Psikopat ve yalan

Kaynak : www.gizlipsikopat.com

Psikopatlar konuşurken beden dillerini etkili bir şekilde kullanırlar ve onların hareketlerini gözlerinizle izlememeniz zordur. Ayrıca psikopatlar, yoğun göz temasıyla, öne eğilerek, bize yaklaşarak vb. yollardan, kişisel alanımıza girme eğilimindedirler. Bir bütün olarak gösterileri fazlasıyla etkileyici ya da fazlasıyla sinir bozucu olduğundan dikkatimizi dağıtabilir, bizi etkileyebilir, denetleyebilir ya da sindirebilir ve böylece dikkatimizi söylenenlere vermeyiz.” (Robert Hare, Vicdansızlar)

Uzun bir zaman çok dürüst sandığım kişinin anormal yalanlarını (doğrusu söylediği her şey) öğrendiğimde psikiyatra çaresizce sordum:

“Bu neydi?”

Yalanlar korkunç, “gerçek” ve öyle zaafsız ve gereksiz söylenmişti ki anlayamıyordum. Elbette yalan söyleyen (hatta mitoman) insanlar tanımıştım fakat bu hiçbirine benzemiyordu. Öncelikle, söylediği yalanlara inanmıyordu ve bütün süreç içinde, sonradan yalan olduğunu öğrendiğim her şeyi, abartılı bir keyifle ve teatral sahnelemelerle söylediğine şahittim. Çoğu gereksizdi ve çoğu sadece aşağılamaktan zevk aldığı içindi. Yalan söylerken, yakın göz temasını hiç kesmeden, yüzünde gülümseme eksik olmadan, dikkatle verdiğim tepkileri izlemişti. Yaptığı şeyler tehlikeliydi; bunlar yüzünden yakalanması ve kötü bir duruma düşmesi an meselesiydi. Hiç kimsenin bu kadar cüretkar ve hain olabileceğine aklım ermiyordu.

Bu neydi?

 Normal insanlar, genellikle, gerektiği zaman yalan söylediği için bir insanın gerekmediği halde neden büyük yalanlar söylediğini anlayamayız. Etrafınızda yalanı adet haline getirmiş, hatta gerçeküstü şeyler anlatan insanlar olabilir. Psikopatların yalan söylemesi bunların hiçbirine benzemez. Bilinçlidir, kurguludur ve hiçbir insani zaaf yoktur. Bazen sadece yalan söyleyebilmek için durumlar yaratırlar.

Psikopatlarda utanç ve suçluluk duyguları yoktur. İnsanların haklarını ve duygularını umursamazlar. Bazen sadece “yapabildiği” için kolayca, nefes alır gibi yalan söylerler. Rol yapmaya bebeklikten itibaren başlarlar çünkü aileyi ve sosyal çevreyi, istediklerini elde edebilmek için, manipüle etmeleri gerekir. Psikopatların yalan testlerini kolayca geçebildikleri bilinmektedir.

Elbette patolojik yalan söyleme ve insanları idare etme, yalnızca psikopatlara özgü değildir. Psikopatları diğerlerinden ayıran, dikkate değer bir kolaylıkla yalan söylemeleri, herkesi kandırabilmeleri ve tüm bunları yaparken hiçbir şey hissetmemeleridir.” (Robert Hare, Vicdansızlar)

Hiçbir derin duygulanımları yoktur fakat etraflarını gözlemleyerek ne zaman, hangi duygusal tepkiyi vermeleri gerektiğini öğrenirler ve müthiş bir mimik yeteneği geliştirmişlerdir. Bu bir gösteri olduğu için çoğu kez bizden daha kuvvetli tepkiler verirler (reddedildiklerinde kendilerini yerden yere atma ya da aşırı coşku-neşe gösterileri gibi..). Hayatta görebileceğiniz en şiddetli ağlama krizine, en abartılı mutluluk coşkusuna şahit olabilirsiniz. Psikopatlar kolayca ağlar ve ikna edici şekilde pişman rolü oynarlar.

