Kategori: Aile

Reaktif bağlanma bozukluğu

Reaktif bağlanma bozukluğu

insanların başkalarıyla bağ kurmakta güçlük çektikleri psikiyatrik bir durumdur. Genellikle erken çocukluk çağı travmasının bir sonucudur. Erken duygusal bağlar kuramamak, bir çocuğun duygusal olarak başkalarıyla ilişki kurmayı bırakmasına ve davranış sorunları geliştirmesine neden olabilir.

-Yetimhanede büyümek,

-Sık sık değişen bakıcı,

-Annenin madde ve alkol kullanımı,

-İstenmeyen veya çok erken yaştaki gebelikler,

-Fiziksel ve duygusal reddedilme,

-Huzursuz, tutarsız veya ser aile ortamı ve tutumu,

-Ruhsal travmaları,

-Çocukluk çağında yaşanan cinsel, fiziksel, duygusal istismar Reaktif bağlanma bozukluğunun nedenlerindendir.

Bu çocuklar biraz büyüdüklerinde, semptomları genellikle iki genel modelden birine girer;

Birinci modelde çocuklar genellikle çevrelerinde olanların farkındadırlar, ancak tipik olarak dış uyaranlara tepki vermezler. Geri çekilir ve duygusal olarak tepkisizdir. Aile, Bakıcı veya başkalarından sevgi -şefkat istemeyebilirler, bunun yerine kendilerine kalmayı tercih ederler. İkinci modelde ise ; çocuklar yabancılara karşı aşırı arkadaşça davranabilirler, yaşlarından daha küçük davranarak, potansiyel olarak güvensiz bir şekilde başkalarından ilgi ve şefkat isteyebilirler.

Otizm  ve reaktif bağlanma bozukluğunun belirtileri birbirine çok benzer;

-Geç konuşma,

-Yönergelere uygun tepkide bulunmama,

-Sarılma ve dokunmaya karşı aşırı hassasiyet

-İletişim bozukluğu,

-Takıntılı davranışlar (sallanma, etrafında dönme vb),

-Donuk ve mutsuz yüz ifadesi,

-Sembolik oyunlar oynamama,

-Sosyal ortamlardan kaçınma,

-Göz teması kuramama,

-Rutin davranışlar reaktif bağlanma bozukluğunda görülür.

Tedavi için öncelikle durumun tanılanması ve olası nedenlerin belirlenmesi gerekir. Tedavi olmayan çocuklar ergenlik ve yetişkinlikte;

-Fiziksel temastan kaçınma

-Başkalarına şefkat veya ilgi göstermede zorluk

-Empati eksikliği

-Zayıf sosyal beceriler

-Başkalarıyla istikrarlı ilişkiler kurmakta zorluk

-Zayıf hafıza veya problem çözme becerileri gibi bilişsel problemler,

-Öfke problemleri,

-iş yaşamı sorunları,

-Madde ve alkol kullanımı,

-Depresyon ve anksiyete bozukluğu gibi ruhsal sorunlar yaşayabilir.

Tedavi her yaşta uygulanabilir. Ancak erken müdahale elbetteki daha fazla fayda sağlamaktadır. Ailenin, çocuğun bakımından sorumlu kişilerin, öğretmenlerin katılımı tedavi için çok önemlidir. Bu tanıyı almış birçok birey, zamanında aldığı eğitim ve tedaviyle normal gelişim gösteren akranlarına yetişebilmektedir.

Bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için hekiminize başvurunuz.

Çocuklar İçin Güvenli İnternet Kullanımı Nasıl Olmalı ?

Çocuğunuzu İnternette Bekleyen Riskler:

İnternet erişiminin gittikçe kolaylaştığı günümüzde, çocukların internet erişimi olan teknolojik cihazları kullanma isteği normaldir. Çocukların internette en sevdiği içeriklerden bir tanesi oyunlardır. Çocuklar kendi hallerine bırakıldığında oynamak istediği oyunları hiçbir filtreden geçirmeden kullanıyorlar. Bunu yaparken ücretsiz servislere başvuruyorlar. Gelir kaynağı reklamlar olan bu servislerde, şiddet ve korku içeren videolarla karşılaşıyorlar. Bahis sitelerine veya müstehcen sitelere tek tıkla geçiş yapabiliyorlar.

Çevrimiçi oynanan oyunlarda başka oyuncular ile konuşma ve yazışma imkanı da ayrıca risk oluşturmaktadır. Çocukların dışarıda tanımadığı biriyle konuşması ne kadar riskliyse çevrimiçi ortamdaki yazışmalar da aynı şekilde risklidir. Yazışmanın diğer ucundaki kişi kötü niyetli bir yetişkin olabilir. Çocukların duyguları kolayca manipüle edilebilir olduğundan karşıdaki kişi çeşitli direktifler vererek yanlış yönlendirmeler yapabilir. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’na (BTK) göre çocuklara, 13 yaşından önce sosyal medya profili oluşturmamalıdır.

Çocuklara Güvenli İnternet Ortamı Oluşturmak için Önlemler:

  • Öncelikle çocuğunuzun internet kullanımını denetleyebilmek için internet ve bilgisayar teknolojileri konusunda bilgi sahibi olmalısınız ve bu konuda kendinizi geliştirmelisiniz.
  • Çocuğunuzun bilinçli bir şekilde internet kullanmasını sağlamak için kurallar belirlemeli ve kurallara uyup uymadığının takibini yapmalısınız.
  • Çocuğunuzu internetteki tehlikelerden korumak için bilgisayarlarında güncel antivirüs, filtre ve güvenlik duvarı programları uygulamaları kullanmalısınız.
  • Çocuğunuzu, çevrimiçi ortamda kendilerini rahatsız ya da tehdit altında hissettiren bir şey veya bir kişi olduğunda size iletmeleri için teşvik etmelisiniz.
  • Ayrıca kendi sosyal medya hesaplarınızdan çocuğunuzun fotoğraflarını ya da kişisel bilgilerini asla paylaşmamalısınız (hangi okula gittiği gibi).
Yaş Aralıklarına Göre Önerilen İnternet Kullanım Süreleri
0-2 yaş Kullanımı ASLA önerilmemektedir
Okul öncesi (2-5 yaş) 30 dakika
İlkokul 45 dakika (ödev hariç)
Ortaokul 1 saat
Lise Aile tarafından belirlenen haftalık sınıra göre günlük kullanımlarını kendisi planlamalı

 

Ailelerin, farklı yaş grubundaki çocuklar için, güvenli internet ve bilgisayar kullanımını sağlamalarına yönelik önerilerden bazıları şunlardır:

2-10 Yaş Grubu Çocuklar:

  • Çocuk bilgisayar başında yalnız bırakılmamalıdır.
  • Bu yaş dönemi çocukların oyun çocuğu olduğu unutulmamalı, anne ve baba gözetiminde, süreyi aşmadığı sürece oyun oynamasına izin verilmelidir.
  • Çocuklar, anne veya babalarıyla birlikte bilgisayarda oluşturulan resim albümlerine bakabilir, kendi yaşlarına göre yapılmış web sitelerini dolaşabilirler.
  • Bilgisayar tüm aile fertlerinin görebileceği bir yerde, evin ortak kullanım alanında olmalıdır.
  • Hangi siteleri ziyaret edebileceği konusunda anlaşma yapılmalıdır.
  • Çocuklara uygun ya da ebeveyn denetimi olan bir arama motoru kullanılmalıdır. (Google Safe Search for Kids gibi)
  • Çocuğun kendine ait bir e-postası olması yerine aile adına alınmış e-posta adresini kullanması sağlanmalıdır.
  • Çocuk 7 yaşından itibaren internette gizlilik ve kişisel verilerin önemi konusunda eğitilmeye başlanmalıdır. Her nerede internet erişimi yaparsa yapsın kendisi ve aileleri ile ilgili hiçbir bilgiyi kimseyle paylaşmaması konusunda uyarılmalıdır.
  • Ailesinden izin almadan internetten herhangi bir dosyanın (müzik, resim, oyun) indirilmesi gerektiği, bilgisayara virüs ve casus yazılımların bulaşabileceği anlatılmalıdır.
  • Aileler çocuklarına gerçek dünyadan gelebilecek zararları nasıl anlatıyorsa internet ortamından gelebilecek tehlikeleri de anlatmalıdır.

