Ay: <span>Temmuz 2021</span>

menopoz

Hormon Tedavisi Alzheimer Riskini Düşürüyor

Hormon Tedavisi Alzheimer Riskini Düşürüyor

2016 yılında Menopoz Döneminde Hormon Tedavisi ve Demans başlıklı yazıda menopoz sonrası hormon tedavisinin demans riskini azalttığına yönelik bilgiler yer almaktaydı. https://sedatirgil.com/kadin-sagligi/menopoz-doneminde-hormon-tedavisi-demans/ Hormon tedavilerinin faydaları ve zararlarına yönelik araştırmalar bir yandan devam etmekte iken Arizona Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nin yeni bir çalışması, hormon tedavisi gören kadınların Alzheimer hastalığı da dahil olmak üzere nörodejeneratif hastalıklar geliştirme olasılığının daha az olduğunu yayınladı.

UArizona Beyin Biliminde İnovasyon Merkezi direktörü ve makalenin kıdemli yazarı Roberta Diaz Brinton, “Bu, hormon tedavilerinin nörodejeneratif hastalıkları azaltmasına yönelik yapılan ilk çalışma değil” dedi. “Ancak bu çalışmada önemli olan, Alzheimer da dahil olmak üzere nörodejeneratif hastalığın önlenmesinde hassas hormon tedavilerinin geliştirilmesidir” dedi.

Hormon tedavisi, sıcak basmaları, gece terlemeleri, uykusuzluk, kilo alımı ve depresyonu içerebilen menopoz semptomları için en etkili tedavidir. Çalışma sırasında Dr. Brinton ve araştırma ekibi, menopozda olan 45 yaş ve üstü yaklaşık 400.000 kadının sağlık verilerini inceledi.

Alzheimer & Demans: Çevirisel Araştırma & Klinik Müdahaleler’de yayınlanan çalışma, altı yıl veya daha uzun süre menopoz hormon tedavisi gören kadınların Alzheimer’a yakalanma olasılığının% 79 ve herhangi bir nörodejeneratif hastalık geliştirme olasılığının% 77 daha az olduğunu buldu. Kullanım süresi, kullanım yolu (ağzıdan veya bant olarak) gibi faktörlerin risk oranı üzerinde etkili olduğunu bildirdi.

Ek olarak, bir yıldan uzun süren uzun süreli tedavinin Alzheimer, Parkinson hastalığı ve demans üzerindeki koruyucu etkisi, bir yıldan kısa süreli tedaviden daha fazlaydı.

KAYNAK :

Alzheimer riskini azaltmak için hassas hormon tedavilerini ilerletmeye yönelik bir adım — ScienceDaily

Bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için lütfen hekiminize danışınız.

 

 

uyku bozuklukları

Günde en az 7 saat gece uykusu; sağlık, üretkenlik, yaşam kalitesi ve güvenliği için oldukça önemli

Günde en az 7 saat gece uykusu; sağlık, üretkenlik, yaşam kalitesi ve güvenliği için oldukça önemli

Journal of Clinical Sleep Medicine dergisinde yayınlanan bir bildiriye göre düzenli uyku, sağlık, üretkenlik, yaşam kalitesi ve güvenliği için oldukça önemli. Ayrıca ruh sağlığı açısından da kritik öneme sahip olan yeterli, düzenli ve kaliteli uyku kalp damar hastalıkları, metabolik faaliyetler ve beyin fonksiyonları için çok değerli. Kronik uykusuzluğun ise ölüm ve hastalık oranları ile de ilişkisi kuvvetli.

Amerikan Uyku Araştırma Topluluğu, bir yetişkinin düzenli olarak gecede en az 7 saat uyumasını öneriyor. Çocuklar için önerilen uyku süresi yaş aralığına göre değişmekte. Çünkü veriler veriler, çocukların yaklaşık üçte birinin (%34,1) ve yetişkinlerin (%32,5) lise öğrencilerinin %74,6’sının düzenli olarak yeterli uyku uyumadıklarını göstermekte.

Bu verilere yönelik, 2030 yılında belirlenen hedeflerden biri de okul saatinin 08:30 veya daha geç olması yönünde. Yetersiz uykudan müzdarip çocukların ve ergenlerin ise psikiyatrik destek almalarının faydalı olacağı yönünde. Tıp fakültelerine yönelik önerilerde ise uyku bozukluklarına yönelik müfredatta daha geniş derslere yer verilmesi önerisi bulunuyor.

