Kategori: Sağlık

Alternatif Tıp Uygulamalarının Depresyon Hastalığında Etkinliği

Klinik depresyon hastalığı için tamamlayıcı ve alternatif tıp tedavilerinin etkinliğinin araştırıldığı bir çalışmada, sistematik derecelemede incelenen iki tedavi yöntemi dışında etkinliklerinin düşük olduğu tespit edildi.

Monoterapi olarak yani tek başına veya diğer tedaviler ile birlikte uygulanan alternatif tedavilerin etkinliğini inceleyen çalışmada çeşitli veritabanları araştırıldı. Advers olaylara ek olarak depresyonun şiddeti, yanıt, remisyon ( iyileşme) ve replas (tekrarlama- nüks etme) üzerindeki etkileri araştırılan çalışmada, 7104 erişkin hasta ile yapıldı. Sonuçlar sadece 2 tür tedavinin orta derecede etkili bulunduğunu ortaya koydu. Yapılan çalışmada tekrarlayan majör depresyon vakalarında farkındalığa dayalı bilişsel terapinin, standart antidepresan tedaviye göre daha etkili olduğunu ortaya koydu. Akupuntur, aromaterapi, probiyotikler,triptofan, B ve D vitaminleri, çinko ve magnezyum, omega 3 yağ asitlerinin depresyon tedavisinde etkinliğinin daha düşük olduğu belirlendi.

*Belirtmek gerekir ki B vitamini, D vitamini veya minerallerin eksikliğinin bulunması bu araştırma sonuçlarının dışındadır. D vitamini ve B vitamini eksikliğinin depresyon ve diğer ruhsal hastalıkların oluşumundaki rolü ve tedavide bu eksikliklerin giderilmesine yönelik yapılan yaklaşımlar tabii ki etkili sonuçlar vermektedir. Çünkü zaten var olan eksiklikler tedavi ile kombine olarak yerine konulmaktadır. Araştırmada ise ekstra vitamin veya gıda takviyelerinin tedaviye eklenmesinden bahsedilmiştir. Probiyotikler için de durum aynıdır. Emilim bozukluklarının tedavi edilmesinde probiyorik tedavi etkinliği mevcuttur.

Kaynak: https://www.psychiatryadvisor.com/home/topics/mood-disorders/depressive-disorder/cam-therapies-evaluated-for-the-treatment-of-clinical-depression/?utm_source=newsletter&utm_medium=email&utm_campaign=pa-update-hay-20190815&cpn=psych_all&hmSubId=&hmEmail=zlb62feMTgU1&NID=&email_hash=d6001e4ea1b3a1750389924db35f8787&mpweb=1323-64948-348269

 

Sayfa içeriği bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için lütfen hekiminize danışınız.

Bilim adamları, çölyak hastalığının teşhisinde kan testinin temelini oluşturabilecek biyobelirteçleri belirlediler.

Çölyak Hastalığı ince bağırsağın, Gluten adlı proteine karşı ömür boyu süren ve kronikleşen alerjisi, hassasiyetidir. Buğday, Arpa, Çavdar ve Yulaf gibi tahıllar Gluten içerir. Alınan gıda, ince bağırsakta bileşenlerine ayrıştırılıp bağırsak mukozası üzerinden kana karışır. Vücudumuzun yeterince gıda alabilmesi, ince bağırsakta çok sayıda bulunan ve villus çıkıntıları olarak adlandırılan kıvrımlar tarafından sağlanır. Çölyak Hastaları Glutenli yiyecekler tükettiklerinde bağırsak mukozasında alerji nedeniyle villus çıkıntıları ve kıvrımları tahrip olarak azalır ve küçülürler. Böylece bağırsak yüzölçümü gittikçe azalır ve alınan gıdalar emilemez hale gelir. Sonuçta beslenme yetersizliği, arkasından da hastalık belirtileri ortaya çıkar.

