BLOG

PSİKİYATRİ VE ORUÇ

2021/ Psikiyatri Uzmanı Dr. Sedat İrgil

PSİKİYATRİ VE ORUÇ

“Psikiyatrik Hastalıklar da biyolojik hastalıklar gibi değerlendirilmelidir”

Ramazan ayının başlamasıyla beraber “psikiyatri hastaları oruç tutabilir mi?” “Psikiyatri ilacı kullanırken oruç tutulur mu?” gibi sorularla sık karşılaşıyoruz. Bu nedenle sizleri bu konuda bilgilendirmek istedik.

Oruç tutmanın manevi ve biyolojik yararları oldukça fazladır. Belirli hastalıklara sahip, düzenli ilaç kullanması gereken ve/veya yaşlı bireylerin oruç tutması kişinin sağlığına zarar verebilir. Burada mantık kişinin fiziksel ve zihinsel sağlığının oruca bağlı nedenler ile bozulmamasıdır. Düzenli ilaç kullanması gereken veya kronik ya da akut bir hastalığı bulunan bireylerin oruç tutup tutamayacağını mutlaka hekimi ile görüşmesi gerekmektedir. Aynı durum yaşlı bireyler için de geçerlidir.

Psikiyatri hastalarının oruç tutup tutamamaları ise hastalığın şiddeti, türü ve kullandığı ilaçların özellikleriyle ilişkilidir. Ayrıca kişinin var olan sağlık sorunları da (eşlik eden hastalıklar) göz önüne alınmalıdır. Bu nedenle psikiyatri hastalarının da oruç tutup tutamayacakları kararı hekim ile birlikte verilmelidir.

HAFİF VE ORTA DÜZEY RUHSAL SORUNLAR

Hafif ve orta düzey ruhsal sorunları olan bireyler, sağlık durumları, ilaç etkileşimleri hekim ile değerlendirilerek, sağlıklarını tehlikeye atacak bir risk söz konusu değil ise oruç tutabilirler. Ancak yine bu karar hekim ile birlikte verilmelidir.

DEPRESYON

Depresyon iştah sorunları, karamsarlık, isteksizlik, umutsuzluk, uyku problemleri, değersizlik duyguları, suçluluk duyguları ile seyreden bir hastalıktır. Oruç tutmanın manevi yönü, oruç tutmaya çok istekli olan bireylerde hastaların olumlu duygular yaşamasına yardımcı olabileceği gibi hastalığın şiddetinin artmasına da neden olabilir. Depresyona bağlı olarak enerjisi, iştahı azalan hastanın beslenme sorunları, uyku problemleri, cinsel isteksizlik gibi sorunlarının artmasına neden olabilir. Bu nedenle depresyon hastalarının mutlaka hekimleri ile birlikte karar vermeleri ve ilaçlarını kendi kafalarına göre kesmemeleri gerekir. Unutmayınız ki depresyon hastalığı ruhsal hastalıklar içinde intihara bağlı ölümlere en çok yol açan hastalıktır.

BİPOLAR BOZUKLUK

Bipolar bozukluğa sahip bireylerin tedavilerinde kullanılan LİTYUM TUZU, beraberinde bol su tüketimini gerektirir. Hastaların bu ilacı düzenli kullanmaları gerekmektedir. Çünkü ilacın düzensiz kullanımı, doz atlaması veya alınmaması mani veya depresif atakları tetikler.

Bu ilacı kullanıp sıvı alımını sınırlandırmak ise böbreklere ciddi hasar verebilir. Bunu anlamanın yolu kan kreatinin düzeyini tespit etmektir. Neredeyse her yerde yapılabilen bu tahlil çok iyi bir yol gösterici olabilir. Sadece böbrek sorunları değil lityumun kandaki oranının yükselmesi de yine ciddi zehirlenmelere neden olabilir. Yeşil renkte görmeyle başlayan bu zehirlenmelerin ölümcül olabileceğini hatırlatmakta fayda var.

Bipolar bozukluk hastaları için oruç tutmanın olası olumsuz etkilerinden biri de uyku konusunda olacaktır. Sahura kalkmak, yemek yiyip yatmak, sabah tekrar uyanmak demek, düzensiz uyku demektir ve bu, söz konusu hasta grubu için kaçınılması gereken bir durumdur. Bipolar bozuklukta duygudurumun kontrol altında tutulması ve sabit bir duygusal çizginin yakalanması için düzenli ilaç kullanımının yanı sıra düzenli uyku da şarttır. Uykusuzluğun manik dönemi tetiklediği, bu hastalığın mizacına dair uzun zamandır bilinen bir gerçek. Hastaların bunu muhakkak göz önünde bulundurması gerek.