10-16 Yaş Grubu Çocuklar:

  • Lise öğrencisi çocuklar, interneti kotalı bir şekilde kullanmalı. (Haftalık hakkını ister 1 günde ister haftaya dağıtarak kullanabilmeli.)
  • 13 yaşına kadar Google Safe Search for Kids gibi ebeveyn denetimi olan arama motorları kullanılmalıdır.
  • Bu yaş donemi çocuklar için kendileri adına, ebeveynlerin dilediklerinde kontrol edebilmeleri şartıyla, e-posta hesabı açılabilir. E-posta hesabının istenmeyen kötü içeriklere karşı e-posta filtresi etkin olmalıdır.
  • Anne ve babalar, bu yaş grubundaki çocuklarını, internet ortamında ahlaki davranışlara uyması gerektiği konusunda bilgilendirmeli, interneti başkalarına zarar verici bir araç olarak kullanmaması konusunda eğitmelidir.
  • Aileler, çocukları ile evde, arkadaşlarının evinde, okulda veya internet kafede karşılaşabilecekleri internet pornografisine karşı sağlıklı cinsellik konusunda konuşmalıdır.
  • Çocuklar 13 yaşından önce sosyal medya hesabı açmak istediklerinde, anne babalar yol gösterici olarak hesabı birlikte açmalıdırlar. Hesabına ailesinin tanımadığı hiç kimseyi eklememesi konusunda uyarılmalıdır. Bu hesabın şifresi ailede olmalı ve ara ara kontrol edilmelidir.
  • Aileler, çocuklarının üye olduğu sosyal ağlara üye olup onları arkadaş olarak eklemelidirler.
  • Çocuklar, sosyal medya profillerinin herkese açık olmaması konusunda uyarılmalıdır.
  • Çocuklara internet sohbetleri ile ilgili bilgi verilmeli ve merakını gidermesi için ailesinin ve kendinin tanıdığı kişilerle (sınıf arkadaşı, akraba) kısa sohbetler etmesine müsaade edilmelidir.
  • Anne ve babalar, çocuklarına çevrimiçi ortamda sorumlu olmasını öğretmelidir. Onları telif hakları hakkında bilgilendirerek, dosya paylaşımı, metin/yazı alma resim veya sanat eserlerini kullanma konularında telif haklarına karşı gelmemesini öğretmelidir.
  • Anne ve babalar, çocuklarına çevrimiçi ortamda tanıştıkları kişilerle yüz yüze görüşmelerinin tehlikeli olduğunu hatırlatılmalıdır.
  • Ebeveynler, çocuklarını bilişim suçları (terörizm, suç örgütlerinin faaliyetleri, pornografi, kumar ve bahis oyunları gibi) konusunda bilgilendirmeli ve uyarılarda bulunmalıdır.

*Çocuklarınıza güvenin ve onların size güvenip sorunlarını rahatlıkla ifade etmelerine imkân verin. Böylece çocuklarınız internette ve gerçek hayatta karşılaştıkları sorunlar karşısında sizden yardım istemekten çekinmeyeceklerdir.1

İleri yaşta baba olanların çocukları daha uzun telomerlere sahipler; İleri yaşta baba olanların çocukları daha uzun yaşayabilir !

MEHMET SALTUERK / THE INSTİTUTE FOR GENETİCS OF THE UNİVERSİTY OF COLOGNE

Hepimiz uzun ve sağlık bir yaşam isteriz. Spor yaparak, dengeli beslenerek, sigara ve alkolden uzak durarak ve modern tıbbın imkânlarından yararlanarak bu isteğimizi bir miktar gerçekleştirmek mümkün olsa da, bunlara dikkat ederek ne kadar uzun yaşayacağımızı kestirmek pek mümkün değil.

Uzun telomer, uzun bir yaşam demek

Günümüzde telomer uzunluğu ile yaşlanma belirtileri arasında gözle görülebilir ilişkinin olduğu bilinmek

tedir. Bu konuda birçok bilimsel çalışma ve bu çalışmaların yayınlandığı birçok bilimsel makale bulunmaktadır.

Doğumla bize aktarılan Telomerlerimizin uzunluğu ne kadar uzun yaşayacağımız konusunda bize oldukça açık bir bilgi veriyor. Bu bağlamda Telomer uzunluğu, kronolojik yaşın aksine gerçek biyolojik yaşın bir ölçüsüdür. Yani Telomerler için “Hücrelerin yaş saati” demek yanlış olamaz.

Telomer nedir, uzun telomer ile uzun ömür arasında nasıl bir ilişki vardır ?

Telomerler, kromozomların uç kısımlarında bulunan ve kromozomları koruyan yapılardır. Telomerler, 900 ila 2,000 tekrara sahip „TTAGGG“ baz dizilimin’den oluşur

Yaşamımız boyunca programlanmış her hücre bölünmesinde telomerlerimiz 25-200 baz çifti kısalır. Bir noktadan sonra telomerler o kadar kısalır ki, hücre bölünmesi artık durur. Daha açık bir ifade ile telomerler, çalışan bir kum saati gibi çalışır ve hücrelerin 50 ila 60 kattan fazla bölünmesini önler. (Bu kısalma süreci hücrenin kendi programı dahilinde olur ve yaşlılığın bir ölçüsüdür.)

Not: Burada konumuz değil ama yinede birkaç cümle ile belirtmeden geçmeyelim: Bazı kanser türleri telomerlerin uzamasını sağlayan Telomeraz enzimini aktive ederek durmuş olan hücre bölünmesini kontrolsüz olarak yeniden başlatır. Bu süreç kanser gelişiminde önemli bir rol oynar).

Telomerlerin, kadınlarda erkeklerden daha uzun olduğu ve bu nedenle kadınların erkeklerden daha uzun yaşadığı bilinmektedir. Ayrıca yaşlı ikizler ile yapılan çalışmalar kısa telomerlere sahip olan ikizlerin daha önce öldüğünü gösteriyor.

Yaşlandıkça telomerler kısalıyor: Vücut hücreleri zamana bağlı olarak bölünür ve her bölünmede kromozomların uç kısmında yer alan ve koruyucu özelliğe sahip telomerler bir miktar kısalır. Birçok hücre bölünmesinden sonra telomerler belirli bir uzunluğun altına düşerler ve artık hücre bölünemez. Bu süreç sonunda hücreler büyümez veya tamamen ölürler. Aslında bu durum yaşlanmada önemli derecede sorumlu olan bir süreçtir. Başka bir ifade ile her bölünmede kısalan telomerler yaşlanmanın bir belirtisidir.

Telomer kısalmasını belirleyen tek faktör ilerleyen yaş değildir. İlerleyen yaştan bağımsız olarak telomer kısalmasını neden olan diğer faltörler de vardır.

Telomer uzunluğunu etkileyen diğer faktörler:

  • Sigara
  • Hava kirliliği
  • Oksidatif stres
  • Düşük antioksidan alımı
  • İltihaplar
  • Hareketsiz bir yaşam
  • Fazla kilolar
  • Diyabet
  • Stres
  • D vitamini eksikliği

İleri yaşta baba olanların çocukları daha uzun telomerlere sahipler

Uzun telomerler, uzun bir yaşam için önemli bir ön koşuldur. Bu konuda yapılan birçok araştırma ileri yaşta baba olanların çocuklarında da uzun telomerler bulunduğunu gösteriyor. Yapılan ileri araştırmalar uzun telomerlerin sadece ileri yaşta baba olanların çocuklarında değil, onlardan doğan çocuklarda da görüldüğünü gösteriyor. Ama hemen belirtelim, bu olumlu etkinin çocuklarda ve torunlarda sağlık ve yaşam kalitesi konusunda ne anlama geldiği şimdilik belli değil.

