Aylar: Nisan 2021

PSİKİYATRİ VE ORUÇ

2021/ Psikiyatri Uzmanı Dr. Sedat İrgil

PSİKİYATRİ VE ORUÇ

“Psikiyatrik Hastalıklar da biyolojik hastalıklar gibi değerlendirilmelidir”

Ramazan ayının başlamasıyla beraber “psikiyatri hastaları oruç tutabilir mi?” “Psikiyatri ilacı kullanırken oruç tutulur mu?” gibi sorularla sık karşılaşıyoruz. Bu nedenle sizleri bu konuda bilgilendirmek istedik.

Oruç tutmanın manevi ve biyolojik yararları oldukça fazladır. Belirli hastalıklara sahip, düzenli ilaç kullanması gereken ve/veya yaşlı bireylerin oruç tutması kişinin sağlığına zarar verebilir. Burada mantık kişinin fiziksel ve zihinsel sağlığının oruca bağlı nedenler ile bozulmamasıdır. Düzenli ilaç kullanması gereken veya kronik ya da akut bir hastalığı bulunan bireylerin oruç tutup tutamayacağını mutlaka hekimi ile görüşmesi gerekmektedir. Aynı durum yaşlı bireyler için de geçerlidir.

Psikiyatri hastalarının oruç tutup tutamamaları ise hastalığın şiddeti, türü ve kullandığı ilaçların özellikleriyle ilişkilidir. Ayrıca kişinin var olan sağlık sorunları da (eşlik eden hastalıklar) göz önüne alınmalıdır. Bu nedenle psikiyatri hastalarının da oruç tutup tutamayacakları kararı hekim ile birlikte verilmelidir.

HAFİF VE ORTA DÜZEY RUHSAL SORUNLAR

Hafif ve orta düzey ruhsal sorunları olan bireyler, sağlık durumları, ilaç etkileşimleri hekim ile değerlendirilerek, sağlıklarını tehlikeye atacak bir risk söz konusu değil ise oruç tutabilirler. Ancak yine bu karar hekim ile birlikte verilmelidir.

DEPRESYON

Depresyon iştah sorunları, karamsarlık, isteksizlik, umutsuzluk, uyku problemleri, değersizlik duyguları, suçluluk duyguları ile seyreden bir hastalıktır. Oruç tutmanın manevi yönü, oruç tutmaya çok istekli olan bireylerde hastaların olumlu duygular yaşamasına yardımcı olabileceği gibi hastalığın şiddetinin artmasına da neden olabilir. Depresyona bağlı olarak enerjisi, iştahı azalan hastanın beslenme sorunları, uyku problemleri, cinsel isteksizlik gibi sorunlarının artmasına neden olabilir. Bu nedenle depresyon hastalarının mutlaka hekimleri ile birlikte karar vermeleri ve ilaçlarını kendi kafalarına göre kesmemeleri gerekir. Unutmayınız ki depresyon hastalığı ruhsal hastalıklar içinde intihara bağlı ölümlere en çok yol açan hastalıktır.

BİPOLAR BOZUKLUK

Bipolar bozukluğa sahip bireylerin tedavilerinde kullanılan LİTYUM TUZU, beraberinde bol su tüketimini gerektirir. Hastaların bu ilacı düzenli kullanmaları gerekmektedir. Çünkü ilacın düzensiz kullanımı, doz atlaması veya alınmaması mani veya depresif atakları tetikler.

Bu ilacı kullanıp sıvı alımını sınırlandırmak ise böbreklere ciddi hasar verebilir. Bunu anlamanın yolu kan kreatinin düzeyini tespit etmektir. Neredeyse her yerde yapılabilen bu tahlil çok iyi bir yol gösterici olabilir. Sadece böbrek sorunları değil lityumun kandaki oranının yükselmesi de yine ciddi zehirlenmelere neden olabilir. Yeşil renkte görmeyle başlayan bu zehirlenmelerin ölümcül olabileceğini hatırlatmakta fayda var.

