Aylar: Nisan 2020

Sosyolog ve Psikiyatri Uzmanı Dr. Sedat İrgil: Belirsizlik kaygıyı artırıyor

ÖZEL HABER – Sosyolog ve Psikiyatri Uzmanı Dr. Sedat İrgil, korona virüs ile birlikte geçtiğimiz haftasonu getirilen iki günlük sokağa çıkma yasağını ve yasağın açıklanması ile birlikte insanların yaşadığı panik ve ortaya çıkan tabloyu değerlendirdi. İrgil, “Bizim toplumumuzun bana bir şey olmaz düşüncesi var. Bu tehdidi hala çok anlamadıklarını düşünüyorum. Cahil cesareti diyoruz ya böyle bir tarafta olabilir. İnsanlar salgını başlarına gelince anlıyorlar. Salgın soyut bir kavram, daha canını yakmamış, hiçbir yakını kaybetmemiş, başına gelmeyince ne kadar can yaktığını anlayamıyorlar” dedi.

İçişleri Bakanlığının geçtiğimiz haftasonu korona virüs nedeniyle uyguladığı iki günlük sokağa çıkma yasağı sırasında oluşan panik ve ardından ortaya çıkan görüntüler tartışılıyor.

“BU TEHDİT HALA TAM OLARAK ANLANMADI”

Sosyolog ve Psikiyatri Uzmanı Dr. Sedat İrgil, sokağa çıkma yasağı kararı ile birlikte yaşananları HABERCİ’ye anlattı. İrgil, “Bu yaşanan paniği iki şeye bağlayabiliriz bir tanesi Türk toplumunun kaderci bir tarafı var. Bizim toplumumuzun ‘Bana bir şey olmaz’ düşüncesi var. Bu tehdidi hala çok anlamadıklarını düşünüyorum. Bunun belki bilgilerinin net olmaması ile ilişkisi olabilir. Hastalık ve salgının önemini hala bir kısım anlayamadı. Özellikle ileri yaş, biraz daha muhafazakar kesim bu hastalığı yok sayma eğiliminde. Biraz önemsemediklerini düşünüyorum. Türk toplumu oldukça kaygılı bir toplum. Son yıllarda kaygı giderek arttı. Sorumlulukları olan insanlar, çocuklarıyla, büyükleriyle, ilaçsız, yiyeceksiz kalacağız paniğine kapılmış olabilirler” dedi.

“KAYGIYI ARTIRAN EN ÖNEMLİ ŞEY BELİRSİZLİK”

Panik ve şok yaşanmasında ikinci nedenin toplumun çok uzun süredir kaygı içinde yaşamasına bağlı olduğunu kaydeden Sosyolog ve Psikiyatri Uzmanı Dr. Sedat İrgil, “Kaygıyı artıran en önemli şeylerden biri belirsizlik. Sadece virüs değil, Türk toplumu son yıllarda Suriye’deki olaylar, göçmenler, ekonomi gibi pek çok sosyal sorunların altında. Bu noktada Türk toplumu zaten gergindi. Bir hastanede bekleyenlere ‘Doktor ameliyata girdi, 2 saat sonra gelin’ derseniz çok büyük bir sorun çıkmıyor. Ama ‘Doktor ameliyata girdi bekleyeceksiniz’ derseniz sorun çıkıyor. Belirsizlik kargaşayı, şiddeti arttıran bir şey. Bir şekilde doğru bilgiyi vermeniz ve bir şekilde o belirliliği sağlamanız gerekiyor. Şubat ortasından bu yana halk pandemi nedeniyle oldukça gergindi. Bu gerginliğin üzerine belirsizlik ve birbiriyle çelişkili haberler, çok kısa süre öncesinde sokağa çıkma yasağı yapılmayacak derken son anda yapılması neden oldu.

Pandemi ile iyi mücadele etmiş, çok başarılı ülkelere bakmak lazım. Ana sorunun toplumların devletlerine olan güveni olduğunu düşünüyorum. Kuralların iyi uyduğu toplumlarda insanlar daha çok devlete güveniyorlar. İnsanların kurallara uyduğu toplumlarda bilgilendirmeler çok net, her gün çok düzenli yapılıyor, kararlar çok daha teknik alınıyor, herkes söylenenle yapılanın tutarlı olduğunu görüyor. İngiltere’de ‘Maça gidin bir sorun yok’ dediler sonra İngiltere Başbakanı ölümden zor kurtuldu. Şimdi İngiliz toplumunun İngiliz hükümetine güvenebileceğini düşüyor musunuz? Bu belirsizlik ve tutarsızlık insanları geriyor” diye konuştu.

