Psikopatın rolleri

kaynak: gizlipsikopat

Oyun pek çok şekilde kurgulanır: Sizin kişiliğinize, sizden ne elde etmek istediğine ve koşullara göre değişir. Psikopat kimliksizdir ve karşısındaki kişiye göre şekillenir; pohpohlanmaktan hoşlanıyorsanız iltifatkar; ahlaklıysanız dürüst ve erdemli; eğlenmeyi seviyorsanız çılgın; desteğe ihtiyacınız varsa kahraman; anaçsanız mağdur; kontrolü seviyorsanız ezik… Herhangi bir prensip taşımaz, nefes alır gibi yalan söyler ve avının hoşuna gidecek kişiliğe kolayca bürünür.

Mağdur

“Kurban”, en tipik psikopat rolüdür. Zor bir çocukluk, kötü ve “deli” bir eski sevgili, şefkatsiz bir anne, dolandırıcı bir arkadaş ya da hastalıklar ve maddi zorluklar…

Normal bir insan kendisine acınmasını istemez çünkü gururu incinir. Fakat psikopatın gururu yoktur ve hedefe ulaşmak için ne gerekiyorsa yapar. Kalbi olan her insan mağdur olmuş birine el uzatır, hele ki bu talep ediliyorsa. O, size “muhtaç” bir insandır ve muhtaç olunmak pek çok insanın egosunu okşar. Psikopatın pek çok -belki küçük düşürücü- mağduriyet hikayesi vardır. Başına gelen haksızlıklar, ya onun yaptığı kötülüklerin çarpıtılmış halidir ya da tamamen uydurulmuştur. Geçmişte yaptığı istemsiz hatalar sonucu pişmandır ve çaresizce daha “iyi” bir insan olmak istediğini söyler ve sorumluluğu sizin ellerinize verir. Psikopata karşı kısa sürede sorumlu hatta mecbur hisseder ve yardımınızı esirgemezsiniz. Belli bir süre sonra buz gibi soğuk, ürkütücü, yaptığı hiçbir şeyden pişmanlık duymayan, narsistik bir yaratıkla karşı karşıya kalınca o masum ve biçare insanın nereye kaybolduğuna şaşırırsınız. Zamanla maskesi düşmeye başlar, ne olup bittiğini anlayamadan artık siz sürekli mağdur olursunuz fakat gerektiği anda tekrar “kurban” rolüne geri dönebilir. Çoğu kez aklınızdan ve yargılarınızdan şüphe edecek şekilde kendi mağduriyetinizi bir kenara bırakır, mahcup olur, olmayan hatalarınızı düzeltmeye çalışır ve hatta özür dilersiniz.

Hastalık

Çoğu psikopatın “uydurulmuş bir hastalık” hikayesi vardır. Martha Stout’un belirttiği gibi, psikopat, normal insanların depresyondaki bir kişiyle karşı karşıya kaldığında borçlu hissettiğini ve yardım etmeye hazır olduğunu bilir. Sorumsuzluklarına, kaçıp gitmelerine, kaba davranışlarına bahane olarak depresyon ya da kötülüklerine mazeret sağlayacak ve şefkat uyandıracak bir hastalık (basit psikolojik rahatsızlıklarıdan ölümcül hastalıklara uzanan geniş bir yalan spektrumu olabilir)… Katil psikopatların mahkeme savunmalarında çoğu kez “geçici deliliği” öne sürdükleri bilinir. Oysa, sağlıklı insanların “cinnet” dediğimiz geçici delilik halinin aksine, psikopat sinirli davrandığı, saldırdığı hatta dövdüğü ve öldürdüğü sırada bile tamamen kontrollüdür.

Bazı psikopatlar, “tatlı deli” kimliğiyle hatalı davranışlarının peşin özrünün konforunu yaşar.

Saflık

Psikopatlar bazen saf hatta aptal rolü oynar. “Çocuksu masumiyet” hem sempati kazanmak, hem de hataları geçiştirmek için iyi bir kılıf olur. Çocukluk ve psikopati karşılaştırmaktan hiç hoşlanmadığım iki şey psikopat gerçekten bilinçli bir sadisttir. Fakat, davranışları gerçekten gelişmemiş bir çocuğa benzediği için masumiyet rolünü kolayca kullanabilir.