Çölyak hastalığının teşhisinde uygulanan tetkiklerin sonuçlanması uzun sürmektedir. Ancak hastalığın erken dönemde hızlıca tespiti, ,istenmeyen etkilerin ortaya çıkmasını engelleyecektir.

İmmusanT’ın Bilimsel Sorumlusu Dr. Robert P. Anderson, “Çölyak hastalığı olan hastaların glütene maruz kaldıktan hemen sonraki saatlerde yaşadıkları enflamatuar reaksiyonu tanımladık. “diyerek, bulguların aynı zamanda çölyak hastalığı olmayan (ancak benzer semptomları olan) insanları tespit etmeye yardımcı olan ve onları daha uygun tedavilere yönlendiren yöntemlere yol açabileceğini öne sürüyor. Çölyak hastalığı, Dünya Gastroenteroloji Örgütü’nden alınan rakamlara göre , Batı ülkelerindeki insanların yaklaşık % 1’ini etkileyen yaşam boyu süren bir durumdur .

Çölyak hastalığının belirtileri arasında şişkinlik, ishal , kusma, dışkıda çok fazla yağ bulunması (steatorre), demir eksikliğine bağlı anemi ve kilo kaybı sayılabilir . Çocuklarda, gelişme geriliğine sebep olabilir.

Anderson ve meslektaşlarının yapmış olduğu araştırmanın sonucunda, gereksiz yere diyet kısıtlamasına gerek kalmadan, kan testi ile çölyak hastalığının varlığı kesin olarak tespit edilebilecek.

Sayfa içeriği bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için lütfen hekiminize danışınız.

Kaynak : https://www.medicalnewstoday.com/articles/326018.php?utm_source=newsletter&utm_medium=email&utm_country=TR&utm_hcp=yes&utm_campaign=MNT%20Weekly%20News%202019-08-14&utm_term=MNT%20Weekly%20News

 

Cilt Kanserine Karşı Nano Aşı

Melanom, derinin en üst tabakasında bulunan “Melanosit” adı verilen renk hücrelerinin çevresel ve kalıtımsal etkiler nedeniyle kötü huylu hücrelerle çoğalması sonucu ortaya çıkan ciddi bir cilt kanseridir. Deri kanserinin en tehlikeli formlarından biri olarak kabul edilir.

Melanomlara diğer cilt kanserlerine göre daha az rastlanır ancak cilt kanserine bağlı ölümlerin yaklaşık olarak %75’i melanomlara bağlı olarak gelişir. Kanser hücreleri çok hızlı büyüyen ve sistemik olarak yayılan bir davranış sergiler.

Eğer geçmişte alınmış bir erken dönem melanom sahibiyseniz, diğer kişilere kıyasla bu kansere yakalanma riskiniz ortalamanın üzerindedir. Bu nedenle ayrıca dikkat göstermeniz gerekmektedir. Ortaya çıkan bir leke veya lezyonda görülen birkaç işaret akla melanom şüphesini getirebilir.

Eğer yeni oluşan bir ben ya da cilt değişikliklerine sahipseniz, ya da aşağıda belirtilmiş olan özelliklere sahip bir ben taşıyorsanız hemen doktorunuza görünmelisiniz:
-Gittikçe büyüyen
-Şekli değişen, özellikle düzensiz kenarlı bir görünüm almaya başlayan
-Rengi değişen – daha koyu renkli, yamalı ya da çoklu gölgeli olan
-Kaşıntılı ya da ağrılı
-Kanamalı ya da kabuk tutmuş
-İltihap görüntülü

Özellikle 3 ya da daha fazla tona sahip kahverengi ya da siyah benlerin melanom olma ihtimali söz konusudur.