Hastaneler de yatan hastalar için, ışık, gürültü gibi faktörlerin azaltılmasının hastaların sağlıklarına katkı sağlayacağı, iş yerlerinde çalışanların uyku süresi ve kalitesini arttırmaya yönelik uygulamaların, hatta; işçilerin kısa kestirme molaları vermelerinin dikkat ve performanslarını arttıracağı bildiriliyor.

Sayfa içeriği bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için hekiminize danışınız.

 

 

dikkat eksikligi hiperaktivite goz sagligi

Dikkat eksikliği ve göz bozuklukları arasındaki ilişki

Dikkat eksikliği ve göz bozuklukları arasındaki ilişki

 

Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) olan kişilerde bazı göz rahatsızlıkları daha sık görülür. Bunlar arasında astigmat gibi kırılma hataları ve yakınsama yetersizliği bulunur, bu da gözlerin yakındaki nesnelere bakarken hizada kalmasını zorlaştırır.

Ancak görme bozuklukları DEHB belirtileri değildir. Bazı göz rahatsızlıkları ve bozukluk arasında bir ilişki olduğu görünse de, bilim adamları bağlantının ne olduğundan emin değiller.

Bu yazıda, GÖRME BOZUKLUKLARıyla ilişki, DEHB’nin bulanık görme neden olup olmadığı ve bu koşullara neyin yardımcı olabileceği de dahil olmak üzere DEHB’ye ve gözlere daha ayrıntılı olarak bakıyoruz.

DEHB aşırı hareketlilik, dikkat sorunları ve istekleri erteleyememe (dürtüsellik) belirtileriyle giden bir psikiyatrik hastalıktır. DEHB’nin temel belirtileri, aşırı hareketlilik, dikkat eksikliği ve dürtüselliktir.

Aşırı Hareketlilik: Çocuğun kendi yaşıtlarıyla karşılaştırıldığında belirgin düzeyde daha fazla hareketli olduğunda aşırı hareketlilikten söz edilir.

Dikkat Sorunları: Dikkatin bir noktaya toplanabilmesinde güçlük, dış uyaranlarla dikkatin çok kolay dağılabilmesi, unutkanlık, eşyalarını veya oyuncaklarını sık sık kaybetme ve düzensizlik gibi belirtiler dikkat sorunları bulunduğunu gösterir.

Dürtüsellik: Acelecilik, istekleri erteleyememe, sorulan sorulara çok çabuk yanıt verme, başkalarının sözlerini kesme ve sırasını beklemekte güçlük çekme gibi özellikler dürtüsellik sorunları bulunduğun düşündürür.

Görme bozukluğu olan ve olmayan çocuklar arasında yapılan bir ankette, görme bozukluğu olanlarda DEHB tanılarının daha sık olduğu bulunmuştur. 75.000 çocuktan görme sorunu olanların %15,6’sına DEHB tanısı konulurken, görme sorunu olmayanların oranı %8,3’tür.  (ADHD and Vision Problems in the National Survey of Children’s Health (nih.gov))

Araştırmalar, bozukluk ile bazı spesifik görme bozuklukları arasında bağlantılar olduğunu göstermiştir. Bunlar şunlardır:

Astigmat, kornea veya göz merceği kavisinin normal şekilde olmamasının bulanık görmeye yol açtığı, yaygın bir göz kusurudur.

Yakınsama yetersizliği: Gözlerinizin aynı anda hareket etmediği bir göz hastalığıdır. Bu duruma sahipseniz, yakındaki bir nesneye baktığınızda bir veya iki göz dışarıya doğru hareket eder.

Bu, göz yorgunluğuna, baş ağrısına veya bulanık veya çift görme gibi görme sorunlarına neden olabilir. Ayrıca okumayı ve odaklanmayı zorlaştırır.

Renk algısı: 2014’te yapılan küçük bir çalışmada, DEHB’li genç yetişkinlerin mavi aralıktaki renkleri algılamada zorluk çektikleri daha yüksek olduğu bulunmuştur. Ancak, çalışma sadece 60 kişiyi kapsadığı için, bulgular genelleştirilebilir olmayabilir.

