Kategori: <span>Kadın Sağlığı</span>

hamilelikte unutkanlık

Hamilelik ve unutkanlık

Hamilelik modu gerçek mi?

NEDEN HAMİLE KADINLARDA BİLİŞSEL GÜÇLÜKLER ARTIYOR?

Hamilelik kadın vücudunda önemli değişikliklerin olduğu bir dönemdir.  Hormonların etkisi ile hem fiziksel hem de ruhsal olarak meydana gelen değişiklikler anneliğe adaptasyonun artmasını sağlarken, majör depresyon riski ve bazı bilişsel süreçlerde azalmaya da neden olabiliyor.

Hamilelik sırasında anne adayının beyninde meydana gelen değişikliklerin incelenmesi, artan majör depresyon riskinin nedenlerinin belirlenmesi açısından önem taşıyor.
Psychoneuroendocrinology dergisinde 8 Ağustos 2021 de yayınlanan bir araştırmaya göre, Gebelikte medial prefrontal kortekste gri madde ve glukomat düzeyleri azalıyor. Bu durum bilişsel bazı fonksiyonlarda azalmaya neden oluyor.

Daha çok beyin korteksinde bulunan,beyincik, talamus, hipotalamus, bazal ganglia, beyin sapı ve omurilik kısımlarında daha az miktarda bulunan ve bilginin işlenmesinden sorumlu olan gri maddede azalma, Öğrenme ve hafıza işlevleri, motor fonksiyonları, sosyal beceriler, dil ve sorun çözme mekanizmalarının da bir miktar azalmasına neden oluyor.

Anne adaylarının sık şikayet ettiği, unutkanlık, dikkat dağınıklığı gibi sorunların temelinde bu süreçlerin etkili olduğu düşünülüyor. Ancak bilim insanları “önemli olan sadece doku miktarı değil” diyor. Memeli beyninin en çarpıcı özelliklerinden biri, yüzeyinde gri madde kıvrımlarına sahip olması ve ceviz benzeri bir görünüm kazanması. Bu kıvrımlar yüzey alanını artırıyor, hücreleri birbirine yaklaştırıyor ve daha hızlı iletişim kurmalarına imkân tanıyor.

Covid-19, diabet hastalığı, hareketsiz yaşam, aşırı kafein tüketimi, sağlıksız beslenme, düzensiz ve yetersiz uyku gri madde azalmasında etkili olduğundan, coronavirüsten korunma, gebelikte sık görülen diyabet hastalığından korunma, sağlıklı ve düzenli beslenme ve uyku düzeninin sağlanması sadece sağlıklı bir gebelik süreci için değil bilişsel fonksiyonların korunmasında da önem taşıyor.

KAYNAK: Sağlıklı Gebelerin Medial Prefrontal Korteksinde Glutamat Seviyeleri Gebe Olmayan Kontrollere Kıyasla – ScienceDirect

BİLGİLENDİRME AMAÇLIDIR. Tanı ve tedavi için hekiminize danışınız

 

menopoz

Hormon Tedavisi Alzheimer Riskini Düşürüyor

Hormon Tedavisi Alzheimer Riskini Düşürüyor

2016 yılında Menopoz Döneminde Hormon Tedavisi ve Demans başlıklı yazıda menopoz sonrası hormon tedavisinin demans riskini azalttığına yönelik bilgiler yer almaktaydı. https://sedatirgil.com/kadin-sagligi/menopoz-doneminde-hormon-tedavisi-demans/ Hormon tedavilerinin faydaları ve zararlarına yönelik araştırmalar bir yandan devam etmekte iken Arizona Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nin yeni bir çalışması, hormon tedavisi gören kadınların Alzheimer hastalığı da dahil olmak üzere nörodejeneratif hastalıklar geliştirme olasılığının daha az olduğunu yayınladı.