Son zamanlarda yapılan bir çalışmada, melanom cilt kanseri gelişiminin önlenmesi ve tedavisinde yeni bir yöntem araştırılmaktadır. Bu çalışmanın sonuçları Ağustos 2019’da Nature Nanotechnology dergisinde yayınlanmıştır. İsrail’deki Tel Aviv Üniversitesi’ndeki (TAU) bilim adamlarına göre, nano aşılar bağışıklık sistemini hastalığa karşı duyarlı hale getiriyor.

Melanom özellikle pigment melanin üreten vücuttaki cilt hücrelerine saldırır. Melanomdan etkilenen hücrelerin içinde peptid adı verilen belirli amino asit zincirleri bulunur. Araştırmacılar, yaklaşık 170 nanometre büyüklüğünde (bir nanometre metrenin milyarda biri) çok sayıda nano partikül ile birlikte melanom hücrelerinde bulunan 2 spesifik peptid zincirini kullandılar.

Elde edilen “nano aşı”, melanomdan muzdarip olduğu tespit edilen farelerin kan dolaşımına eklendi. Su çiçeği ve çocuk felci gibi bulaşıcı hastalıklar için mevcut diğer aşılar gibi, nano aşılar bağışıklık sistemini uyarmak için benzer şekilde çalışıyor.

Farelere nano aşı uygulaması aşamaları;

Aşama 1:

İlk aşamada, aşının koruyucu etkileri araştırıldı. Farelere nano aşı uygulanması ile melanom hücreleri kan dolaşımına katıldı ancak hastalık gelişmedi. Bu durumda aşının melanoma karşı koruyucu bir yöntem olup olmadığıtest edilmiş oldu.

Aşama 2:

Çalışmanın ikinci aşaması, aşının hastalığın erken ve orta aşamalarının bir belirtisi olan primer tümörler üzerindeki etkinliğini test edildi. Mevcut immünoterapi tedavileri, belirlenmiş nano aşı dozlarıyla birleştirildi ve melanom tümörlerinden muzdarip olan fareler üzerinde test edildi.

İmmünoterapinin ve gelişmiş nano aşının kombine tedavisi, etkilenen farelerde melanomun ilerlemesinde önemli bir gecikmeye neden oldu ve yaşam süresini beklenenin üzerinde arttırdı.

Aşama 3:

Bu çalışmanın son ucu, beyinde metastaz yapan melanom ve melanomun geç evrelerinde muzdarip hastalara ait doku üzerinde yapıldı. Bu test, önceki testlerin sonuçlarını doğruladı ve nano aşıların, hastalığın ilerlemesini daha sonraki aşamalarda bile yavaşlatabildiğini gösterdi.

Bu çalışma bize nano aşıların melanomdan muzdarip binlerce kişiye gerçekten yardım edebileceğini ve hastalığın metastaz yapmasını engelleyebileceğini gösteriyor.

Nano aşıların  geliştirilmesine yönelik araştırmalar halen devam etmektedir, ancak TAU araştırmacıları, melanom aşılaması ile ilgili araştırmaların, başka çeşitli kanser türlerinin tedavisi için de etkili  olacağını umuyor.

Sayfa içeriği bilgilendirme amaçlıdır tanı ve tedavi için lütfen hekiminize başvurunuz.

Kaynak: https://www.ba-bamail.com/content.aspx?emailid=33489

PSİKİYATRİ VE ORUÇ

2021/ Psikiyatri Uzmanı Dr. Sedat İrgil PSİKİYATRİ VE ORUÇ “Psikiyatrik Hastalıklar da biyolojik hastalıklar gibi …

FONKSİYONEL TIP NEDİR ?

FONKSİYONEL TIP NEDİR ? Tıbbın her dalında tanı ve tedavi yaklaşımları bireyselleştirilmiş ve kişiye özeldir. …

YAŞLILARDA İŞTAHSIZLIK SORUNU ÖNEMLİ SAĞLIK SORUNLARINA NEDEN OLABİLİR

Yaşlanma, birçok değişikliği beraberinde getiren yaşamın kaçınılmaz bir parçasıdır. Çok sık gündeme gelmeyen …