Bipolar bozukluk hastaları için oruç tutmanın olası olumsuz etkilerinden biri de uyku konusunda olacaktır. Sahura kalkmak, yemek yiyip yatmak, sabah tekrar uyanmak demek, düzensiz uyku demektir ve bu, söz konusu hasta grubu için kaçınılması gereken bir durumdur. Bipolar bozuklukta duygudurumun kontrol altında tutulması ve sabit bir duygusal çizginin yakalanması için düzenli ilaç kullanımının yanı sıra düzenli uyku da şarttır. Uykusuzluğun manik dönemi tetiklediği, bu hastalığın mizacına dair uzun zamandır bilinen bir gerçek. Hastaların bunu muhakkak göz önünde bulundurması gerek.

EPİLEPSİ HASTALARI

Halk arasında “sara” olarak bilinen epilepsi hastalığında da ilaçların düzenli kullanımı ‘hayatî’ derecede önemlidir. İlaçların etkileşimini sadece “ilacı içmiş olmak” sağlamaz. Vücuttaki sıvı kayıpları ve uzun açlık süreleri kan değerlerini (sodyum, potasyum ve kalsiyum gibi elektrolitler, vitamin ve mineral düzeyleri gibi) değiştirip nöbetleri tetikleyebilir. Çünkü bu tarz ilaçların işleyişi, etken maddelerin kanda belirli bir düzeyde bulunmasına dayalıdır. 16 saat boyunca aç ve susuz kalmak, kan şekerinin düşmesi ve sıvı kaybının artması ile ilaç-kan dengesi büyük oranda bozulacaktır. Kan şekerinin 60 ve altına düşmesi, sağlıklı kişilerde bile tek başına epilepsi nöbeti riski yaratır.

 

DEMANS HASTALARI VE YAŞLILIK

Demans hastalarının da oruç tutmaları hastalığın etkilerini olumsuz yönde arttırabilir. Hastalığın ileri seviyelerinde zaten kişinin bilişsel işlevleri zayıflamıştır. Ancak, hastalığın ilk aşamalarında da hastalığın seyrini kontrol altında tutmak adına kullanılan ilaçların günün belirlenen saatlerinde alınması gerekir. Oruç sebebiyle ilaç kullanımının ertelenmesi ve sıvı kaybı “sundown sendromu” diye adlandırılan ve akşam saatlerinde artan şaşkınlık, bilinç dalgalanmaları, hırçın ve saldırgan bir tutum gibi davranış sorunlarına yol açabilir.

Uzun süreli aç ve susuz kalmanın hastalığın seyrine dair olası etkilerini görmezden gelmek pek çok kaynakta tavsiye edilmiyor zaten. Oruç tutmak isteyen ve buna niyetlenen bütün psikiyatri hastalarının muhakkak doktorları ile görüşmesi, tedavileri üzerindeki etkilerini öğrenmesi ve buna göre karar vermesi çok önemli. Tabi ki sadece psikiyatrik hastaların değil, yüksek tansiyon, diyabet ve kalp hastaları gibi düzenli ilaç kullanmak zorunda olan tüm hastaların ve gündelik hayatında yüksek oranda alkol tüketenlerin de uzman doktorlarla görüştükten sonra karar vermesi gerektiğini de hatırlatalım.

ORUÇ TUTARSAM KULLANDIĞIM İLAÇLAR AĞIR GELİR Mİ?

Bu sorunun cevabı yine mevcut sağlık durumunuz ve kullandığınız ilacın etken maddesine ve dozuna bağlı olarak değişir. Psikiyatrik hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçlar kişinin metabolizma hızı, kilosu, karaciğer fonksiyonları, böbrek fonksiyonları, glisemik durumu vb gibi birçok kişisel ve tıbbi duruma bağlı olarak farklı düzeylerde ve çeşitlilikte yan etkilere neden olabilmektedir. Bu nedenle bu ve diğer tüm faktörler göz önünde bulundurularak hekim ile birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.

ORUÇ TUTMADIĞIM İÇİN YAŞADIĞIM OLUMSUZ DUYGULAR İLE NASIL BAŞEDECEĞİM?