“KARAR ÖNCEDEN AÇIKLANABİLİRDİ”

Bu kararın önceden açıklanabileceğine dikkat çeken Dr. İrgil şöyle devam etti: “Önceden bilgilendirilir ve fırınlar açık olacak, şu açık olacak, yardımcı olacağız denseydi herhalde insanlar fırınlara koşmazdı. Daha açık, net ve belirli davranılmalı. Pandemi de bu çok önemli. Zaten insanlar çok gergin, insanları geren de yakınlarının zor durumda kalacağı, hastalık bulaşacak diye. Bu sürecin en büyük sıkıntısı sağlık personeline oldu. Neredeyse 1 aydır hastaneden çıkmadan çalışan arkadaşlarımız var. Önümüzdeki 10 gün sonra bu hafta sonunun bedelini  çok ağır ödeyeceğiz.

“BANA BİR ŞEY OLMAZ ALGISI VAR”

Sokağa çıkma yasağına rağmen çeşitli bahanelerle sokağa çıkıp ceza yiyen insanlar ya bu süreci anlayamıyorlar ya da ‘Bana bir şey olmaz’, ben ap ayrıyım gibi bir tarafımız var. İkinci tarafı da bazı kişilik bozuklarında, kurallara karşı olma son derece sık görülebilir. Yasak varken sokağa çıkıp mangal yapanlarda bu yapıların ön planda olduğunu düşünüyorum. Adam kırmızı ışıkta geçiyor. İçselleştirilmiş ahlak dediğimiz bir şey var. 3-5 yaşına kadar çocukta ahlak kavramı yoktur. Bir malzemeyi direk alabilir, ahlak kavramı yoktur. 3-5 yaşından sonra annem, babam görürse kızar, cezalandırır diyerek, otorite kavramı vardır. 10-11 yaşından sonra soyut kavramlar gelişir, içselleştirilmiş bir ahlak olur. Sizin malzemenizi izinsiz almak yasak olduğu için, ahlaksızca olduğu için yapmayız bunu. Baktığınız zaman Türk toplumu çok içselleştirilmiş bir ahlaka sahip değil. Kırmızı da polis varsa geçmiyor, yoksa geçiyor. Hala insanların içinde küçük bir anne-baba var.

“OTORİTE YOKSA KURALLARI ÇİĞNEME HAKKINI KENDİMİZDE GÖRÜYORUZ”

Otorite yoksa biz kuralları çiğneme hakkını kendimizde görebiliyoruz. Bu çok önemli bir sorun, sadece sokağa çıkma ile ilgili değil her konuda böyle. ‘Bir kerden bir şey olmaz’ cumhuriyetiyiz biz. Ne yazık ki  yönetimimize de yansımış bu durum. Kuralları en tepeden en alta kadar çok önemseyen bir toplum değiliz. Çok içselleştirmemiş gibi duruyoruz bu ahlakı. Kurallar niye var ? Akıllı insan, kırmızda geçmemesi gerektiğini, bu salgında dışarı çıkmaması gerektiğini bilir. Bu yasak sizin iyiliğiniz ve sağlığınız için konulmuş ve sonucunda ölüm riski de var. Çoğu insan bu içselleştirilmiş ahlakı olmadığı için ya da sosyal sorumluluğunuzun yüksek olması gerekiyor. Toplumun anti sosyal, kural tanımaz tarafı olanlar var.

Bu insanların kendini üstün gördüğünü düşünebiliriz. Bu üstün görmenin, bana bir şey olmaz diyenin küçümseyen tarafı da var. Bu olayı yaşamayan herkeste var. Cahil cesareti diyoruz ya böyle bir tarafta olabilir. İnsanlar salgını başlarına gelince anlıyorlar. Salgın soyut bir kavram, daha canını yakmamış, hiçbir yakını kaybetmemiş, başına gelmeyince ne kadar can yaktığını anlayamıyorlar. Toplumlar bunu eğitimle almıyor. Eğitimle alabilmeniz için toplumun çok küçük yaştan itibaren o kurallara göre yaşaması lazım. Çok küçük yaştan itibaren babasının, dedesinin herkesin o kurala uyduğunu görmesi lazım. Kişisel sorumluluğun farkında olmak ya da olmamak zekayla, eğitimle, yetiştirilmeniz ve kişilik yapınızla alakalı. Bu sizin topluma karşı sorumluluğunuz. Bu bir hadsizlik, kabahat ise ceza kesilmesi lazım. Bu kişilik bozukluğu ise tedavi olması gerekir.” Mahmut ACARÖZ

Covid toplumu nasıl etkileyecek?

HABERCİ GAZETESİ 10 NİSAN 2020

Balıkesir Psikiyatri Derneği Başkanı Psikiyatri Uzmanı Sedat İrgil, Covid-19 hastalığında demanslı hasta yakınlarına öneriler, karantinanın ruhsal etkileri ve koruyucu önlemler, 65 yaş üstündekiler ruhsal açıdan iyi kalmak için ne yapmalı, psikiyatrik tedavisi devam edenler ne yapmalı, Covid toplumu nasıl etkileyecek? Belirsizlikler neler?, Bundan sonra ne olacak? konularını HABERCİ’ye anlattı.