UArizona Beyin Biliminde İnovasyon Merkezi direktörü ve makalenin kıdemli yazarı Roberta Diaz Brinton, “Bu, hormon tedavilerinin nörodejeneratif hastalıkları azaltmasına yönelik yapılan ilk çalışma değil” dedi. “Ancak bu çalışmada önemli olan, Alzheimer da dahil olmak üzere nörodejeneratif hastalığın önlenmesinde hassas hormon tedavilerinin geliştirilmesidir” dedi.

Hormon tedavisi, sıcak basmaları, gece terlemeleri, uykusuzluk, kilo alımı ve depresyonu içerebilen menopoz semptomları için en etkili tedavidir. Çalışma sırasında Dr. Brinton ve araştırma ekibi, menopozda olan 45 yaş ve üstü yaklaşık 400.000 kadının sağlık verilerini inceledi.

Alzheimer & Demans: Çevirisel Araştırma & Klinik Müdahaleler’de yayınlanan çalışma, altı yıl veya daha uzun süre menopoz hormon tedavisi gören kadınların Alzheimer’a yakalanma olasılığının% 79 ve herhangi bir nörodejeneratif hastalık geliştirme olasılığının% 77 daha az olduğunu buldu. Kullanım süresi, kullanım yolu (ağzıdan veya bant olarak) gibi faktörlerin risk oranı üzerinde etkili olduğunu bildirdi.

Ek olarak, bir yıldan uzun süren uzun süreli tedavinin Alzheimer, Parkinson hastalığı ve demans üzerindeki koruyucu etkisi, bir yıldan kısa süreli tedaviden daha fazlaydı.

KAYNAK :

Alzheimer riskini azaltmak için hassas hormon tedavilerini ilerletmeye yönelik bir adım — ScienceDaily

Bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için lütfen hekiminize danışınız.

 

 

KETON DİYETİ !!!

Düşük karbonhidrat ve yüksek miktarda yağ alınarak uygulanan,vücudun ana enerji kaynağı olarak glikozu değil keton cisimlerini kullandığı Keton diyeti bilimsel temellere dayanan,epilepsi ve kanser hastalıklarında olumlu etkileri üzerinde durulan bir diyettir. ketojenik diyetle ilgili araştırmalar epilepsi hastalarının tedavisinde,keton diyetinin özellikle dikkat, uyanıklık, aktivite düzeyi, sosyalleşme ve uyku kalitesi açısından davranış ve bilişsel işlevlerde olumlu etkisinin olduğunu göstermiştir.

Dirençli epilepside ketojenik diyet ile hastaların yarısının nöbet sayılarında belirgin azalma ve yaklaşık %15’inde ise tam nöbet kontrolü bildirilmiştir.

Sara hastalarında ketojenik diyetin,Karbonhidrat metabolizması kaynaklı nöbet uyarımını engellediği,Beyin metabolizmasını dengelediği düşünülmektedir.

Sağlıklı bireylerde ise daha hızlı ve etkin düşünme,dikkati arttırma gibi etkileri araştırma sonuçlarındandır.

Keton diyeti ALZHEİMER’lı hastaların,beyin tümörü bulunan hastaların ve parkinson hastalarının tedavisinde başarı ile uygulanmış ve alzheimerlı hastalarda ilk haftadan itibaren etkili olmaya başlamıştır.Ketojenik beslenme anti aging uygulamalarında da kullanılmaktadır.Metabolik hastalıklar ve kilo kontrolü bu diyetin çıkış noktasıdır.

Keton diyeti kalp damar sağlığı açısından incelendiğinde LDL düzeylerini düşürüp HDL düzeylerini arttırdığı araştırmalarda yer almaktadır.yüksek kilolu olan 66 denek üzerinde yapılan çalışmada LDL düzeyi yüksek olan 35 kişiye ve LDL düzeyi normal olan 31 kişiye keton diyeti uygulanmış,her iki gruptada LDL düzeylerinin düşüp HDL düzeylerinin yükseldiği görülmüştür.Başka bir araştırmada ise trigliserit ve LDL düzeyi yüksek olan hastalardan bir kısmına yağdan fakir diyet,diğer gruba ise keton diyeti uygulanmış ancak keton diyeti uygulanan grupta kolesterol değerlerindeki düşüşün daha fazla olduğu ölçülmüştür.