Sperm hücrelerinde durum farklı

İnsan hücreleri kendini kopyalayarak yenilerler ve her kopyalamada telomerler bir miktar kısalır. „TTAGGG“dizilimi yılda yaklaşık olarak 25-200 baz çifti kısalır. İnsanların yıllar geçtikçe yaşlanmasının sebebi „TTAGGG”dizisinin gittikçe azalmasının bir sonucudur . Ancak bunun bir istisnası var, o da sperm hücresi telomerlerinin yaşla birlikte uzuyor olması.

Vücut hücrelerinin aksine spermlerdeki telomerlerin neden uzadığı tam olarak bilinmese de muhtemelen telomerlerin uzamasından sorumlu olan telomeraz enziminin spermlerde ilerleyen yaşla birlikte aktivitesinin artmasından kaynaklandığı düşünülüyor.

Filipinli aileler ile yapılan araştırma hakkında kısa bilgi:

Washington Üniversitesindeki bilim insanları birkaç yıl önce Filipinli aileler ile yaptığı bir çalışmada, bir kişinin telomer uzunluğunun, o kişinin annesinin kendisine hamile kaldığı sırada babasının yaşıyla anlamlı şekilde ilişkili olduğu belirlendi. Buna göre ileri yaşta baba olanların çocuklarının telomerleri daha uzun oluyor.

Pozitif etki iki kuşaktan daha ileriye gidiyor

Aynı ekip Pasifik eyaletlerinde daha önce elde edilen bu sonuçları yeniden incelemek ve daha ileriye götürmek amacıyla dört nesli kapsayan toplam 3.282 kişi ile yeni bir araştırma daha yaptılar.

İkinci araştırmada katılımcıların aile geçmişi ile telomer uzunluğu arasındaki bağlantı incelendi.

Sonuç

Bu olumlu etkinin sadece doğan kız ve erkek çocuklarda olmadığı aksine bunlardan doğan çocuklarda da görüldüğü tespit edildi. Başka bir ifade ile ileri yaşta baba olanlar sadece kendi çocuklarına değil aynı zamanda kız ve erkek torunlarına da uzun telomer vermiş oluyor (Önceki yapılan çalışmaların yetersiz olması nedeniyle bu bağlantının sadece erkek çocuklardan doğan torunlara aktarıldığı sanılıyordu).

Bu araştırma ile anne yaşının telomer uzunluğu üzerinde etkili olmadığı, ayrıca yaşam koşulları ve çevresel birçok faktörün telomer uzunluğu ile baba yaşı arasındaki ilişkiyi etkilemediği görüldü.

Araştırmacılar bu etkinin daha uzun nesiller boyunca hissedileceğini iddia ediyorlar. Her ne kadar “Bunu araştırmalarla açıkça kanıtlayamadık” deseler de bunun muhtemelen eldeki istatistiksel verilerin yetersiz olmasından kaynaklandığı söylenebilir.

Babanın yaşından kaynaklanan bu olumlu etkiye bakarak “Sağlık ve Yaşam Kalitesi Beklentisi” konusunda olumlu veya olumsuz bir şey söylemek şimdilik erken. Ama bu konuda bilinen ve kesin olan bir şey var ki, o da uzun telomerlere sahip hücrelerin, rejenerasyon yani yenileme potansiyelinin yüksek olması…

Açıklama: Her ne kadar ileri yaşta baba olanlar, uzun ve sağlıklı bir yaşam için önemli bir ön koşul olan uzun telomerleri genetik miras yolu ile çocuklarına ve torunlarına aktarıyorlar olsalar da, bu çocukların daha sık otizm, şizofreni psikolojik hastalıklardan muzdarip olduğu bilinmektedir. Ayrıca bu konuda yapılan araştırmalar yaşlı babaların çocuklarına daha fazla genetik mutasyon aktardığını gösteriyor. Bu sayı 20 yaşında 25 iken, 40 yaşında 65 mutasyondur.

Mehmet Saltuerk Dipl. Biologe Mehmet Saltürk
The Institute for Genetics
of the University of Cologne

Sayfa içeriği bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için lütfen hekiminize danışınız.

Kaynak:

https://saltuerk.wordpress.com/2019/07/07/ileri-yasta-baba-olanlarin-cocuklari-daha-uzun-yasayabilir/

 

Erkeklerde Doğum Sonu Depresyon

 Aile Sorunları Dergisi’nde yayınlanan yeni bir UNLV çalışması, sadece annelerin değil babaların da doğum sonu depresyon yaşayabileceklerine değiniyor. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri verilerine göre ABD’deki babaların yüzde 5 ila 10’unun doğum sonu depresyondan muzdarip olduğunu gösteriyor. Çalışma,  erkekler için doğum sonu depresyon riskin yüzde 24 ila 50’ye çıktığını gösteriyor. Öte yandan eşinde yani bebeğin annesinde depresyon varsa %50 olasılıkla babada da depresyon görülüyor.

Yapılan çalışmanın sonuçlarına göre babaların çoğu doğum sonu depresyon yaşayabileceklerini veya yaşadıklarını bilmiyorlardı. Başkalarının da bu deneyimleri yaşadıklarını görmek onları şaşırttı. Babalar, eş ve çocuklarının ihtiyaçlarına odaklanarak bu durumu atladıkları ve bir uzman yardımı almamış olmalarından dolayı pişman. Çalışma sonuçlarına göre babalar, erkek olmanın toplumsal beklentileri nedeni ile duygularını bastırdı, zayıf görünmek istemediler, bu durumda yardım almalarını engelledi. Doğum sonrası babaların çoğu, şaşkınlık, tükenmişlik, çaresizlik, kapana kısılma hissi yaşadı, yaşamış oldukları uykusuzluk, stres ve depresyonu arttırdı. Çalışmanın bir diğer sonucu ise babaların bir kısmının öfke problemi ve zarar verme düşünceleri taşımaları yönündeydi. Sağlık sistemi ve toplum tarafından kaybolmuş, unutulmuş ve ihmal edilmiş hissediyorlardı.

UNLV araştırmacıları, bilgi eksikliği ve damgalanma korkusunun babaların kendilerini çocuklarından uzak tutmaya neden olduğunu dile getirdiler. Araştırmalar doğum sonu depresyon yaşayan babaların alkol ve madde kullanımına yönelebileceğini, aile içi şiddeti tetikleyebileceğini bildiriyor. Uzmanlar erkeklerin doğumdan sonra destek almalarının hayati önem taşıdığını dile getiriyor. Bu durumun damgalanmanın da önüne geçeceğini düşünüyorlar. Bu nedenle babaların da doğum sonu depresyon hakkında bilinçlenmeleri gerektiğini vurguluyorlar.

Bunalımlı ruh hali, önemli derecede kilo artışı ya da kaybı, huzursuzluk, yorgunluk, uykusuzluk ya da çok fazla uyumak, değersizlik hissi, karar vermede güçlük çekme, intihar ya da ölüm düşünceleri depresyonun genel belirtileridir ve kişiden kişiye değişiklik gösterir. Kendi kendinize depresyon teşhisi koymanız güçtür . Yeni bir bebek sahibi olduysanız eğer, ruh halindeki ve davranışlardaki değişimlere dikkat etmek çok önemlidir. Depresyon ciddi bir hastalıktır ve ölümcül olabilir. Doğumdan sonraki ilk günlerde, seks pek söz konusu olmaz; ancak dördüncü üç aydan sonra, yani doktorlardan cinsel ilişkiye devam izni geldiğinde, kendinizi cinsel açıdan önemli ölçüde isteksiz buluyor, partnerinize direniyor ve sonuç olarak kendinizi izole olmuş hissediyorsanız, bu bir depresyon belirtisi olabilir. Alkol almaya başlamak veya alınan alkol miktarının artması bir işaret olabiliyor. Asabi ruh hali yeni doğan bebekleri olan çiftlerde bir dereceye kadar normal olsa da asabiyetiniz, daimi ve bunaltıcı bir öfkeye dönüşürse eğer, bu bir uyarı işareti olabiliyor. Eğer şiddet uyguluyorsanız mutlaka yardım almanız gerekiyor.

