BLOG

Ketojenik Diyet Zararlı mı ?

Dr Alp Sırman’ın populer science dergisinde yayınlanan “beslenmenin evrimi üzerine” başlıklı yazısı keton diyetinin çarpıcı yönlerini ve yan etkilerini ortaya koyuyor. Içeriye göre; bu dediklerin hepsi 140 yıllık bir kitaptan esinlenilmiş. Ayrıca kitabı yazan da bir tıp veya beslenme uzmanı değil cenazeye levazımatçısıymış. Bu kitabı 1864’te bir İngiliz cenaze levazımatçısı olan William banting, doktorunun kendisine verdiği beslenme önerilerini uygulayıp zayıfladıktan sonra yazmış. Günümüzde kilo vermeye çalışan çoğu kişi bir cenaze levazımatçısının kendisine verdiği beslenme önerilerini uyguladığında habersiz olabilir. Bizde bu nedenle bu yazıda alıntılar sunuyoruz. Banting 30’lu yaşlarında şişmanlamaya başlamış. Onun için o dönemde hareket etmek bugünkü gibi obeziteye karşı çözüm olarak görüyormuş. Bu nedenle Nehir kıyısında Oturan Banting 2 saat boyunca kürek çekmiş. Ancak bu durum onun iştahının daha da çok açılmasına sebep olmuş ve daha fazla yemek yemesiyle sonuçlanmış. Ancak bu durum onun daha fazla kilo almasına sebep olmuş. 1862 yılında bir 65 boyunda 91 kilo olan adam günlük aktivitelerini yerine getirmekte zorlanıyormuş. Nefes darlığı bel fıtığı gibi rahatsızlıklardan ve duyma güçlüğünden yakınan Banting kraliyet cerrahi Akademisi üyesi dr. William Harvey’den bugün için tarihi kabul edilen bir randevu almış. Bu sırada Dr. William Harvey, Paris’te yapılan bir Tıp kongresinden dönmüş ve zamanın ünlü fizyoloğu Claude Bernard’ın karaciğerin şeker metabolizması ve şekerin depolanması ile ilgili çalışmalarından çok etkilenmiş. Claude Bernard aç bırakılan köpeklerin karaciğer toplardamarların da yüksek düzeyde şeker tespit ettiği için, karaciğerin şeker metabolizması ve saklanmasındaki rolünü biliyordu. Sindirim metabolizması üzerinde çalışmalar yaptığından sindirim sistemi fizyolojisi ve diyabet konusunda dönemin en bilgili bilim insanıydı. Dr. Harvey kulaklarındaki duyma sorunu için gelen Banting’in göbeğinden gözlerini alamaz ve öğrendiği bilgileri onun üzerinde kullanmak ister. Banting’e bugün yaygın kullanılan düşük karbonhidrat ve yüksek yağlı bir diyet verir. Banting bu diyet ile 1 yılda 25 kilo verir ve son 26 yılının en sağlıklı günlerini geçirir. Bu sonuçtan o kadar etkilenir ki bir kitap yazar. Letter on Corpulance . Tarihin ilk yüksek protein,yağ ve düşük karbonhidrat içeren diyet kitabı da böylece 1864 tarihinde bir kulak burun boğaz uzmanı önerileri ile yazılmış olur.

Dr. Alp Sırmanın ilgili makalesinden özetle;

Ketojenik diyet

Önce şu konuyu belirteyim, ketojenik diye isimlendirilen ama ketojenik olmayan bol Kuruyemiş, bezelye proteini veya ünlülerin yaptığı ketojenik görünümlü diyetler ile ilgisi yok. Kısaca konumuz beslenmenin evrimi, modası değil. Düşük karbonhidratlı beslenmenin tarihinde biraz daha geriye gidelim. 140 yıl da neymiş diyenler için sanırım 4000000 yıl yeterli olur. 4000000 yıl önce de dönem dönem göbek çevremizdeki birikmiş yağları ketojenik diyet ile tüketip zayıflıyorduk. Fakat burada önemli bir ayrım var. 4000000 yıl önce çok şişmanladık biraz Keto beslenelim de zayıflayalım karşı kabilede yakışıklı/güzel bir şempanze var ona güzel görüneyim gibi bir amacımız yoktu. O yıllarda Ne yesem diye bir seçimde yapamıyorduk. Ne bulursak onu yiyorduk. Hayatta kalmaya çalışıyorduk. Peki neden ketojenik diyet yapıyorduk? İnsan bile değilken. Alt tarafı şempanze, şişman olsa ne olur zayıf olsa ne olur diye düşünen kişiler olabilir açıklayayım: Yapmak zorundaydık. Zorunluluk kış koşullarında başka tür beslenme seçeneğimiz olmamasından kaynaklanıyordu. Menümüzde olan, soğuktan donmuş hayvan kemiklerinin içindeki ilikleri emmeye çalışmaktı. Ayrıca şanslıysak kemik üzerindeki bir miktar et parçalarını da sıyırıyorduk. Birazda bitki kökleri.