İslam dinine göre gebelik, yolculuk, kişinin sağlığını olumsuz yönde etkileyecek hastalık gibi durumlarda oruç farz değildir. Burada önemli olan kişinin sağlığının bozulmaması, yaşamının tehlikeye girmemesidir. Hekimlerin hastalarını oruç tutma durumu konusunda değerlendirmeleri ve bilgilendirmeleri oldukça önemlidir. Oruç tutması tıbbi olarak uygun olmayan bireyler, manevi olarak hissettikleri eksiklik veya suçluluk gibi duyguları öncelikle hekimlerinden aldıkları bilgiler doğrultusunda farkındalık kazanarak, daha sonra da ihtiyaç sahiplerine yardımda bulunmak gibi sosyal izolasyon kurallarına özen gösterecekleri faaliyetler ile gidermeye yönelmeli, duygu ve düşüncelerini paylaşmaları konusunda desteklenmelidir.

Sağlık ve huzur dolu bir ramazan ayı geçirmenizi dilerim. Saygılarımla

 

 

 

 

FONKSİYONEL TIP NEDİR ?

FONKSİYONEL TIP NEDİR ?

Tıbbın her dalında tanı ve tedavi yaklaşımları bireyselleştirilmiş ve kişiye özeldir. Bu bağlamda fonksiyonel tıp, tıbbın ta kendisidir. Tanı ve tedavi sürecinde yaşam tarzı, beslenme alışkanlıkları, genetik özellikler, çevresel etmenler gibi bir çok faktörü göz önüne alarak hastalığa neden olan etmenleri ve fonksiyonel bozuklukların nedenlerinin belirlenmesi ve tedavinin bu yönde planlanmasını amaçlamaktadır.
Fonksiyonel tıp modern tıbbın sunduğu bilimsel testleri kullanır. Fonksiyonel tıp, daha ayrıntıya inmeyi ve tedavide daha fazla bireyselliği hedeflediğinden standart test ve tıbbi uygulamaların yanında kişinin genetik/epigenetik yapısını, vücudun doku düzeyindeki toksin (ağır metal vb.) yükü, intra-selüler düzeyde mikrobesin (vitamin-mineral vb) düzeyleri kısaca daha ileri biyokimya, mikrobiyoloji ve genetik testleri kullanır.
Özellikle kronikleşmiş sağlık sorunlarını hedef alan fonksiyonel tıp, hastalığın altında yatan beslenme, yaşam şekli, duygu durumu, genetik yapının bir arada değerlendirilmesi ile kişinin çok yönlü desteklenerek sağlığına kavuşması ve en önemlisi bu sağlığı sürdürmesi için çaba harcar.
Fonksiyonel tıp alternatif tıp değildir, bir cihaz veya aletler ile yapılan tedavi yöntemi değildir. Ancak bir çok disiplinden faydalanır ve tamamen tıbbi-bilimsel yöntemleri kullanır. Bir yan dal değildir.

HANGİ HASTALIKLARDA FONKSİYONEL TIPTAN FAYDALANILIR ?

Sadece hastalık durumunda değil sağlığın sürdürülmesinde de fonksiyonel tıptan faydalanılır. Akut hastalıklar, acil durumlardan çok, kronikleşmiş, tedavi süreci uzamış hastalıklarda fonksiyonel tıptan faydalanılır. Çünkü akut veya acil hastalıklar (örneğin kalp krizi, apandisit ) acil tedavi gerektiren hastalıklardır. Elbette bu hastalıkların bazılarının altında yatan kök sebepler fonksiyonel tıbbın alanına girse de amaç daha kompleks, kronik hastalıklardır.
Daha iyi ifade etmek gerekirse, Fonksiyonel tıp, hastalıklara konulan teşhisler yani hastalık isimleri üzerine değil, makro bir yaklaşım ile hastalıkların nedeni, nasılı ve altında yatan mekanizmaları (kök nedenleri) açıklamaya çalışır.
Bir örnek vermek gerekir ise depresyon hastalığına, hormonal düzensizlikler, mineral ve vitamin eksiklikleri, psikolojik bir travma veya bağırsak florasındaki bozukluk, yas, sosyo-ekonomik durum ve bunun gibi bir çok etmen veya etmenler neden olmuş olabilir. Bu noktada fonksiyonel tıp hastalığa neden olan kök sebepleri bularak tedaviyi bütüncül bir yaklaşımla planlar. Bu nedenle bir hastalık listesi vermek yerine fonksiyonel tıptan daha fazla faydalanılan hastalıkları örnek olarak verebiliriz. Demans, diyabet, insülin direnci, gıda alerjisi, astım, bağışıklık sistemi hastalıkları, sindirim sistemi bozuklukları vb.

Bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için hekiminize danışınız.

YAŞLILARDA İŞTAHSIZLIK SORUNU ÖNEMLİ SAĞLIK SORUNLARINA NEDEN OLABİLİR

Yaşlanma, birçok değişikliği beraberinde getiren yaşamın kaçınılmaz bir parçasıdır. Çok sık gündeme gelmeyen bu konu oldukça önemlidir. Yaşlı populasyonunda düşük kilolu olmak, fazla kilolu olmaktan daha risklidir. Sağlık ve Beslenme İnceleme Araştırması, 65 yaşın üzerindeki Amerikalıların yaklaşık yüzde 16’sının günde 1000 kaloriden daha az tükettiğini ortaya koymuştur. Bu, hızlı bir şekilde kilo kaybına ve kötü beslenme durumuna yol açabilir. İstenmeyen kilo kaybı, bilişsel ve fiziksel işlevlerde azalma, yetersiz beslenmeye ve çeşitli komplikasyonlara yol açabilir ve genel sağlık durumunda ani bozulmalara neden olur.
Yaşlılıkta beslenme alışkanlıklarında değişikliğe neden olabilen bir çok faktör bulunmaktadır.
İLAÇLAR: Bir çok yaşlı birey çeşitli sağlık problemleri nedeniyle ilaç kullanmaktadır. Reçete edilen yaygın ilaçlardan bazıları, antibiyotikler, diüretik yani idrar söktürücü olarak adlandırılan ilaçlar, Antikoagulanlar (kan sulandırıcı olarak bilinir) ve antienflamatuar, romatizmal ilaçlardır. Bu ilaçlar iştahsızlık, sindirim sistemi sorunlarına neden olabilmektedir. Bu durumda mutlaka hekime bilgi verilmelidir.
METABOLİK FONKSİYON: Metabolizma hızı yaş ilerledikçe yavaşlar. Metabolizmanın yavaşlamasının nedenlerinden biri yaşlanma ile birlikte kas kütlesinin azalarak yağ kütlesinin artmasıdır. Kas vücuttaki metabolik olarak en aktif organdır. Kas kütlesinin azalması, fiziksel aktivitenin de azalmasıyla birlikte açlık hissinin azalmasına neden olur.
DUYUSAL DEĞİŞİKLİKLER: Koku, tat ve görme kaybı yaşlılarda sık görülür. Bu duyuların kaybedilmesiyle, yemek yemenin eskisi kadar keyifli veya çekici olmayabileceği unutulmamalıdır.
DİŞ SORUNLARI: yaşlı yetişkinlerin, özellikle 75 yaşından sonra genellikle çok daha az dişe sahip olduklarını ortaya koymuştur. Bu, yiyecekleri çiğnemeyi aşırı derecede zorlaştırabilir ve genellikle yaşlı bir bireyin tüketebileceği yiyecek çeşitliliğini sınırlayabilir. Araştırmalar; kendi dişlerinden daha azına sahip olan yaşlı bireylerde kalori alımının daha düşük olduğunu göstermektedir. Bu bireylerde Ek olarak, kalsiyum, demir, A, C ve E vitaminleri ve bazı B vitaminleri gibi mikro besinlerin seviyeleri daha düşüktür.
Tükürük üretiminin yavaşlaması yaşlanmanın bir sonucudur. Bazı ilaçlar bunu daha da kötüleştirebilir. Ağız kuruluğu, yiyecekleri çiğnemeyi ve yutmayı zorlaştırarak daha az yiyecek alımına neden olabilir.
