psikopatın “sözleri bilip müziği bilmediği”ni söylemişlerdir.

(Bir psikopat) Jack Abbott “Duygular – tam bir duygu yelpazesi var, ki ben bunları okuduklarımdan ve olgunlaşmamış hayal gücümden, yalnızca sözcük olarak biliyorum. Bu duyguları yaşadığımı hayal edebilirim (dolayısıyla ne olduklarını bilebilirim), ama onları yaşamam. Otuz yedi yaşında hala erken gelişmiş bir çocuğum. Tutkularım, bir erkek çocuğunun tutkuları.

Klinisyenlerin pek çoğu, psikopatların duygularının sığ olduğunu ve bu nedenle bunların ancak ön-duygu, yani acil gereksinimlere verilen ilkel tepkiler olduğunu belirtirler.

Araştırmamızdaki bir başka psikopat da diğer insanların “korku”yla neyi kastettiklerini gerçekten anlamadığını söylemiştir.

Biyomedikal kayıt cihazlarının kullanıldığı laboratuvar deneyleri, normalde korkuyla ilişkilendirilen fizyolojik tepkilerin psikopatlarda ortaya çıkmadığını göstermiştir.

Korku bizi bazı şeyleri yapmaktan alıkoyarken – “Bunu yaparsan üzülürsün”-, bazılarını yapmamızı sağlar – “Bunu yapmazsan üzülürsün”. Her iki durumda da bizi belli bir eylem biçimini seçmeye iten, sonuçların duygusal olarak farkında olmamızdır. Bu, psikopatlar için geçerli değildir; onlar, belki de olabilecekleri bildikleri halde, umursamaksızın neşeyle akıllarına geleni yaparlar.

(…) Terry, tanıştıkları zamanki halini “iyi bir adam gibi görünüyordu, yumuşacık konuşurdu ve son derece çekiciydi” diye anlatmıştı. Russell en başından itibaren içindeki duygusal boşluktan, diğer insanlar gibi duyguları olmadığından, ne zaman ağlayıp ne zaman neşeleneceğini bilemediğinden söz etti. “... günlük olaylara verilmesi gereken uygun tepkileri öğrenmek için psikolojik kendini geliştirme kitapları okuduğunu” söyledi.

Evlilikleri yıkılmaya başladığında Russell karısını deliriyor olduğuna ikna etmeye çalışmış. “… (danışmanlık) görüşmelerine gidiyordum, Russell ise orada sakin, kibar ve akılcı biri gibi oturup terapiste ‘nelere katlanmak zorunda olduğumu görüyorsunuz değil mi?’ diye soruyordu. Ben bağırıp çağırıyor ‘Asıl deli olan o!’ diyordum. Ama danışan Russell’a kanıyor ve ben her şey için suçu kocama atarsam bir çift olarak hiçbir ilerleme kaydedemeyeceğimizi söylüyordu.”

Karısı Russell’ın Phyllis Wide’ı öldürmesinden söz ederken, “(kadını) döverek öldürmesinden yalnızca birkaç saat sonra onu gördüm. Davranışlarında onu ele verecek hiçbir şey yoktu… Ne korku, ne pişmanlık, ne de başka bir şey”.

Terry yargıca verdiği bir ifadede “Lütfen onun içindeki hayvanı görün; dışarıya gösterdiği toplumsal açıdan kabul gören kişiliği görmeyin” diye yalvardı.

Onlar için diğer duyguların çoğu gibi korku da tamamlanmamıştır, sığdır, doğası itibariyle büyük ölçüde bilişseldir ve çoğumuzun son derece nahoş bulduğu ve kaçınmaya ya da azaltmaya çalıştığı fizyolojik kargaşayı ya da “gösteri”yi içermez.

İçgüdüsel Davranış

Yaptım, çünkü içimden öyle geldi”, sık duyulan bir yanıttır.

Hiddet gösterilerinden ibaret olmayan içgüdüsel davranışlar, çoğunlukla, psikopatın davranışlarının çoğunda merkezi bir rol oynayan bir amacın sonucudur. Bu amaç, hemen doyuma ulaşmak, zevk almak ya da rahatlamaktır. Psikologlar William ve Joan McCord, “Psikopat, kendi gereksinimlerinden başka bir şey düşünmeyen, doyurulmayı şiddetle talep eden bir bebek gibidir” diye yazmışlardır. Çocukların çoğu, daha erken bir yaşta zevki ertelemeye, çevrenin getirdiği kısıtlamalara razı olmaya başlar. (…) ancak psikopatlar bu dersi hiç almıyor gibidirler.