Keton diyetinin kilo kontrolündeki yeri de araştırmalara konu olmuş,kilo kontrolündeki etkilerinin diğer diyetlere oranla daha fazla olduğu,kas kütlesini koruyarak yağ oranının azalmasını sağladığı görülmüştür.Bu noktadan yola çıkarak keton diyetinin kas kütlesini arttırarak kilonun büyük kısmının yağ dokusundan verildiğini,buna bağlı olarak kilo kontrolünün daha uzun vadede etkili olduğunu söyleyebiliriz.

Keton diyeti ile ilgili internette çok fazla bilgi bulunmaktadır.Ancak bu diyet yüksek yağ oranı içerdiğinden ve belirli seviyelerde uygulanması gerektiğinden,diyet sırasında sıvı alımı ve elektrolit düzeylerinin izlenmesi gerektiğinden bilinçsiz bir şekilde yapılmamalı,mutlaka bir uzman kontrolünde uygulanmalıdır.Yüksek yağ içeren besinler alındığından kalp damar sağlığı açısından sağlıklı yağları tercih etmek çok önemlidir.doymuş yağlardan olabildiğince uzak durmak gerekmektedir.kısaca sıvı yağlar olarak bilinen zeytinyağı yada çekirdek yağları kullanılabilir.Hamilelik,emzirme ve kalıtımsal hiperkolesterolemi ve elektrolit bozukluğu olan kişilerde bu diyet önerilmemektedir.

Polikistik over hastalığı olan kadınlarda da keton diyetinin etkileri araştırılmaktadır.

Son zamanlarda yapılan araştırmalar keton içeren gıdalarla uygulanan diyetlerde,kan şekeri dalgalanmalarının daha az olduğunu göstermektedir.Bu çalışmalar gelecekte tip 2 diyabet hastalarının keton takviyeli beslenme ile kan şekerlerinin kontrol altına alınabileceğini ileri sürmektedir.insülin direnci olan bireylerde de keton diyeti uygulanabilir.

Yağlar, tereyağ, hindistan cevizi yağı, zeytinyağı, yumurta, meyve ve sebzeler, yeşil salata, kabak, avokado, brokoli, ispanak, karnabahar, frambuaz,süt ürünleri,peynir keton içeren gıdalardan bazılarıdır.

Aile hekiminize ve uzman doktorunuza danışınız. Sayfa içeriği bilgi vermek amaçlıdır.

Menopoz Döneminde Hormon Tedavisi ve Demans

Menopoz sonrası kullanılan östrojen hormonu, beyni bunamadan koruyup, zihinsel yetileri daha kalıcı kılabilir mi? Kadınların yer aldığı küçük odak gruplarda yapılan laboratuvar araştırmaları ve gözlemsel çalışmalar, bunun olabileceğini öngörüyor. Öte yandan Mayıs 2003’de bilim adamlarının yer verdiği geniş bir klinik çalışma raporuna göre; 65 yaş ve üstü kadınlarda östrojen ve progesteron hormonlarının her gün alımının bunamadan koruyucu bir özelliği olmadığını veya zaman içinde ilerleyişini yavaşlatmadığını ortaya koydu. Hatta gerçekte, östrojen ve progesteron alan yaşlı kadınlar, kontrol grubundaki kadınlara oranla iki kat daha bunama riskine sahip bulundular. Bu kez de kadınların menopoz sonrası hormon tedavisi uygulaması görmelerinin, bunamadan koruyucu veya zihinsel yetileri kalıcı kılmakla ilgili olmadığı öngörüldü. Read more