EPİLEPSİ HASTALARI

Halk arasında “sara” olarak bilinen epilepsi hastalığında da ilaçların düzenli kullanımı ‘hayatî’ derecede önemlidir. İlaçların etkileşimini sadece “ilacı içmiş olmak” sağlamaz. Vücuttaki sıvı kayıpları ve uzun açlık süreleri kan değerlerini (sodyum, potasyum ve kalsiyum gibi elektrolitler, vitamin ve mineral düzeyleri gibi) değiştirip nöbetleri tetikleyebilir. Çünkü bu tarz ilaçların işleyişi, etken maddelerin kanda belirli bir düzeyde bulunmasına dayalıdır. 16 saat boyunca aç ve susuz kalmak, kan şekerinin düşmesi ve sıvı kaybının artması ile ilaç-kan dengesi büyük oranda bozulacaktır. Kan şekerinin 60 ve altına düşmesi, sağlıklı kişilerde bile tek başına epilepsi nöbeti riski yaratır.

 

DEMANS HASTALARI VE YAŞLILIK

Demans hastalarının da oruç tutmaları hastalığın etkilerini olumsuz yönde arttırabilir. Hastalığın ileri seviyelerinde zaten kişinin bilişsel işlevleri zayıflamıştır. Ancak, hastalığın ilk aşamalarında da hastalığın seyrini kontrol altında tutmak adına kullanılan ilaçların günün belirlenen saatlerinde alınması gerekir. Oruç sebebiyle ilaç kullanımının ertelenmesi ve sıvı kaybı “sundown sendromu” diye adlandırılan ve akşam saatlerinde artan şaşkınlık, bilinç dalgalanmaları, hırçın ve saldırgan bir tutum gibi davranış sorunlarına yol açabilir.

Uzun süreli aç ve susuz kalmanın hastalığın seyrine dair olası etkilerini görmezden gelmek pek çok kaynakta tavsiye edilmiyor zaten. Oruç tutmak isteyen ve buna niyetlenen bütün psikiyatri hastalarının muhakkak doktorları ile görüşmesi, tedavileri üzerindeki etkilerini öğrenmesi ve buna göre karar vermesi çok önemli. Tabi ki sadece psikiyatrik hastaların değil, yüksek tansiyon, diyabet ve kalp hastaları gibi düzenli ilaç kullanmak zorunda olan tüm hastaların ve gündelik hayatında yüksek oranda alkol tüketenlerin de uzman doktorlarla görüştükten sonra karar vermesi gerektiğini de hatırlatalım.

ORUÇ TUTARSAM KULLANDIĞIM İLAÇLAR AĞIR GELİR Mİ?

Bu sorunun cevabı yine mevcut sağlık durumunuz ve kullandığınız ilacın etken maddesine ve dozuna bağlı olarak değişir. Psikiyatrik hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçlar kişinin metabolizma hızı, kilosu, karaciğer fonksiyonları, böbrek fonksiyonları, glisemik durumu vb gibi birçok kişisel ve tıbbi duruma bağlı olarak farklı düzeylerde ve çeşitlilikte yan etkilere neden olabilmektedir. Bu nedenle bu ve diğer tüm faktörler göz önünde bulundurularak hekim ile birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.

ORUÇ TUTMADIĞIM İÇİN YAŞADIĞIM OLUMSUZ DUYGULAR İLE NASIL BAŞEDECEĞİM?

İslam dinine göre gebelik, yolculuk, kişinin sağlığını olumsuz yönde etkileyecek hastalık gibi durumlarda oruç farz değildir. Burada önemli olan kişinin sağlığının bozulmaması, yaşamının tehlikeye girmemesidir. Hekimlerin hastalarını oruç tutma durumu konusunda değerlendirmeleri ve bilgilendirmeleri oldukça önemlidir. Oruç tutması tıbbi olarak uygun olmayan bireyler, manevi olarak hissettikleri eksiklik veya suçluluk gibi duyguları öncelikle hekimlerinden aldıkları bilgiler doğrultusunda farkındalık kazanarak, daha sonra da ihtiyaç sahiplerine yardımda bulunmak gibi sosyal izolasyon kurallarına özen gösterecekleri faaliyetler ile gidermeye yönelmeli, duygu ve düşüncelerini paylaşmaları konusunda desteklenmelidir.

Sağlık ve huzur dolu bir ramazan ayı geçirmenizi dilerim. Saygılarımla

 

 

 

 

UMUMİ TUVALETLERDE COVİD-19 ENFEKSİYONU RİSKİNİ DÜŞÜRMEK İÇİN SİFONU ÇEKERKEN KLOZET KAPAĞINI KAPALI TUTUN!

UMUMİ TUVALETLERDE COVİD-19 ENFEKSİYONU RİSKİNİ DÜŞÜRMEK İÇİN SİFONU ÇEKERKEN KLOZET KAPAĞINI KAPALI TUTUN! …

PSİKİYATRİ VE ORUÇ

2021/ Psikiyatri Uzmanı Dr. Sedat İrgil PSİKİYATRİ VE ORUÇ “Psikiyatrik Hastalıklar da biyolojik hastalıklar gibi …

FONKSİYONEL TIP NEDİR ?

FONKSİYONEL TIP NEDİR ? Tıbbın her dalında tanı ve tedavi yaklaşımları bireyselleştirilmiş ve kişiye özeldir. …