Şimşek hızıyla fırlayan göbek

Bizler meyveleri yiyip mümkün olduğunca yağlanan, yağ biriktiren, kışın da o yağları tüketerek hayatta kalan bir türüz. Bugün unlu ürünler ,şekerler özellikle rafine şekerler gibi basit karbonhidrattan zengin beslendiğimizde Şimşek hızıyla göbeğimizin çıkmasıda bu türün devamı olmamızdan kaynaklanıyor. Az önce yazdığım gibi basit şekerler ve Karbonhidratları hemen yağa çevirmek üzere düzenlenmiş bir metabolizmamız var. Sonbaharda meyveler olgunlaşıyor, biz olduğumuz tüm meyveleri oburca tüketiyoruz ve bu sırada doyma hissi bile oluşmuyor. Çünkü doyma refleksi olursa ağaçtaki meyvelerin ya da büyük bir şans ile bulduğumuz balın tümünü yeme şansımız ortadan kalkar. Kim bunlar kışa hazırlık için. Peki bu sistem 7/24/365 yiyeceğin bol olduğu ortamda ne yapar? Obezite ve metabolik hastalık tablosu tabii. Tarım devriminden bu yana yiyecek bol, neden obezite son 30 yılın hikayesi olarak ortaya çıktı diye soracak olursak hazır besin endüstrisi ve içecek endüstrisi bu problemi ortaklaşa bir şekilde son dönemde yarattı.

Ketojenik diyet zararlı mı?

Bizler kış dönemlerinde ketojenik diyet, yani bulduğumuz hayvanların Kemik iliklerindeki yağ ve çok az karbonhidrat ile kış koşullarında yaşamaya göre evrildik. Ama bu beslenme şekli uzun süreli beslenmeye uygun değil. Çünkü uzun süreli ketojenik beslenme yani altı aydan fazla süre ketojenik beslenildiğinde;

  • Lif olmadığından mikrobiyotamız sağlıksız hale geliyor ve kabızlık başlıyor.
  • Düşük düzeyde asidoza yol açtığından kemiklerde bulunan kalsiyum çözünüyor ve bu böbrek taşlarına ve kemik erimesine yol açıyor.
  • Lipid profilinde hiperlipidemi yönünde değişim oluşuyor, kolesterol düzeyi yükseliyor.
  • Çocuk ve gençlerde asidoz baskılanan büyüme hormonunun yol açtığı kemik gelişimi ve büyüme problemleri ortaya çıkabiliyor.

Ketojenik diyet kilo verme amaçlı uygulanabilir ama en kısa zamanda sağlıklı beslenme rejimine dönülmesi şartıyla. Tekrarlamak istiyorum buraya kadar okuduklarınız orijinal ketojenik diyet. Zaten güncel ketojenik diyetler ismi değiştirilmiş Akdeniz diyetine dönüşmüş durumda ve içinde bitkisel yağlar ve daha fazla protein, sebzeler,kuruyemişler ve salatalar var. Bilindiği gibi Akdeniz diyeti ve yaşam şekli de en sağlıklı beslenme şekli. Bilimden ayrılmayın.

Kaynak: Popular Science / Eylül / 2019 /

Sayfa içeriği bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için hekiminize danışınız.

Write a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GIDA KATKI MADDESİ E171- TİTANYUM DİOKSİT PLASENTADAN GEÇEBİLİYOR

Daha önceki yıllarda fareler üzerinde titanyum dioksit isimli maddenin farelerin gelişimini olumsuz etkilediği yönünde …

IMPOSTOR SENDROMU

İlk defa Pauline Rose Clance & Suzanne Imes’ın 1978’de yayımladıkları makalede karşılaştığımız ‘imposter …