 Psikopatların, vicdanın birincil kaynağı olan korku ve kaygı gibi duygusal tepkileri yaşama yetenekleri çok azdır” (Robert Hare, Vicdansızlar). Soğukkanlılıkları ve kaygı duymamaları yüzünden yakalanma korkuları yoktur; zaten yalan söyleme yetenekleriyle gurur duyan narsistik yapıları, onların dahiyane oyunlarının “aptal” insanlar tarafından fark edilmeyeceğine dair güven verir. Yakalandıkları zaman başarısızlığa tahammül edemezler.

 Yakın göz teması en kuvvetli silahlarından biridir. Oysa yalan söylemeyi alışkanlık haline getirmiş insanlar bile belli zaaflar gösterirler. Göz kaçırma, heyecanlanma, yalan söylediği konuyu unutturmaya çalışma vb. gibi. Çoğu mitoman söylediği yalana kendisi de inanır, çoğu kez zarar verme amacı olmadan yalan söyler ve çabuk kendilerini belli ederler.

 Psikopatların bu kadar pürüzsüz yalan söylemeleriyle ilgili benim bir teorim var. Normal insan, söylediği yalana ters düşecek şeyler hissettiği için, yalanları zaaflıdır. Az ya da çok, çoğu insanda “iç konuşma” yani “vicdanın sesi” dediğimiz şey vardır. Psikopatın iç konuşması bizimkine benzemez ve onu dürten karşıt bir duygu olmadığı için yalanın önünde engel yoktur. Kelimeler, duygusal çağrışımları olmadığı için, su gibi akıp gider.

Sözleri biliyor, ama müziği bilmiyor

Paylaşım ve anlayışın karşılıklı olduğu fikri duygusal açıdan onun anlayabileceği bir şey değil, sözcüklerin yalnızca sözlük anlamlarını biliyor”.

Kendisine bir anlam ifade etmeyen sözcükler konusunda bir yeteneği var, içi boş bir şekil… Görünürdeki muhakeme yeteneği ve toplumsal zekası yalnızca sözcüklerden ibaret”.

Bu klinik gözlemler psikopati gizeminin tam kalbine parmak basıyor: İki boyutlu, duygusal derinliği olmayan bir dil kullanımı.” (Robert Hare, Vicdansızlar)

Patavatsızlık ya da dobralık, dürüstlükle karıştırılmamalıdır. Çoğu psikopat hiç durmadan yalan söylerken “özü sözü bir”, “harbi adam” rolünü hem dürüstlük maskesi olarak, hem de can acıtmak için kullanır. “Düşünceleri ağzından kontrolsüzce dökülen insan” daha da ötesi “kendiyle ilgili çıplak gerçekleri itiraf eden insan” yeterince güven sağlar, ancak bunların altında daha büyük, sistemli olarak saklanan yalanlar vardır ve çok geç olmadan keşfetmeniz mümkün değildir. Bir psikopat, yalanıyla yüzleştirildiği zaman bunu soğukkanlılıkla karşılayacak, daha önce kılıfını hazırladığı yeni bir hikayeyle çarpıtacak hatta suçunu size yansıtacaktır. Yalanını yakaladığınız bir psikopatın karşısında kendinizi mahcup ve sık sık özür diler halde bulur, kendi yargılarınızdan ve akıl sağlığınızdan şüphe edersiniz. Çünkü hiç kimse yalanı yüzüne vurulduğunda bu kadar pişkin ve soğukkanlı davranamaz. Yine hiç kimse gerekmediği halde ve hatta çoğu zaman doğruyu söylemek daha kolayken yalan söylemez. O halde ne kadar çıplak olursa olsun, keşfettiğiniz yalan, sizin “kuruntunuz”dur.