Melankolide baba arkadaşları ile yemeğe çıkmak, maça gitmek gibi aktivitelerde bulunduğunda kendini çok daha iyi hissederken, depresyonda bu iyilik hali görülmüyor. Yakınmalar çok daha şiddetli ve uzun süreli oluyor. Genel olarak eğer melankolik durum 2-3 haftadan daha uzun sürüyor ise bunun depresyon olma olasılığının yüksek olduğu düşünülüyor. baba arkadaşları ile yemeğe çıkmak, maça gitmek gibi aktivitelerde bulunduğunda kendini çok daha iyi hissederken, depresyonda bu iyilik hali görülmüyor. Yakınmalar çok daha şiddetli ve uzun süreli oluyor. Genel olarak eğer melankolik durum 2-3 haftadan daha uzun sürüyor ise bunun depresyon olma olasılığının yüksek olduğu düşünülüyor.

Depresyon ihmal edildiğinde sonuçları evliliğine zarar vermeye hatta ve hatta çok ciddi durumlarda intihara kadar gidebiliyor. Gerekli olan tek şey erkeğin ve toplumun,  bunun bir karakter zafiyeti değil tedavi edilmesi gereken tıbbi bir durum olduğunu kabul etmesi ve yardım alması. Anneler kadar babaların da çocuğun sağlıklı gelişiminde büyük etkisi oluyor. Sağlıklı bir aile hayatı için her iki ebeveynin de psikolojik olarak sağlıklı olması ve birbirleriyle iletişim kurabilmeleri oldukça önemli.

Eğer siz, eşiniz veya bir yakınınız doğum sonrası bu tür şikayetleri yaşıyorsa mutlaka bir uzmandan yardım almalıdır.

Kaynak: https://www.sciencedaily.com/releases/2019/03/190307091448.htm

Sayfa içeriği bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için lütfen hekiminize danışınız.

Babalar Çocuklarıyla Nasıl Zaman Geçirmeli ?

Aile Psikolojisi Dergisi’nde yayınlanan Geoffrey Brown tarafından yapılan çalışma, 1-3 yaşında çocuğu olan 80 baba-çocuk ve çifti ile yapıldı. Çalışma aile görüşmeleri, ziyaretler, video kayıtları ve gözleme dayalı.

Araştırmanın sonuçlarına göre çocuklarıyla zaman geçiren babaların, çocukları ile en iyi ilişkileri sağlayabildiklerini gösteriyor. İlk yıllarda bağlanma deneyimleyen babaların özgüven ve motivasyonları artıyor, sonraki yıllarda da çocukları ile pozitif bir ilişki ile devam ediyorlar. Babaların duyarlılıkları arttıkça büyüyen çocukları ile etkileşimleri daha güçlenmiş bir uyum ile ilerliyor. Güvenli bağlanma deneyimi sadece bebeğe değil babaya da olumlu kazanımlar sunuyor.( Bağlanma figürü, bebekle daha çok vakit geçiren yetişkin değil, bebekle en nitelikli etkileşimi kuran ve bebeğin “huzurlu limanı” ya da güvenli üssü olabilen kişi ve/ya kişilerdir. )

Türkiye’de babalık üzerine gerçekleştirilen en kapsamlı araştırma olan Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV, 2017) raporuna göre Türkiye’de babaların %57’si çocuklarıyla hiç oyun oynamıyor.

Hafta içi ve hafta sonu ayırmadan, babaların çocuklarıyla kaliteli zaman geçirmesi çok önemlidir. Şüphesiz geçirilecek vaktin niteliği, çocuk sayısına, çocuk/çocukların yaşına, ilgi alanlarına, evde-dışarıda oluşa, cinsiyetlerine göre farklılık gösterecektir ama temel bazı noktaların esas alınması gerekir.

Çocuklarının her şeyiyle aktif olarak ilgilenen, bilgi edinen, karar veren, araştıran, endişelenen babalar, yani bir başka değişle “pasif olmayan” babalar, çocuğun yetişkinlik hayatındaki “ideal baba” ve “ideal eş” kimliklerinin gelişiminde olumlu etki sağlar. Çocuklar için baba=güven’dir. Bu ihtiyaç erkek çocuklarda erillik rolünün tam olarak öğrenilmesi konusunda önem taşırken, kızlarda da erkek rolünü tanıması ve olumlu bir hayat imajı için gereklidir.

Çocuğunuzla zaman geçirmeniz onu daha iyi tanıyıp analiz etmenizi sağlar. Böylece sorgulayarak elde edeceğiniz bilgiden daha fazlasına ulaşır, onu daha doğru yönlendirebilirsiniz. Aynı zamanda çocuğunuz da sizi, değerlerinizi, ailenizin sınır ve kurallarını öğrenir ve buna uygun davranışlar geliştirmek için sizi model alır. Oysa anne babadan kopuk olan çocuk üzerinde ailesi değil çevresindeki diğer kişiler etkin olur.

İngiliz araştırmacı Daniel Nettle ve arkadaşlarının yaptıkları araştırmaya göre; babalarıyla vakit geçiren çocukların IQ (Zeka Puanı) seviyelerinin daha fazla geliştiğini göstermiştir.

42 yaşında olan 11bin ingiliz katılımcının, ebeveynleri ile yapılan çalışmada çocuklarının babaları ile kaliteli zaman geçirme durumları, beraber oyun oynamaları, gezilere gitmeleri ile ilgili sorular sorulmuştur. Bu sorular neticesinde babalarıyla daha çok vakit geçirmiş olan çocukların, diğer çocuklara göre IQ’lerinin yüksek ve aynı zamanda kariyerlerinde daha başarılı oldukları saptanmıştır.

Araştırmalarda göstermektedir ki çocuk gelişiminde aile katılımı oldukça önemli özellikle babanın çocukla vakit geçirmesi ayrıca bir önem arzetmektedir.

Çocuğunuzla birlikte kaliteli zaman demek, bedenen ve ruhen orada olmak demektir. Onunla olduğunuz zaman içinde sadece ona odaklanmak demektir. Çocuğunuzla geçirdiğiniz bir saatin elli dakikasında elinizdeki cep telefonuyla ilgileniyorsanız, çocuğunuzla değil telefonunuzla kaliteli zaman geçirmiş olursunuz.

Çocuğun dünyası, gerçeği oyundur. Onun oyunlarını oynamak, aranızdaki iletişimi ve ilişkiyi güçlendirmenin en iyi yollarından biri. Ayrıca birlikte oyun oynamak onların sizin anne babanın ötesinde insanlar olduğunuzu, yenilebileceğinizi, insanca duygusal tepkilerinizi görmesi için de bir fırsattır.

Birlikte olabildiğiniz her anı, en iyi şekilde değerlendirmeye çalışın. Çocuklarınızla çeşitli oyunlar oynayarak, balığa giderek, doğayı keşfederek, kitap ve hikayeler okuyarak, sinema, konser gibi etkinliklere katılarak, Tamir işlerini çocukla beraber yaparak kaliteli zaman geçirmeye başlayabilirsiniz.

 

 

 

Kaynak: https://www.sciencedaily.com/releases/2019/06/190611133938.htm

Journal of Evolution and Human Behaviour (Nettle et al., 2016).

Sayfa içeriği bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için lütfen hekiminize danışınız.