Psikopatlar sıklıkla geçici bir hevesten daha önemli görünmeyen bir şey için, işlerinden istifa eder, ilişkilerini bitirir, planlarını değiştirir, evlerini alt üst eder, insanları incitirler.

Psikopatlar günü gününe yaşama ve planlarını sık sık değiştirme eğilimindedirler. Geleceği ciddi ciddi düşündükleri az, gelecek için kaygılandıkları daha da az görülür.

Zayıf Davranış Denetimi

Psikopatlar, içgüdüsel davranmanın, akıllarına eseni yapmanın yanı sıra, aşağılandıklarını ya da önemsenmediklerini algıladıkları zaman aşırı tepki verirler.

Psikopatlarda bu bastırıcı denetimler zayıftır ve en hafif bir kışkırtma onları etkilemek için yeterlidir. Sonuç olarak psikopatlar, çabuk kızarlar ve hayal kırıklığına, başarısızlığa, disipline ve eleştiriye aniden şiddetle, tehditlerle ve sözlü tacizle tepki verme eğilimindedirler. Kolay alınır, incir çekirdeğini doldurmayacak ve çoğunlukla başkalarını kızdırmayacak şeylere kızar ve saldırganlaşırlar. Ancak öfke patlamaları aşırı olabilse de, genellikle kısa sürelidir ve kısa bir süre içinde, sıra dışı bir şey olmamış gibi davranmaya başlarlar.

Psikopatlar çok kolay kontrolden çıkmalarına ve çabucak saldırganlık gösterilerine girişmelerine karşın, sonraki davranışları denetimsiz değildir. Aksine psikopatlar “sinirlendikleri” zaman, bir huysuzluk nöbeti geçiriyor gibidirler: Ne yaptıklarının tam anlamıyla farkındadırlar. Saldırganlık gösterileri “soğuk”tur; diğer insanların kendilerini kaybettikleri zaman yaşadıkları yoğun duygusal uyarılmayı yaşamazlar.

Psikopatlar sürekli ve aşırı bir heyecan gereksinimi duyarlar; hareketin olduğu sol şeritte ya da “kıyıda” yaşamayı isterler. Pek çok durumda, hareket demek, kuralları çiğnemek demektir.

Bazı psikopatlar, genel yenilik ve heyecan arayışları sırasında çok çeşitli ilaçlar kullanır, taze bir heyecan bulmak için bir yerden başka bir yere, bir işten diğerine dolaşırlar.

Pek çok psikopat heyecan için “suç işlediğini” söyler. Bu heyecan arzusunun öbür yüzünde, tekdüzeliğe ya da monotonluğa katlanamamak vardır. Psikopatların canı kolay sıkılır.

 Sorumsuzluk

Sorumluluklar ve sözlerin psikopatlar için hiçbir anlamı yoktur. İyi niyetleri – “Bir daha seni hiç aldatmayacağım”- suya yazılmış sözlerdir.

Psikopatların sorumsuzluğu ve güvenilmezliği yaşamlarının her yönüne yayılmıştır. İşteki başarıları değişkendir, sık sık kaytarır, kaynakları kötüye kullanır, şirket politikasını çiğner ve genel olarak güvenilmez olduklarını gösterirler. İnsanlar, örgütler ya da ilkelere resmi ya da dolaylı bağlılıklarının gereklerini yerine getirmezler.

Çocukları birer dert olarak görürler. (…) psikopatlarda tipik olarak görülen sorumsuz ebeveyn davranışı modeli betimlenmiştir.

Psikopatlar içine düştükleri zor durumlardan kurtulmak için aile ve arkadaşlarının kaynaklarını kullanmaktan çekinmezler.

Kısa bir süre önce, batıdaki bir eyaletten bir doktor AIDS’in habercisi olan HIV testi pozitif çıkan hastaları içeren bir çalışmada Psikopati Kontrol Listesi’nin kullanımını araştırmak üzere beni aradı. Deneyimlerine göre, HIV taşıyan hastaların bazıları sağlıklı ve durumdan habersiz eşleriyle korunmadan seks yapmaya devam ediyorlardı. Bu kişilerin pek çoğunun, sorumsuz davranışlarının korkunç sonuçlarını umursamayan psikopatlar olduğu yönündeki klinik izlenimini değerlendirmek istiyordu.

Psikopatlar, yalnızca konuşarak beladan kurtulmayı çoğunlukla başarırlar: “Dersimi aldım”, “Bunun bir daha olmayacağına söz veririm”, “Bu büyük bir yanlış anlamadan ibaret”, “Bana güven”. Ceza adalet sistemini, iyi niyetli ve güvenilir olduklarına ikna etmekte de neredeyse bir o kadar başarılıdırlar.

