Psikopat mıyım?

Kaynak : www.gizlipsikopat.com

“Psikopat olur muyum?”, “psikopat mıyım?”… Bu soruları pek çok kimse soruyor. Öncelikle şunu bilmekte fayda var, hiç kimse sonradan psikopat olmaz. Psikopati erken yaşlarda kendini belli eden ve iyileşmeyen bir bozukluktur. Sadece erken bir müdahaleyle (çocuklukta veya erken ergenlikte) kontrol altına alınması mümkün olabilir. Dolayısıyla “… yüzünden psikopat oldum” gibi bir önerme doğru değil, bunun gurur duyulacak bir tarafı da yok. Hırsız, dolandırıcı, tecavüzcü, katil olmayı istemeyeceğiniz gibi psikopat olmayı da istememelisiniz sanırım.

“Ben psikopat olabilir miyim” sorusuna gelince: Yapabileceğiniz kötülüklerin bir sınırı varsa ve bu sınır, koşullar ve çıkarlar yüzünden değil de iç sesiniz yüzündense, hayır psikopat değilsiniz. Yanı sıra her insanın içinde psikopatik özellikler taşıması, zaman zaman psikopatların duyduğu arzuları duyması normaldir. Psikopatın empati yeteneği olmadığı ve sizi anlayamayacağı gibi, empati yeteneği olan biri olarak siz de onu anlayamazsınız ama böyle bir karşılaştırma yapmak istiyorsanız önce psikopatın doğasını öğrenmelisiniz.

Her insanın içinde kötü vardır, yani yıkıcı, aldatan, zarar veren bir taraf. Kötü düşünceler hepimizde vardır ve fantezi olarak kaldığı sürece hiçbir sakıncası yoktur. Fantezilerimizin eyleme geçme noktası bizim insan olma kararını verdiğimiz noktadır. Her insan aldatmaktan zevk alabilir, belirli bir ölçüde yok etme, zarar verme arzusu duyar, kuralları tanımak istemez, kendini üstün görür fakat tüm bunları dengeleyecek bir de “iyi”si yani “vicdan”ı vardır. Dolayısıyla bir seçimde bulunur, zevk alma ihtiyacına rağmen aldatmaz, örneğin. Ya da yaptığı hataların bedelini öder, üzüntü duyar ve acı çeker. Bazı insanlar, bazı sebeplerle kötüyü tercih edebilir ya da bazı insanlar kimi zaman kötüyü tercih edebilir. Oysa psikopatın kötülüğünü dengeleyecek ya da engelleyecek bir tercih şansı yoktur çünkü içinde “iyi” yani “vicdan” barındırmaz. Bizim “kötü” olarak nitelendirdiğimiz herşey psikopat için doğaldır. Psikopatlar fantezi ve eylemi ayırt etmeyi bilmezler, dolayısıyla -yanlarına kar kalacaksa- bütün zarar verici düşüncelerini eyleme geçirirler.

Kişilerarası ilişkilerde suç işlendiği zaman ihtiyaç duyduğumuz ilk şey “pişmanlık” görmektir. Cinayet, tecavüz, hırsızlık… işlenen suç ne kadar büyük olursa olsun, ilk beklediğimiz şey pişmanlık işaretleridir. Psikopatlar, hepimizden daha başarılı bir pişmanlık oyunu sergilese de bunu hiçbir zaman hissetmezler. Bizi psikopatlardan ayıran, hatalarımızdan ders alıp tekrarlamamamızı yani “öğrenmemizi” sağlayan temel özellik budur. Psikopatlar ise tipik olarak  sürekli aynı oyunu kurar, aynı suçları ısrarla işlemeye devam ederler.

Psikopatlar genellikle yalnız kalamaz çünkü kendi başlarına geçirecekleri zamanda keyif alabilecekleri duygusal donanıma sahip değillerdir. Örneğin bir manzara izlemenin keyfini alamaz; çevrede izleyen biri yoksa ya da sonunda bir ödül almayacaksa kimseye yardım etmez; psikopatların, en büyük laneti, gideremedikleri bir buhran ve huzursuzluktur. “Artık daha iyi bir insan olacağım, kimseye zarar vermeyeceğim” gibi bir iç konuşma yaşamazlar. Kendilerinden her zaman memnunlardır ve yaptıklarını hak olarak görürler.

Psikopatların bir bakış açısına göre “güçlü” olduğu doğrudur. Bir psikopat ne yapmış olursa olsun hiçbir duygusal çöküntü yaşamaz, bu açıdan yaptıkları yanına kar kalır. Bağlılığı yoktur, rahatça çeker gider; utanma duygusu yoktur, size tecavüz edip gözünüzün içine rahatça bakabilir; narsistiktir fakat gurur mefhumunu tanımaz, bu yüzden gururunu ayaklar altına alma pahasına her türlü hamleyi yapar ve çoğunlukla istediğini elde eder. Fakat öte yandan bizim farkında bile olmadan keyfini çıkardığımız pek çok duyguyu psikopatlar hiç tanımıyor. Hayatınızda kimseyi sevmediğinizi ve sevemeyeceğinizi düşünün. Annenizi, babanızı, hatta çocuğunuzu bile. Sevmemek, “güç” değil, hastalıktır. Bir psikopat kurbanıysanız eğer, yaşadığınız deneyim sizi duygusal çöküntü içine ittiyse, bunun bile kıymetini bilin. Böylesi deneyimlerin sonucunda bozukluklar yaşamak, üzülmek normaldir.

İngilizlerin dediği gibi “ekşi olmazsa tatlı, tatlı olmaz”. Psikopatlar bu iki tadı da bilmezler. Kendinizi psikopatlarla kıyaslamayın, onlar bizi insan yapan özelliklerin hiçbirine sahip değil.

OTİZM RİSKİ ANNENİN BAĞIRSAK FLORASI İLE BAĞLANTILI OLABİLİR Mİ ?

Virginia Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden (VA, ABD) araştırmacılar, hamile bir annenin bağırsak florasının, …

OMEGA 3 VE ERGENLERDE MAJÖR DEPRESYON ÜZERİNE BİR ÇALIŞMA

Klinik psikiyatri dergisinde yayınlanan bir makaleye göre;  ergenlerde görülen majör depresyonda omega 3 takviyesinin …

OKULA HAZIRLIK

Yaz tatilinin bitmesi ve yeni bir eğitim öğretim döneminin başlamasıyla ailelerden gelen yoğun talep üzerine sık …