OKULA HAZIRLIK

Yaz tatilinin bitmesi ve yeni bir eğitim öğretim döneminin başlamasıyla ailelerden gelen yoğun talep üzerine sık sorulan sorulardan bir derleme hazırladık. Aşağıda yanıtladığımız başlıklar dışında ki sorularınızı facebook Messenger üzerinden yanıtlıyoruz.

Çocuğum ilk defa okula başlayacak, okula hazır olup olmadığını nasıl anlarım?

Okul hayatına ilk adımı atacak çocuklar ve çocuklarını okula hazırlayan aileler için önemli bir süreçtir. Çocukların sosyalleşmeleri ve gelişimleri aile ortamında başlar ve çocuğun okula başlaması ile gelişim süreci devam  eder. Çocuğun gelişiminin okul yaşamına uygun olup olmadığı Metropolitan okul olgunluğu testi ile değerlendirilmektedir. Bu test ile çocuğun okulun gerektirdiği kurallara ve öğrenmeye hazır olup olmadığı, psikolojik, fiziksel ve zihinsel gelişim düzeyine göre okul yaşamında hangi sorunlar ile karşılaşılabileceği belirlenmektedir. Böylece aile çocuklarının hangi alanlarda daha fazla desteklenmesi gerektiği konusunda ve karşılaşabilecekleri problemlerin çözümünde hazırlıklı olurlar.

Çocuğum okuldan korkarsa ne yapmalıyım veya yapmamalıyım ?

Okul korkusu özellikle 5-7 yaş arasında sık gözlenen bir sorundur. Çocuğun okula ilk başladığı dönemlerde ortaya çıkar. Eğer okulun diğer dönemlerinde ortaya çıkar ise bu durum başka problemlerin habercisidir.

Okula ilk defa başlayacak olan çocuk için okul korkusu basit olarak anne ve babadan ayrılma korkusudur. Özellikle aşırı koruyucu tutum sergileyen anne ve babaların çocuklarında sık görülür.

Okul korkusu olan çocuklarda okula gitmekte isteksizlik , ağlama, okula gitmeyi reddetme, okula gitmemek için çeşitli bahaneler üretme, karın ağrısı mide bulantısı gibi fiziksel belirtiler ortaya çıkar. Çocuklar olumsuz duygularını yeterince ifade edemediği için fiziksel belirtiler ile tepki gösterebilirler.

Yapılması ve yapılmaması gerekenler ;

  • Öncelikle unutulmamalıdır ki okul korkusu ile baş etmede anne-baba- öğretmen iş birliği içinde olmalıdır.
  • Çocuğun bedensel bulgularının ( karın ağrısı, mide bulantısı, baş ağrısı gibi ) fiziksel herhangi bir hastalıktan kaynaklanıp kaynaklanmadığı mutlaka belirlenmelidir.
  • Çocuğun kaygı ve korkuları ile alay edilmemeli ve küçümsenmemelidir.
  • Çocuk cesaretlendirilmeli ve ödüllendirilmelidir.
  • Diğer çocuklarında bu korkuyu yaşadığı anlatılmalıdır. Çocuk diğer çocuklarla kıyaslanmamalıdır.
  • Çocuğunuzun neden okula gitmesi gerektiğini doğru ve anlaşılır şekilde anlatın.
  • Kararlı olmak çok önemlidir, okula gidersen sana oyuncak alacağım gibi rüşvetlerden kaçının, çocuğun evde kalması durumunda evi eğlenceli hale getirmeyin. Tam tersine, okula başlamadan önce ev biraz sıkıcı hale getirilmeli, oyunlar, ekranlar sınırlanmalıdır.
  • Okulun ilk gününden önce okula ziyaret düzenlenmesi ve okul daha sakin iken okulu tanıtmak faydalı olacaktır.

NOT: Çocuklarda kaygıyı arttırıcı nedenler biyolojik olabilir bu nedenle çocuklarınızın kan tetkiklerini ve fiziki muayenelerini ihmal etmeyin. Vitamin eksiklikleri, tiroid hormonu bozuklukları, kansızlık gibi nedenler kaygı benzeri belirtiler yapabilir veya arttırabilir.

Çocuğumu cinsel istismar ve başına gelebilecek olumsuz durumlar hakkında nasıl bilgilendirmeli ve uyarmalıyım ?

Bu konuya hem erkek hem de kız çocukları için dikkat edilmelidir. Unutulmamalıdır ki cinsel istismar çoğunlukla çocuğun yakın çevresinden gelmektedir.

Çocuklarımıza herhangi birisinin onlara istemediği şekilde dokunmaları durumunda “hayır “demeyi öğretmemiz gerekmektedir. Cinsel bölgelerin isimleri takma adlarla değil, yardım istemesi durumunda anlaşılır şekilde ifade edebileceği hali ile öğretilmelidir.

Çocuklarınıza, başına gelebilecek bu tür durumlarda sizinle iletişime geçmeleri konusunda destekleyiniz. Böyle bir durumda çocuk , sizinle konuştuğunda susturulmayacağını, cezalandırılmayacağını, ayıp karşılanmayacağını, sizin onu koruyacağınızı ve size güvenebileceğini bilmelidir. Unutmayın ki tacizden korunmanın en önemli yolu bilgi sahibi olmaktır. Çocukların çoğu bu konuda bilgisiz olduklarından, korktuklarından, söyleyemediklerinden, cinsel konuları konuşmanın ayıp olduğunu düşündüklerinden uzun zaman tacize maruz kalmakta ve bunu konuşamamaktadırlar.

Çocuk yabancı birisinin verdiği hediyeyi türü ne olursa olsun kabul etmemesi, ille de kabul etmek istiyorsa mutlaka anne babasına sorması öğretilmelidir. Şöyle şöyle olursa ne yaparsın gibi sorular hem çocuğun mevcut bilgilerini test eder hem de daha iyi kavramasını sağlar. Okul çıkışında bir kadın gelse, annen hasta oldu hastanede yatıyor, seni ona götüreceğim dese ne yaparsın? (İstatistiklere göre en çok kullanılan yöntemlerden). Sen parkta oynarken yanına bir adam gelse, köpeğini kaybettiğini, onunla birlikte aramanı istese ne yaparsın ? (Yapılan araştırmalar bu gibi bir durumda çocukların yüzde sekseninin bu teklifi kabul ettiğini göstermiştir.)

Çocuklarınıza okuldan ve kendi yaş grubundan arkadaşlıklar edinmesini öğretin, herhangi bir yerde kaybolduğunda, yolunu şaşırdığında neler yapması gerektiğini öğretin, kimlerden yardım alabileceğini öğretin, telefon numaranızı ezberletin, polis, zabıta, jandarma, resmi kurumları öğretin.

Orta öğretim ve lise öğrencilerinde okul korkusu olur mu ?

Orta öğretim ve lise öğrencilerinde durum biraz daha karmaşıktır. Okul korkusunun  altında farklı nedenler olabilir. Akran baskısı, sosyal fobi, ergenliğe bağlı beden imajı ile ilgili problemler, cinsel kimlik ile ilgili sorunlar, sınav kaygısı gibi nedenler okula gitmek istememe, okuldayken bedensel şikayetlerin oluşması gibi nedenleri doğurabilir. Böyle bir durum ile karşılaşıldığında mutlaka bir uzmandan destek alınmalıdır.

NOT: Kaygı ve psikolojik problemlerin altında biyolojik nedenler olabilir. Vitamin eksiklikleri, hormonsal bozukluklar kaygı , isteksizlik, dikkatsizlik, unutkanlık gibi bulgulara neden olarak özgüven sorunlarına veya psikolojik problemlere zemin hazırlayabilir.

Okula yeni başlayan çocuklar için hangi tetkikler yaptırılmalıdır ?

Okula yeni başlayan çocukların eksik aşıları var ise mutlaka tamamlanmalıdır.İşitme testinin tekrarı , göz muayenesi, kan, idrar ve dışkı tetkikleri ( özellikle vitaminler, tiroid hormonları, dışkıda parazit ve kan sayımı ),diş muayenesinin yapılması gerekmektedir.Lütfen öncelikle Aile hekiminiz olmak üzere tetkikler ve eksik aşıların tamamlanması konusunda uzmanınız dan bilgi alınız.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ÇOCUKLARIMIZ TATİLİ NASIL GEÇİRMELİ ?