Psikopatlar sıklıkla birbirleriyle iyi geçinemezler. Benmerkezci, bencil, talepkar, duygusuz bir insanın dünyada en son isteyeceği şey, tıpkı kendisi gibi bir insandır.

Ne var ki zaman zaman psikopatlar geçici olarak suç ortağı olabilirler -bu diğer insanlar için şanssız sonuçlar doğuran korkunç bir birleşmedir. 

Erken Davranış Sorunları

Çoğu Psikopat, erken bir yaşta ciddi davranış sorunları göstermeye başlar. Bunlar içinde, sürekli yalan söylemek, kandırmak, hırsızlık yapmak, yangın çıkarmak, okuldan kaçmak, sınıf düzenini bozmak, madde kullanımı, yıkıcılık, şiddet, kabadayılık, evden kaçma ve erken gelişmiş cinsellik olabilir.

Erken dönemde hayvanlara zalim davranmak da, genellikle, duygusal sorunların ya da davranış sorunlarının bir işaretidir. Yetişkin psikopatlar, çocukluklarında hayvanlara yaptıkları zulmü sıradan, olağan, hatta eğlenceli diye betimlerler.

Genç psikopatın, normal insanların sinirlendikleri zaman bile acı verme içgüdülerini kontrol altında tutan empatiyi duymamasının bir parçası da, kardeşleri de dahil olmak üzere diğer çocuklara karşı zalimce davranmasında görülür.

Bütün yetişkin psikopatlar, küçüklüklerinde bu ölçüde bir zalimlik göstermemişlerse de, hepsi başlarını bir sürü belaya sokmuştur.

Ne var ki, medyada sık sık, akıl almaz bir suça tanıkların ve komşuların şaşkınlıkla tepki verdiğini bildirmesi ilginçtir: “Onun böyle bir şeyi yapmış olabileceğine inanamıyorum, böyle bir şey yapabileceğine ilişkin en ufak bir ipucu yoktu.” Bu tür tepkiler, yalnızca psikopatların diğer insanların onlar hakkındaki izlenimlerini yönetme güçlerini değil, tanıkların, psikopatların geçmişlerinden habersiz olduklarını da gösterir.

Yetişkinlikte Antisosyal Davranış

 Psikopatlar, toplumun kurallarını ve beklentilerini, zahmetli ve mantıksız bulur, bunları kendi eğilimlerini ve isteklerini davranışlarıyla dışavurmalarının önündeki engeller olarak görürler. Hem çocukken, hem yetişkinlikte kendi kurallarını kendileri koyarlar. Düşüncesizce davranan ve aldatmaya eğilimli, empatiden yoksun ve dünyayı kendi istiridyeleri gibi gören çocuklar, büyüdüklerinde de aynı olacaklardır.

Psikopatlar, herhangi bir suç türüne özel bir yakınlık ya da herhangi bir türde “uzmanlık” göstermezler, her şeyi yapma eğilimindedirler.

Bütün psikopatların sonu hapishane değildir. Yaptıkları şeylerin pek çoğu farkedilmez ya da cezalandırılmaz ya da “hukuğun karanlık yönü”nde kalır. Bunların antisosyal davranışları borsa sahtekarlığı, kuşkulu ticari ya da mesleki uygulamaları, eşini ya da çocuğunu taciz etme vb. oluşur. Daha başkaları, yaşadışı olmamakla birlikte, ahlaka aykırı ya da diğer insanlara zararlı şeyler yaparlar. Bunlardan birkaçını saymak gerekirse, çapkınlık yaparlar, eşlerini aldatırlar, ailelerini maddi ya da duygusal açıdan ihmal ederler, şirketin kaynaklarını ya da parasını sorumsuzca kullanırlar vb. Bu tür davranışlardaki sorun, ailenin, arkadaşların, tanıdıkların ve iş ortaklarının etkin katılımı olmaksızın değerlendirilip belgelenmelerinin zor olmasıdır.

OTİZM RİSKİ ANNENİN BAĞIRSAK FLORASI İLE BAĞLANTILI OLABİLİR Mİ ?

Virginia Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden (VA, ABD) araştırmacılar, hamile bir annenin bağırsak florasının, …

OMEGA 3 VE ERGENLERDE MAJÖR DEPRESYON ÜZERİNE BİR ÇALIŞMA

Klinik psikiyatri dergisinde yayınlanan bir makaleye göre;  ergenlerde görülen majör depresyonda omega 3 takviyesinin …

OKULA HAZIRLIK

Yaz tatilinin bitmesi ve yeni bir eğitim öğretim döneminin başlamasıyla ailelerden gelen yoğun talep üzerine sık …