DEPRESYON: Depresyon her yaşta görülebilir. Yaşlılıkta sosyal izolasyon sık görülür. Bu durum depresyona yatkınlığı arttırır. Eş kaybı gibi nedenler, kronik hastalıklar, yalnızlık, ölüm korkusu gibi nedenlerle oluşabilen depresyon beraberinde iştah sorunlarını getirir.
FİZİKSEL KISITLILIK: Yaşlılıkta düşük aktivite çok sık görülen bir durumdur. Özellikle yalnız yaşayan yaşlılarda temel ihtiyaçları karşılayamamaya bağlı beslenme sorunları görülebilmektedir.
HASTALIKLAR: Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) ve Konjestif Kalp Yetmezliği (KKY) gibi solunumu etkileyen hastalıklar yemek yemeyi zorlaştırabilir ve yorucu hale getirebilir.
İlerleyen demansı olanlar yemek yemeyi unutabilir. Ya da zaten yemek yediklerini düşünebilirler, yemek sırasında ilgilerini sürdürmekte güçlük çekebilirler ve sonunda nasıl yutulacağını unutabilirler.
Ek olarak, yaşlılarda idrar yolu enfeksiyonları, yemek yemeyi azaltabilecek aşırı kafa karışıklığına neden olabilir.
Ayrıca yaşlıkla belirli yiyecekler kısıtlanabilir. Kişi sevdiği yemeklerle beslenemeyebilir veya tatsız bir diyet ile besleniyor olabilir.
NELER YAPILABİLİR ?
İştahta azalma ve daha az yemek, yaşlanma sürecinin normal bir parçası gibi görünse de, bir noktada gerçekten sağlığa zararlı olabilir. Sağlıklı iştahı desteklemek için erken adımlar atmak, daha fazla düşüşü önlemek için önemlidir.
Yaşlı birinin artık fazla yemek yemediğini fark ederseniz, işe bir sağlık uzmanını dahil etmeyi düşünün. Kapsamlı bir genel değerlendirme önemli bir araç olabilir. Bu, yaşlıların yemek yememesinin etkileriyle mücadelede yardımcı olabilir. Ve çoğu zaman, sorun ne kadar erken çözülürse sonuç o kadar iyi olur.
Daha önce de belirtildiği gibi, yaşlı bireyler iştahla ilgili tüm önemli faktörler olan tat, koku ve görme duyularını kaybedebilirler. İşleri biraz renklendirmek için farklı otlar ve baharatlar gibi lezzet arttırıcılar eklemeyi deneyin.
Bir kişi yeterince tüketmekte güçlük çekiyorsa veya yemeklerini bitirmeden yoruluyorsa, kalori takviyeleri besin ihtiyaçlarının karşılanmasını sağlamak için mükemmel bir yol olabilir.
Kalori ve besin yoğunluğunu artırmak için öğünler arasında yudumlamaları için yüksek kalorili bir smoothie hazırlamayı veya ana öğünlere kalori arttırıcılar eklemeyi düşünün .
İlaçlar sağlığı ve yaşam kalitesini korumada kritik bir araç olabilirken, bazı ilaçlar iştahı engelleyebilir.