Yaz tatili dinlenme, yenilenme ve gelişimin sağlanması için çok değerlidir. Yoğun okul temposundan çıkan ebeveyn ve çocuklar bu fırsatı iyi değerlendirmelidir. Uzun uzun eğitimle ilgili yazmak istemiyorum.

Özellikle üniversite sınavına girecek gençler için, sınav nasıl geçerse geçsin yaşamış oldukları yoğun stresi atabilmeleri, başlayacak olan yeni sınav veya okul temposuna psikolojik ve biyolojik olarak hazır olmaları için mutlaka sosyal aktivitelere, eğlenmeye, aile ile kaliteli zaman geçirmeye ihtiyaç duyarlar.

Son yıllarda büyük değişiklikler oldu “yaz planlarında” . aileler için bir rahatlama ve “sınavsız, testsiz” bir molaya dönüştü. Önemli kelime” aileler için” dir.

Çünkü aileler sınava giriyor son yıllarda, ek dersler, etütler, yüzdelik dilimler vs. üzerinde uzmanlaştılar. Ders çalıştırmalar, misafir kabul etmemeler ve artan mali yük onları daha da geriyor.

Ve nihayet, o parlak güneşli günler geliyor. Ders, test ve benzeri yok. Yaşasın yazlık, tatil ve 3-4 aylık uzun ara. Biraz nefes alalım artık, hissi tüm ebeveynlerin ortak dileği.

Asıl konuta geçmeden, yaz tatilimizin nasıl oluştuğunu da anlatayım. 1923 te cumhuriyet kurulduğunda, ülke bir tarım toplumuydu. Tüm tarım üretimide “aile temelli” idi. Yani, eğitim sistemi bu üretim biçimine uymak zorundaydı ve öyle oldu. Yoğun emeğe ihtiyaç duyulan yaz ayları tatildi, hatta köy okulları mayıs ayında, daha erken kapanırdı.

Günümüze gelirsek, artık bir tarım toplumu değiliz, ve büyük ölçüde aile emeği ile tarım yapmıyoruz ancak halen üç aydan uzun süren bir tatilimiz var her eğitim kademesinde. Karşılaştırmak gerekirse, batı ülkelerinde kışın başlayan sömestr ile birlikte üç dönem var, aralarda bu kadar uzun tatil yok.

Yine bir veri olması için okullarda ne yapmaya çalıştığımızı konuşalım. Aslında “ilköğretim” dediğimiz sekiz yıl, temel eğitim ve disiplini oturtmak ister tüm toplumlar. Sonra “eğitim” ve yönlendirme öne çıkar. Gencin, eğilim ve isteklerine, kapasitesine göre meslek ve yaşam biçimi seçimleri ile öğretim” artar. *******************

Uzun yıllardır ilkokulun ilk dört yılı dışında “eğitim” yapmıyoruz. Yani, karşıdan karşıya geçme, saygı, tek başına ders çalışma, grupla çalışma, vb. eğitimde ön planda değil. Ortaokuldan itibaren test çözdürmeye başlıyoruz, bu nedenle ne yazık ki tüm spor , sanat ve dışarıda ki etkinlikleri yasaklıyoruz. Sadece test çözen, boş zamanlarını “ekran” ile değerlendiren bir gencimiz oluyor. Kızlar sosyal medya erkeler oyun bağımlısı. Okullar da genellikle bunu destekliyor. Çünkü onların başarıları da notlar ve yüzdelik dilimlerle ölçülüyor.

Ve yaz geliyor. Ailenin aklında son derece zehirli bir düşünce beliriyor. Biraz kendilerine de hizmet edecek bir cümle bu. “ÇOK YORULDU YAVRUCAK, BİRAZ DİNLENSİN”

Yazlığa, şefkatli ve çok özlemiş dede ve ninelerin yanına gönderiyoruz, üç ay boyunca, ders yok. Yatma saati geç saatlere alındı (geceler uzadı zaten değil mi, doktorum) , yemek saatleri kaydı ve “bilgisayar başında bir tek bunları yiyor” diyerek, tatlı,pizza, patates vb. gencin yaşam biçimine uydu. Günde 10-16 saat ekran başında kalabiliyor, zeki bir genç ise kahvaltı, akşam yemeği ve deniz saatlerinde çok arıza çıkarmadan idare ederek kalan tüm zamanlarda istediğini yapabiliyor.

Peki eylül ayında, neredeyse dört aydır, “hiç birşey yapmamış” bu genç tekrar ve acilen nasıl disipline olacak. Yaşam, bu kadar bölümlere ayrılabilir zamanlar içerebilir mi? Üniversiteyi bitirene dek, İngilizce, olabilirse ikinci dil, spor alanı, bir sanat yeteneği ve okuma alışkanlığı istiyoruz. Ayrıca, sosyalleşecek, üretmeyi ve sorumluluk almayı öğrenecek, kur yapmayı, hayır demeyi, uzlaşmayı çalışacak.

Tüm bunları ne zaman ve nasıl planladınız anne babalar olarak. Okul döneminde mi yapacak sınırsız, tatilde mi, kaç yazınız ve kaç öğretim döneminiz kaldı hesapladınız mı?

Gerçekten, o kadar yoruldu mu gençler. Yazın spora veya bir kursa, dil eğitimine yarım gün ayıramaz mı? Düzenli olarak bir saat herhangi bir şey veya gelecek yılla ilgili konulara göz atamaz mı? Yarı zamanlı bir tanıdığın yanında, servise, işe, telefona yardım edemez mi? Bunlar sosyalleşme ve sorumluluk için ona iyi gelmez mi? Veya tersinden gidelim, dört veya altı yıl, yazları dinlenen gencimiz, üniversiteyi kazandı ve artık başka şehirde yaşayacak. Yeterince olgun, sorumlu, yeterli ve hayatta kalma becerilerine sahip mi?  Değilse ne zaman sahip olmaya başlayacak ?

Biliyorum, biraz nefes almalı anne babalarda. Ama sadece “biraz” çünkü, zaman yok. Ve 15 yaşını geçince genci kontrol edebilmek çok zor, 18-20 yaş sonrası ise imkansız. Aileler sanal ve kırılgan bir huzur istemiyorsa, olgunlaşma ve sorumluluğa daha fazla yatırım yapmalı. Amerika eski başkanı Obama’nın kızı yazın kasiyer olarak çalışıyorsa, sizin prens\prenses de ufak ufak sorumluluk almaya ve üretmeye başlamalı. Yazı biraz geç kalmış olabilir? Ancak bu uzun vadeli bir plan olmalı zaten. Yol ve yöntem çok, ve her çocukta farklı işleyen yöntemler oluyor. Dayatmadan ama boş vermeden bu dengeyi kurabilen aileler, başarılı oluyor. Değilse, iş profesyonellere kalıyor genellikle. *****************

Sayfa içeriği bilgilendirme amaçlıdır.Tanı tedavi ve diğer sorularınız için lütfen hekiminize başvurunuz.

BİPOLAR BOZUKLUK ve İLAÇ DOZ ATLAMALARININ ETKİSİ

Bipolar Bozukluk eski ismiyle manik depresif hastalık, ikiuçlu bozukluk olarak bilinen bir duygudurum bozukluğudur. Bipolar bozukluk tanısı alan kişi yaşamı boyunca mani, depresyon, hipomani ve karma dönem gibi çeşitli hastalık dönemleri geçirebilir.

Bipolar Bozuklukta, hastaların  ilaç kullanımına uyum sağlayamaması ciddi tedavi aksamalarına ve sorunlara neden olmaktadır.