Çoğunlukla psikopatların sunduğu ilk kişilik özelliği, dürüstlüktür. Bu pek çok kez, pek çok sahnelemeyle pekiştirilir ve güven oluşturur. Patavatsızlık ve dobralık bunlardan biridir. Diğeri, bazı durumlarda dilinin kitlenmesi ve beyaz yalanları bile söyleyememe gösterisidir. Başka bir dürüstlük aracı ise, “itiraflar”dır. Normal bir insanın söylemeye utanacağını ya da saklamaya ihtiyaç duyacağını düşündüğünüz pek çok durumu psikopatlar rahatlıkla anlatır ve takdirinizi kazanır. Zamanla, gerçek ve büyük boyutlu yalanları daha iyi saklayabilmek için, bilinçli olarak “açık vererek” yalan söylerler. Böylece, affedilebilir ve aynı zamanda incitme amaçlı söylenen küçük yalanlar, büyük yalanları kamufle eder.

“Psikopati Kontrol Listesi’nde yüksek puan alan bir kadın şöyle diyor ‘Bu işte en iyiyimdir. Gerçekten iyi yalan söylerim, bazen kendi hakkımda kötü şeyleri de kabul ettiğimdendir herhalde. İnsanlar, bunu itiraf ediyorsa, diğer söyledikleri de doğru olsa gerek, diye düşünürler’ demiş. Ayrıca, arada bir araya biraz gerçek katarak ‘insanları kandırdığını’ da söylemiştir.”

“(…) yetkin yalancı, söylediklerinin izini sürmek ve hikayenin dinleyiciye tutarlı gelmesini sağlamak amacıyla ince bir ‘doğruluk çizgisi’ kullanır. En haylaz yalancılar, doğrunun sınırında iki taraf arasında gidip gelenlerdir.” (Robert Hare, Vicdansızlar)

 Robert Hare, bir dilbilimcinin psikopatları “hikaye anlatıcıları”na benzettiğini söylüyor. Tıpkı bir hikaye anlatıcı gibi psikopat da abartılı beden dili ve eğlendirici, etkileyici konuşma tarzı kullanarak insanları hikayesine çekmeye çalışır. Fakat hikaye anlatıcıdan farklı olarak psikopatlar sürekli tutarsız ve çelişkili ifadeler kullanır ve amacı eğlendirmek değildir.

“(…) bir psikopat, bir kadını dövdükten hemen sonra ona “seni seviyorum” demekte (…) bir sakınca görmez. Çoğu insan için bu iki olay (sevgi ifadesi ve saldırı) mantıksal ve duygusal açıdan birbiriyle bağdaşmaz.” (Robert Hare, Vicdansızlar)

Çelişkileri fark etseniz de kendinizi abartılı jestler ve akıcı konuşmaya kaptırdığınız için, bilinçaltınıza gömersiniz. Bu farkındalığı iş işten geçmeden gözden geçirmeniz sizi pek çok zarardan koruyabilir. Psikopatın size kuruntulu davrandığınız, aklınızı kaybettiğiniz inancını yerleştirmesine izin vermemelisiniz.

Bu aynı bir filmin bir sahnesinde bulutlu bir hava, güya birkaç dakika sonrasını gösteren bir başka sahnesinde ise pırıl pırıl güneşli bir hava görmemize benzer. Besbelli sahneler farklı günlerde çekilmiştir ve yönetmen onları birleştirirken bu durumu gözden kaçırmıştır. Psikopatların kimi kurbanları gibi, kimi film izleyicileri de kendilerini harekete kaptırıp aradaki farkı göremeyebilirler.” (Robert Hare, Vicdansızlar)

Uykuda Diş Gıcırdatma ve TDCS Tedavisi Bruksizm (diş gıcırdatma) genellikle uyku esnasında oluşan güçlü çene …

ÇOCUKLARIMIZ TATİLİ NASIL GEÇİRMELİ ?

Yaz tatili dinlenme, yenilenme ve gelişimin sağlanması için çok değerlidir. Yoğun okul temposundan çıkan ebeveyn …

“Topla kendini” sayın hasta.

Psikiyatri karmaşık bir alandır.Kişinin genetiği,yetiştirilişi,beslenmesi,kişiliği hatta hangi mevsimde olduğunuz …