İştahı iyileştirmek için herhangi birinin birlikte değiştirilip değiştirilemeyeceğini görmek için mevcut ilaçları değerlendirmek için hekiminize danışın. Ruhsal ve nörolojik sorunların belirlenmesi için bir psikiyatrist ve nörologdan destek alın.
Yapabildiğiniz kadar, yemek zamanını sosyal bir deneyim haline getirmeye yardımcı olun.
Yemekleri günlük rutininin düzenli bir parçası haline getirin. Böylelikle yemek yemek bir alışkanlık haline gelir.

Yaşlıların yemek yemediğini fark ettiğimizde dikkat etmemiz önemlidir. Sorunu ne kadar erken ele alırsak, sağlık komplikasyonlarından kaçınmalarına o kadar yardımcı olabiliriz.

Evde sağlıklı beslenme alışkanlıklarını desteklemek için elinizden gelenin en iyisini yapın ve gerektiğinde bir diyetisyen ve aile hekimi gibi profesyonellerden destek alın.

Bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için hekiminize başvurunuz.

C VİTAMİNİ VE SARIMSAĞIN BİRLİKTE KULLANIMI KURŞUN ZEHİRLENMESİNE İYİ GELİYOR!

Çoğumuz sarımsağın virüs, bakteri, mantarlar ve gıda zehirlenmesinde olumlu etkilerini okumuş veya duymuşuzdur. Journal of Chemical Neuroanatomy’ de 27 Mart 2021 de yayınlanan bir makaleye göre (kaynaklar bölümünden ulaşabilirsiniz) sarımsak ve C vitamininin birlikte kullanımı kurşun maruziyetinin neden olduğu nörotoksik etkilerden korunmaya yardımcı oluyor. (nörotoksisite: zehirli maddenin sinir sisteminin normal çalışmasını olumsuz yönde etkilemesi)
Kurşunun merkezi sinir sistemi üzerindeki zararlı etkileri önceki çalışmalarda gösterilmiştir. Merkezi sinir sisteminde önemli rolü olan glikokonjugatlar, kurşun maruziyetinden olumsuz yönde etkilenebiliyor. Bitkisel yöntemler ve antioksidanların nörotoksik maddelerin neden olduğu hasarı hafifletip hafifletmeyeceği merak edilen konulardan biri.
En yaygın endüstriyel ve çevresel kirleticilerden biri olan kurşun (Pb), endüstriyel yaşam nedeniyle çevrede artmaktadır. Doğal olarak biyolojik sistemde kurşun yoktur. Soluma, yutma, emzirme ve hatta cilt yolu ile vücudumuza girebilir. Birçok doku ve organ üzerinde olumsuz etkilere neden olabilir. Sebebi bilinmeyen zeka geriliklerinin %10’u kurşun maruziyeti nedeni ile gelişmektedir. Karın ağrısı, sinirlilik, hafıza kaybı, kısırlık, epileptik nöbetler, el ve ayaklarda uyuşma veya karıncalanma, davranış sorunları gibi belirtilere neden olan kurşun zehirlenmesi ölümcül olabilir ve farklı hastalıklar ile karışabilir. Dünyada endüstrileşmiş toplumlarda kurşuna maruziyet çocukların sağlığı için bir tehdittir ve çocuklukta kurşuna maruziyetde kurşunlu boyalar ve kurşunlu benzin önemli kaynaklardır. Kurşun maruziyetinin belirlenmesinde tarama programları ve kan testi oldukça önemlidir.
Journal of Chemical Neuroanatomy’ de yayınlanan araştırma hamile fareler üzerinde uygulanmış. Fareler gruplara ayrılarak birinci gruba; kurşun +C vitamini, ikinci gruba; kurşun + sarımsak, üçüncü gruba ise; Kurşun +sarımsak + C vitamini verilmiştir. 50. günde hem farelerin hem de yavrularının kan ve serebral kurşun seviyeleri ölçülmüştür. Araştırma sonucunda kurşun maruziyetinin beyincikte hasara neden olduğu, sarımsak ve c vitamininin birlikte kullanımının kurşunun neden olduğu hasarın hafifletilmesinde ve tedavisinde etkili olduğunu göstermiştir. Özetle kurşuna maruz kalan hayvanlarda C vitamini ve sarımsak tedavisi, glikokonjugat içeriklerinde iyileşme ile birlikte kandaki ve serebellar dokudaki kurşun seviyelerini düşürmüştür.

Bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için hekiminize başvurunuz.
Kaynaklar: https://www.sciencedirect.com/science/article/abs/pii/S0891061821000314?casa_token=MUI1goO1oqUAAAAA:xp1y3l4xymtl9hKtqipE3FbWcURn2lwVOjqfM4kOgzFdoVbRbwh-o9iY2cMuor8HsQWdYZ37r_0

PSİKİYATRİ VE ORUÇ

2021/ Psikiyatri Uzmanı Dr. Sedat İrgil PSİKİYATRİ VE ORUÇ “Psikiyatrik Hastalıklar da biyolojik hastalıklar gibi …

FONKSİYONEL TIP NEDİR ?

FONKSİYONEL TIP NEDİR ? Tıbbın her dalında tanı ve tedavi yaklaşımları bireyselleştirilmiş ve kişiye özeldir. …

YAŞLILARDA İŞTAHSIZLIK SORUNU ÖNEMLİ SAĞLIK SORUNLARINA NEDEN OLABİLİR

Yaşlanma, birçok değişikliği beraberinde getiren yaşamın kaçınılmaz bir parçasıdır. Çok sık gündeme gelmeyen …