 

Görme yetisini etkileyen DEHB ve göz rahatsızlıkları olan kişiler, görme bozuklukları için yardım alır ise DEHB tedavisine de destek sağlanmış olur. Görme sorunları yaşıyorsanız lütfen bir göz doktoruna danışınız.

 

Sayfa içeriği bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için hekiminize başvurunuz.

 

 

dis sagligi

Diş macunundaki florür hakkında bilinmesi gerekenler

  • Diş macunundaki florür hakkında bilinmesi gerekenler

  • Diş macununda neler bulunur ?

  • Florür nedir ve neden diş macunundadır?

  • Riskler nelerdir ?

  • Yüksek seviyede florür maruziyeti hangi sorunlara yol açar

  • Diş macunu seçerken nelere dikkat edilmelidir ?

Diş macunundaki florür;

Birçok diş macunu, diş sağlığını korumaya yararları olduğu için florür içerir. Çok fazla florür sağlık için risk oluşturabilir, ancak bir kişi diş macunu tavsiye edildiği gibi kullanıyorsa diş macununda bulunan miktarlar genellikle güvenlidir. Diş macunu iyi ağız hijyeninin önemli bir parçasıdır. Mevcut birçok seçenekle, hangisinin doğru seçim olduğunu bilmek zor olabilir.

Birçok diş macunu, toprakta ve kayalarda doğal olarak bulunan bir mineral olan florür içerir. Bu makalede florürün ne olduğu ve üreticilerin diş macununa neden eklediklerine bakmaktadır. Ayrıca florür fayda ve risklerini ve en iyi diş macununu seçmek için ipuçlarını kapsar.

Diş macununda neler bulunur ?

  • Kalsiyum karbonat veya kalsiyum fosfat gibi aşındırıcılar. Bunlar dişlerin yüzeyine yapışan kalıntıları yok etmek amacı ile eklenir.
  • Sodyum aljinat veya ksanthan sakızı gibi bağlayıcılar. Bunlar diş macununa elastikiyet ve form sağlar ve kurumasını önlemeye yardımcı olur.
  • Gliserol veya propilen glikol gibi humektifler. Bunlar diş macununun sertleşmesini önler
  • Sodyum lauryl sülfat veya sodyum alkilsulfo süksinit gibi köpüren ajanlar.
  • Koruyucular, mikroorganizmaların büyümesini önlemek için.
  • mineyi güçlendiren ve boşlukları önleyen florür
  • spearmint, nane veya mentol gibi tatlandırıcılar
  • sorbitol, gliserol ve ksilitol dahil tatlandırıcılar
  • stronsiyum klorür veya potasyum nitrat dahil diş eti hassasiyetine yönelik ajanlar

 

Florür nedir ve neden diş macunundadır?

Çocuklarda ve yetişkinlerde, dişleri çürümeye karşı korur, plak oluşumunu engeller 7 yaş altındaki çocuklarda diş gelişimini destekler.

Riskler

Çok fazla florür diş florozisine yol açabilir. Floroz, diş minesinde beyaz veya bazen kahverengi renk- lekeler oluşmasına neden olur. Bu durum küçük çocuklarda diş macununu tükürmek yerine yutması sonucu gelişir.

Diş florozis riskini azaltmak için ebeveynler şunları yapmalıdır:

  • 6 yaş altı çocuklarının diş macununu yutmasını engellemek,
  • 3-6 yaş arası bezelye tanesinden daha fazla macun kullanmamak,
  • 2 yaş altı çocuklar için diş mavunu seçiminde hekime danışmak.

Yüksek florür seviyelerine kronik maruziyet de iskelet florozisine yol açabilir. Bu, florür kemiklerde birikerek sertliğe ve ağrıya , kireçlenmeye neden olur ve çoğunlukla yüksek florürlü içme suyu kullanımında görülür.

Yüksek seviyede florür maruziyeti ;

  • akne
  • yüksek tansiyon,kardiyak yetmezlik ve miyokard hasarı dahil olmak üzere kardiyovasküler problemler
  • diyabet
  • kız çocuklarında düşük doğurganlık oranları ve erken ergenlik
  • osteoartrit, temporomandibuler eklem bozukluğu ve kemik kanseri
  • bağışıklık sistemi komplikasyonları
  • daha düşük IQ
  • bilişsel eksiklikler, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB)ve nörolojik eksiklikler
  • tiroid disfonksiyonuna neden olmaktadır.