 Savaşçı

“Yüce” amaçları savunmak, mazlumların ve mağdurların yanında yer almak, dava uğruna savaşmak, psikopatlar için elverişli saygınlık rolleridir. Erdemleriyle takdirinizi kazanır, pek çok gözü kara harekette bulunabilirler. İkinci Dünya Savaşı’nda askeri düzende uyumsuz, arkadaşlarını dolandıran pek çok psikopatın şaşırtıcı kahramanlık öyküleri vardır. Korku duygusundan muaf oldukları için gerçekten de “kahramanca” davrandıkları olur. Otoriteyle ve kurallarla araları iyi olmadığı için, yine pek çok durumda otoriteye kahramanca baş kaldırıyor görünebilirler; fakat motivasyonları sandığınızdan farklıdır ve çoğu zaman kazanma-kaybetme hesabı yapılmıştır. “Ödüllerini elde etmeye ve zevk almaya öyle dikkat ederler ki, onları tehlikeye karşı uyaran sinyalleri gözden kaçırabilirler. (…) Örneğin bazı psikopatlar, İkinci Dünya Savaşı’nda, ayak bileğine yapışmış bir teriyer gibi hedeflerine odaklanan, korkusuz savaş pilotları olarak ün kazanmışlardır.” (Robert Hare, Vicdansızlar)

Anne/Baba

Psikopatlar çoğu zaman sadece maskelerini gizlemek adına evleniyor ve çocuk yapıyorlar. Psikopatlar çocukları sadece “dert” olarak görürler fakat normal insanların duyduğu kaygıları (“bakabilecek miyim? iyi bir baba/anne olabilecek miyim? şartlarım elverişli mi?”) ve sorumluluk duygusunu duymadıkları için çocuk yapmak onlar için kolaydır. Erkek psikopatlar hamile bıraktıkları ya da erkek ya da kadın psikopatlar çocuk yaptıkları insanları büyük bir perişanlığın ortasında terk edebilirler. Çoğu kez çocuk, “normallik maskesi” için yeni bir malzemedir. Toplumda çocuk sahibi olan birinin (özellikle de bir anneyse) kötücül olmasından pek şüphe edilmez.

Psikopatlar çocuklarını da kendilerine ait eşyalar olarak görürler. Malzeme elverişliyse ve başarılı olma şansı varsa yatırım yapar ve onların üzerinden beslenir, narsistik duygularını da doyururlar. Bir çıkarları yoksa çocuklarını terk etmemeleri için hiçbir engel yoktur. Yine diğer insanlarla olduğu gibi, çocuklarıyla da hastalıklı ilişkilerini sürdürürler. Çocuklara duygusal ya da fiziksel olarak yıkıcı davranmaktan hiç çekinmezler. Aynı aile içinde, özellikle birkaç kardeşin olduğu bir evde, psikopatlar tek bir kurban seçip, diğerleriyle iyi ilişkilerini sürdürebilirler. Kurban edilen aile üyesinin durumundan diğer aile üyelerinin hiçbir zaman haberi olmayabilir; hatta “hatalı davranışları” yüzünden onu dışlamaları bile mümkündür. Muhtemelen psikopatik ebeveynlerinin kurban aleyhinde yaptığı karalama kampanyasının etkisinde kalıyorlardır.

Ailelerini acımasızca terk ettikten yıllar sonra, çocuklarının başarılı/zengin olduğunu öğrenerek geri dönen, hem çocuğuna, hem çevreye bakıma muhtaç bir zavallıyı oynayan çok fazla psikopat vardır.

Tüm bu özellikler tek bir kişide periyodik olarak tekrarlayabilir.

OTİZM RİSKİ ANNENİN BAĞIRSAK FLORASI İLE BAĞLANTILI OLABİLİR Mİ ?

Virginia Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden (VA, ABD) araştırmacılar, hamile bir annenin bağırsak florasının, …

OMEGA 3 VE ERGENLERDE MAJÖR DEPRESYON ÜZERİNE BİR ÇALIŞMA

Klinik psikiyatri dergisinde yayınlanan bir makaleye göre;  ergenlerde görülen majör depresyonda omega 3 takviyesinin …

OKULA HAZIRLIK

Yaz tatilinin bitmesi ve yeni bir eğitim öğretim döneminin başlamasıyla ailelerden gelen yoğun talep üzerine sık …