Yapılan araştırmalara göre bipolar tanısı almış hastaların %64 ünün ilaçlarını düzenli olarak almadıkları belirlenmiştir. Ancak aynı çalışmalar bipolar bozukluğun tekrar eden ataklarının en önemli nedeni düzensiz ilaç kullanımı olduğunu göstermektedir.

Hastaların ilaçlarını kullanmama sebepleri çoğunlukla hastalığı inkar etmek, tanıyı reddetmek, bir daha hiç atak geçireceğini düşünmemek , ilaç yan etkilerinden çekinmek, ilaç kullandığının bilinmesini istememek ve damgalanma korkusu, aile ve çevrenin eleştirileri ve günlük ilaç kullanımından sıkılma,iyileştiğini ve artık ilaca ihtiyacı olmadığını düşünmedir.

İlaç kullanmama yada düzensiz ilaç kullanımının en önemli sebebi yetersiz bilgilenmedir. iyi bir doktor ve klinik izlemi,  Psikoeğitim ve terapi yöntemleri ilaç kullanımındaki düzensizlikleri önler.

(2018 , Uluslararası Bipolar Bozukluk Dergisi )  241 Bipolar Bozukluk tanısı alan hasta grubunda yapılan bir çalışmada hastaların  ilaçlarını 3 gün ve üzeri eksik aldıkları durumlarda, hatta tek günlük ilaç almama durumunda bile günlük duygudurumlarında ciddi bozulmalar rapor edildi. Depresif gün yüzdesinin düzenli ilaç alımına oranla ciddi artış gösterdiği gözlendi.

Yapılan araştırmalara göre tek günlük ilaç atlamalarının aynı zamanda düzenli ilaç kullanımı üzerinde de olumsuz etkilerinin olduğu iletildi.

Bipolar Bozukluğu olan hastaların tedavisinin asıl amacı ilaç kullanımı ile yaşam standartlarının ,hastalık ataklarının azaltılarak veya ortadan kaldırılarak iyileştirilmesidir. Bu nedenle ilaca uyum oldukça önemlidir. İlaç yan etkilerinin iyi izlenmesi , rutin kan tetkiklerinin düzenli aralıklarla izlenmesi, tedaviye yan etkileri azaltacak ilaçların eklenmesi, hastanın yan etkiler konusunda bilgilendirilmesi gerekmektedir.

Hastaların ilaçlarını kendi kendilerine kesmeleri , değiştirmeleri, doz değişiklikleri yapmaları tehlikeli sonuçlar yaratabilir.

Yapılan araştırmalara göre 5 yıllık ataksız dönem geçiren hastaların bile ilaçlarını kestiklerinde ataklar tekrar edebilmektedir.Bipolar bozukluğu olan hastaların ilaçlarını düzenli almaları yanında stresten uzak kalmaları, uyku düzenlerini bozmamaları, alkol ve madde kullanımından olabildiğince kaçınmaları, günlük yaşamlarını düzenlemeleri, acil durumlarda destek alabilecekleri bir plan geliştirmeleri gerekmektedir.Hastaların ve yakınlarının manik ve depresif atak belirtileri hakkında bilgilendirilmesi ve uyanık olmaları oluşabilecek ciddi problemleri önlemek için oldukça değerlidir.

Sayfa içeriği bilgilendirme amaçlıdır.Tanı tedavi ve diğer sorularınız için lütfen hekiminize başvurunuz.

MAVİ BALİNA

Nedir?
Mavi Balina “Oyunu” Türkiye’ye de ulaşmış bir intihara teşvik meydan okumasıdır. Tamamen sanal ortamda yayılan ve gençleri hedef alan bu gruplar, “oyunculara” görevler vererek onları 50 günlük bir meydan okumaya alırlar. 50. Görev ise intihardır. Oyundan çıkmak bir seçenek olmamakla beraber görevler basitten başlayarak kendini yağ ile yakmaya kadar gidebilir.
Nereden Geldi?
Yaratıcısı
Kasım 2016’da “Tilki Filipp” diye de bilinen 21 yaşındaki admin Filipp Budeikin tutklandı. Tutuklanma sebebi reşit olmayan insanları intahara teşvik etmekti. 2013’ten beri aktif olan sosyal medya kapalı grubuna depresif insanları alıyor ve onları “oyununu oynamaya” davet ediyordu. Sadece direkt bağlantısı kurulabilenlerden 15 reşit olmayan kişiyi intihara sürüklediği tahmin ediliyor.
Inline image 3
İfadesinde “toplumu temizlediğini” ve ölenlerin “biyolojik israf olduğunu” belirtmişti. Kurbanlarının çoğu 16 yaşlarında kızlar olmuştu. Mahkeme tarafından 3 yıl ve 4 ay hapse mahkum edilince bipolar bozukluğu olduğu ileri sürmüş ama kontrollerde sağlıklı bulunmuştu. Açtığı gruplar kapatılmasına rağmen grup üyeleri oyunu yaymaya ve yeni gruplar açmaya devam etti. Rusya’da açılan sadece ilk grubun üyelerinden 130 kişi intihar etti. Bugün halen aktif gruplar açılmakta ve yayılmakta.
Inline image 1
Varisleri Heryerde
Ilya Sidorov’s Arrest
8 Haziran 2017, polis 26 yaşındaki Moskova’lı Ilya Sidorov’u Mavi Balina yöneticisi olma şüphesi ile tutukladı. Rusya Hükümetinin açıklamalarına göre Sidorov suçunu ve Mavi Balina katılımını itiraf etti, 13 yaşında bir kızın ölümünde rol oynamaktan hapse girdi.
(Bu grupların nasıl işlediği ile ilgili içten bir bakış istiyorsanız, gruplarda dolaşıp insanları kurtarmaya çalışan bir gencin yorumlarını bu röportajda bulabilirsiniz: https://youtu.be/eZiV49EDcg0 )
 