Diş macunu seçerken;

Mümkünse doğal olan ve içinde florür olmayan yada daha düşük seviyede florür bulunan ve onaylı ürünler tercih edilmelidir. 3 yaşına kadar olan çocuklar milyonda 1.000 parça (ppm) florür seviyesine sahip diş macunu kullanmalıdır. 3 yaş ve üzeri herkes florür seviyesi 1.350-1.500 ppm olan diş macunu kullanmalıdır.

Sayfa içeriği bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için hekiminize başvurunuz.

 

 

depresyon

BİR SAAT ÖNCE UYANARAK DEPRESYON RİSKİNİZİ % 23 DÜŞÜREBİLİRSİNİZ !

Bir saat önce uyanarak depresyon riskinizi düşürün

JAMA Psychiatry’de yayımlanan bir çalışmaya göre, normalden bir saat önce uyanmak depresyon riskini yüzde 23 azaltıyor. Coronavirüs sürecinde yaşlı bireylerden çocuklara kadar birçok kişinin uyku alışkanlıkları değişti. Okula gitmeyen çocuklar, evden çıkmayan yaşlılar, gelişmeleri takip ederken ekranlar karşısında geçirdiğimiz zaman uyku süremiz ve uyku kalitemizde önemli değişikliklere neden oldu.

Biliyoruz ki uyku sorunları majör depresyon ile çeşitli çalışmalarda ilişkilendirildi. Depresyonun uyku sorunlarına yol açtığı, uyku sorunlarının da depresyonu tetikleyebildiği düşünülürse araştırma çok önemli noktalara değiniyor.

2018 de 32.000 hemşire ile yapılan bir çalışmada erken kalkanların dört yıl boyunca depresyon geliştirme olasılığının %27 daha az olduğu bulundu. Ancak burada en büyük soru erken kalkma kavramının kaç saat erken??? olduğuydu.

Colorado Boulder Üniversitesi ve MIT- Harvard Üniversitesi Broad Enstitüsü’nden araştırmacılar yaklaşık 850.000 yetişkinden elde edilen verilerin analizini yaparak ve Birleşik Krallık Biobank, 23andMe ve Psikiyatrik Genomik Konsorsiyumu’ndan veri toplayarak, uyku paternleri ve majör depresyon riski arasındaki genetik ilişkiyi inceledikleri bir araştırma yaptı.

“Saat geni” şeklinde bilinen PER2’deki varyantlar da dahil olmak üzere 340’tan fazla ortak genetik varyantın, kişinin kronotipini etkilediği biliniyor. Genetik, uyku zamanlamasındaki tercihimizin toplamda %12-42’sini açıklıyor.

Bundan yola çıkarak araştırmacılar, 7 gün boyunca giyilebilir uyku izleyicileri takan 85.000 kişi ve uyku tercihi anketleri dolduran 250.000 kişi de dahil olmak üzere yaklaşık 850.000 bireyden gelen bu varyantlarla ilgili düzenli genetik verileri değerlendirdi. Araştırmaya katılan deneklerde uykunun orta noktası ortalamada 03:00 bulundu; yani yatağa 23:00’da gitmişler ve 6’da kalkmışlar. Daha sonra araştırmacılar bu veriler ile anonimleştirilmiş reçete, genetik, majör depresyon tanısı verilerini karşılaştırdı. Sonuç olarak bir saat erkene alınan her uyku orta noktası (yatağa gidiş zamanı ile kalkış zamanının ortası), ağır depresif bozukluk tehlikesinin %23 azalmasına karşılık geldi. örnek olarak;  normalde yatağa 1’de giren biri yatağa 24 de girerse ve aynı süre uyursa(1 saat erken kalkmış oluyor), depresyon tehlikesini %23 azaltabilir; eğer yatağa 23’te girerse, tehlikeyi yaklaşık %40 düşürebilir.

 

Sizde uyku düzeninizi bu yönde planlayarak depresyon riskinizi azaltabilir, gün ışığından daha fazla yararlanabilir, hormonlarınızın daha iyi işlemesini sağlayabilirsiniz.