Oyunun İçeriği?
Reddit kullanıcısı -WATAFAK- sitede “50 görev tam olarak nelerden oluşuyor?” sorusunu gönderdiğinde üyelerden jeanclauder Rusça’dan çevirilmiş tam bir liste ile yanıt verdi. Oyun basitçe zamanlı görevler listesinden oluşmakta. Maalesef oyuncular gizliliği koruduğu ve birçok admin olduğu için sabit bir görev listesi yok. Elimizde olan görev örnekleri sızdırılan bilgilerden ve sosyal medya platformlarından toplama kırıntılar aslında. Görevler tamamen adminin merhametine ve hayal gücüne kalmış. Ama 50. günün görevi her şart altında intihar oluyor.
Oyuncular ve grup içi kaynaklardan sızdırılan görev örneklerinden sadece bazıları:
  • Koluna keserek veya kazıyarak cümle yazmak, hashtag yazmak veya mavi balina çizmek.
  • Vücuda iğne ile delerek benzer şeyler işlemek
  • Kol boyunca devam eden kesikler açmak
  • Gece 4.20 de uyanmak. Tüm gece psychedelik veya korkutucu vidyolar izlemek, benzer müzik dinlemek.
  • Bir kağıda balina çizmek.
  • Kendine acı uygulayarak cezalandırmak
  • İnternette oyuna dair saklı mesajlar taşıyan gönderiler paylaşmak
  • Gece 4.20 de çatıya çıkmak
  • Dudaklarını kesmek
  • Yüksek bir yere çıkıp kıyısında beklemek
  • Diğer oyuncularla konuşmak, tanışmak, buluşmak.
  • Admin’den ölüm gününü almak ve kabul etmek.
  • Bir balina olduğuna yemin etmek
  • Çıplak bir fotoğrafını admine göndermek
  • Kendini yağ, ateş vb ile yakmak
  • Mezarlıkta bir gün geçirmek
Inline image 4
(Mavi balina yüzünden olduğu tahim edilen çift ve tekli intiharların kayıtları bulunmaktadır. UYARI, hassas içerik: http://thedailyhaze.com/wp-content/uploads/2017/02/George-Lamberis-instagram_BQUvMS8Dwe0.mp4?_=1)
Nasıl Yayılır?
Mavi balina sosyal medya sitelerindeki adminleri üzerinden yayılıyor. Oyun hashtaglari üzerinden gönderiler, kapalı gruplar ve davetler ile adminlere ulaşan oyuncuların yanı sıra, görev olarak diğer oyuncuları bulanlar da var.
Sosyal medya siteleri güvenlik için bu linkleri ve grupları ne kadar çok kapatsa da yeniden çıkmalarını engellemek ve anında kapatmak neredeyse imkansız. Yeni admin ve oyuncular katıldıkça daha hızlı ve uzağa yayılıyor.
Internet çocuk güvenliği uzmanı Jonathan Taylor, İngiltere’de 3. Sınıf öğrencilerinin bile bu oyundan haberi olduğunu söyledi. “Geçen hafta bir ilkokuldaydım ve 3. Sınıf bir öğrenci bana mavi balinayı sordu.” diye belirtti.
“İlkokul öğrencileriyle mavi balina hakkında konuşmuyoruz ama çoktan biliyorlar. Sınıfa bunu bilen başka kimler olduğunu sorduğumda 20 öğrenci el kaldırdı…” “Tam olarak ne hakkında konuştuklarını kavrayamayabilirler ama bir çocuğun merakı… Bu internete girip neler yapabileceklerini denemeleri için yeterli”
Bir başka ilginç kaynak ise Radio Free Europe’ ta çalışan bir gazetecinin araştırma amaçlı oyuna girişinden elde edildi. Oyuna giriş konuşmasının kayıtları aşağıda verilmiştir:
Oyuncu: Oyunu oynamak istiyorum.
Admin: Emin misin? Geri dönüşü yok.
Oyuncu: Evet. Bu ne demek? Dönüşü yok?
Admin: Oyuna başlarsan çıkamazsın.
Oyuncu: Hazırım.
Admin: Her görevi olabildiğince özenle bitir ve kimsenin bilmesine izin verme. Görevi tamamlayınca bana bir fotoğraf gönder. Oyunun sonunda öleceksin. Hazır mısın?
Oyuncu: Peki oyundan çıkmak istersem?
Admin: Tüm bilgilerine sahibim, senin için gelirler.
Bu konuşmadan sonra gazeteceyi verilen ilk görev oyun hashtaglerinden biri olan “ F58”i keserek koluna yazmaktı. Gazeteci fotoshoplanmış bir resimle admini kandırmaya çalıştı ama işe yaramadı. Bağlantıları kapandı.
 
Neler Oldu?
Inline image 5
12 yaşındaki Elya Davydova, 2015 Noel gününde 14 katlı bir apartmandan ölümüne atladı. Elya’nın annesi ancak bu noktadan sonra parçaları bağlamaya başladı. Elya’nın gece gizlice internete girdiğini ve “Beni 4.20de uyandır” adında bir gruba üye olduğu öğrendi. Grup kapatılamdan önce çeyrek milyon üyesi vardı. Ölümünden kısa süre önce Elya bir telefon aldı ve evden acele ile çıktı. Bir daha dönmedi. Gelen aramanın adminden olduğu tahmin ediliyor. Elya’nın ölümünden sonra annesi bir genç taklidi yaparak bu gruplara girmeye başladı. Bu gruplardan birinde “gruptan kesilmek” deyişinin intihar etmek anlamına geldiğini öğrendi. Daily Mail’e verdiği bilgiye göre grup üyeleri saat, gün ve yer olmak üzere intiharlarının bilgilerini görev olarak alıyorlar. Gruptaki bazı kişiler bundan haberdar olabiliyor, dolayısı ile grupları takip ederek bu girişimleri durdurmak mümkün olabilir.
Inline image 6 Inline image 7
17 yaşındaki Rina Palenkova, 2015 sonunda trenin önüne atlamadan dakikalar önce bu fotoğrafı internette paylaştı. Seri halinde gönderdiği ürkütücü fotoğrafların yanında durum olarak basitçe “Güle güle” şeklinde bir gönderi bıraktı. Rina’ın ölümünden sonra gruplar içinde bu fotoğraflar yayılarak modalaştırıldı ve yüzü yarım kapatmak sembolikleşti. Sağdaki fotoğraf bu gruplardan birindeki oyuncuların tanışmalarından sonraki gönderileridir.
Inline image 8
15 yaşındaki Yulia Konstantinova ve 16 yaşındaki Nika Volkova, 2017’de beraber 14 katlı bir binadan atladılar. Ölümleri geçmiş davalardan edinilen bilgiler sayesinde Mavi Balina’ya çok daha hızlı bağlandı. Ölmeden hemen önce Yulia, instagram’a bir mavi balina resmi gönderdi ve VK hesabında durumunu “son.” olarak değiştirdi. Nika da benzer bir durum gönderdi: “Tüm hisler kayboldu… Son.”
Bunlar sadece kanıtlanıp kapanmış vakalar olmakla beraber, sadece bilinen bini aşkın mavi balina intiharı var. Bilinmeyen ve bağlanmayanların olması da kesin, çevrimiçi gruplar kalabalık ve insanlar adminlere ulaşmak için uğraşıyor.
Inline image 9Inline image 10
Kayıpların çoğu kaynağı Rusya olması sebebi ile şu ana dek Rusya da olmasına rağmen hemen her ülkeden ihbarlar ve vakalar çıkmaya başladı. Türkiye dahil olmak üzere. Büyük ihtimalle Mavi balina oyununda ölen ve soruşturmaları devam eden sayısız çocuk var.
En korkutucu yani ise her yerden ulaşılabilmesi, teknik olarak yasaklanıp kapatılamaması ve yayılmaya devam etmesi. Son yıllarda Türkiye ve Dünya’da popülerleşmesi aslında tehlikeyi arttırıyor. Aşağıda son yılın Mavi Balina için google arama Türkiye ilgi grafiğini görebilirsiniz:
Inline image 11
 
(Çocuklarını kaybeden ailelerden biri ile yapılan röportajı görmek isterseniz: https://youtu.be/qsC7R8fUy6M)
SAYFA İÇERİĞİ BİLGİLENDİRME AMAÇLIDIR. LÜTFEN BU TARZ SORUNLAR YAŞIYORSANIZ HEKİMİNİZE DANIŞINIZ.
Kaynaklar

Çocuk Eğitiminin Alfabesi

Çocuk eğitiminin alfabesi
Çocuk eğitiminin alfabesi

Bir çocuğun eğitime ilk adım attığı yer aile ortamıdır. Kendisine ve çevresine değer veren, yaptıklarının sorumluluğunu alabilen, olumlu benlik algısına sahip bireylerin yetişmesinde ailenin rolü yadsınamaz. Sevgi ve şefkat insan ruhunun üretebildiği en gönül okşayıcı duygulardır ve elbette onlara verebileceğimiz en güzel şey zamandır.Anne ve baba kendi aralarında ve kendi içlerinde tutarlı olmalı, ortak kararlar çerçevesinde hareket etmeli ve bunun sürekliliğini sağlamalıdırlar.

Sayfa içeriği bilgilendirme amaçlıdır. İlk adım olarak aile hekiminize danışabilirsiniz. 

Reaktif bağlanma bozukluğu

Reaktif bağlanma bozukluğu insanların başkalarıyla bağ kurmakta güçlük çektikleri psikiyatrik bir durumdur. Genellikle …

Binaural Ritimler ve Binaural Beat Önerileri

Son zamanlarda binlerce kişinin müzik arşivinde yer bulan bu ritimler, beyin dalgalarını etkileme özelliği bulunan …

GIDA KATKI MADDESİ E171- TİTANYUM DİOKSİT PLASENTADAN GEÇEBİLİYOR

Daha önceki yıllarda fareler üzerinde titanyum dioksit isimli maddenin farelerin gelişimini olumsuz etkilediği yönünde …