Balıkesir Psikiyatri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Psikiyatri Uzmanı Sedat İrgil, Covid-19 salgınının başta psikiyatri rahatsızlığı olanlar ile toplumu nasıl etkileyeceği hakkında HABERCİ’ye açıklama yaptı.

İrgil, “Hastalığın öldürme oranı çok düşük ancak yayılma hızı çok fazla. Karantina ve sosyal mesafe bu hızı düşürmek ve sağlık sisteminin tolere edebileceği hasta sayısında tutmak için. Ancak tüm toplumun gündelik yaşamı, alışkanlıkları, değişti birden bire. Böyle bir sorunla hiçbir günümüz toplumu karşılaşmamıştı. O yüzden kurumlar ve alıştığımız kurallarda yetmiyor sanırım, tüm toplumlarda benzer eğilimler var. Aile içi şiddet artıyor karantinada, hem eşler arasında hem de ebeveyn ve çocuk arasında, muhtemelen doğumlarda artacak. Ancak bu durum ilk kez yaşandığı için bizde izleyip öğreneceğiz” dedi.

“DEMANS HASTALARI NASIL ETKİLENİR?”

Psikiyatri Uzmanı Sedat İrgil, demans hastalarının korona virüsten etkileşimiyle ilgili şu uyarıları yaptı   “Hastalığın doğası gereği ileri yaşta bu hastalar ve 65 yaş üstünde genellikle iki yandaş hastalık ve üçten fazla ilaç kullanımı ile geliyor bize. Ülkemizde vücudun direncini kıran çinko ve D3 eksikliği de çok yaygın. Çok iyi bakılmazlarsa demans hastalarımız ciddi sonuçlarla karşı karşıya kalabilir. Bu kişilerin temizlik ve hijyene uymaması bakım verenleri de zorlayabilir. Ancak ılımlı ve orta evre demanslar, eğer aileleri ile kalıyorsa sanırım daha doyumlu bir zaman geçiriyorlardır; tüm aile bireyleri evde çünkü.”

“KARANTİNANIN İNSAN PSİKOLOJİSİNE ETKİSİ NASILDIR?

İrgil, “Biricik, eşsiz” olduğumuza inanırız. Üçüncü sayfa haberleri başkaları içindir, “bize bir şey  olmaz” gibi gelir. Karantina biraz kırdı bunu, bir zorlama olması da, insanın kendine güvenini azaltan bir etken. Ancak gerek bulaştırma korkusu gerekse geleceğe dönük belirsizliklerin yarattığı kaygı çok fazla ve daha etkili” dedi.

“BELİRSİZLİKLER NELER?”

İrgil şöyle devam etti “Karantina birkaç hafta daha uzayacak gibi ayrıca sanırım bitse bile sosyal mesafe tedbirleri bir yıla kadar uzayabilir. Okullar açılacak mı? Sorusundan işimi kaybeder miyim ? gibi onlarca soru var. Aslında, devletin her kurumunun üç-altı aylık süreçte ne gibi tedbirler alacağını net ortaya koyup güven vermesi bu kaygıları azaltabilir. Bizim gibi klinisyenler; şimdilik sahada çarpışan sağlık ekiplerine destek olmaya çalışıyoruz. Sağlık sistemi, çok büyük yük altında ve sağlık çalışanları hem fizik hem duygusal anlamda yorgun, desteğe çok ihtiyaçları var. Gerek Türk Psikiyatri Derneği gerekse bağımsız psikiyatri uzmanı ve psikolog grupları, ücretsiz online danışmanlık veriyorlar. Sağlık Bakanlığı RUHSAD diye sağlıkçılara özel bir psikiyatrik  destek sistemi başlattı. Yoğun bakım, hastane, yataklı birimler ve acillerde etkilenen meslektaşlarımıza online hizmet verilecek. Aynı çalışmayı Psikiyatri Derneği merkezi de yaptı ve resmi sayfalarında sağlıkçılar için bu destek numarasını yayınladı. Balıkesir Psikiyatri Derneği olarak genel merkezi destekliyoruz. Duyarlı meslektaşlarımızla sürekli bilgi alışverişindeyiz.

“BUNDAN SONRA NE OLACAK?”

Sağlık açısından Balıkesir çok değerli hekimlere sahip, belki biraz hırpalanacağız ancak Balıkesir’in büyük ölçüde çok hasar almadan atlatacağını düşünüyorum. Ancak; ekonomik kaygılar ve arkadan gelebilecek yeni salgın kaygıları galiba psikiyatrinin hasta yükünü arttıracak. Ciddi bir sosyal dönüşüm olacağı da her yerde yazılıyor. Olumlu taraf, bu kriz sağlıkta uzaktan tedavileri, uzaktan eğitimi inanılmaz öne çıkardı. Sanırım bu anlamda çok farklı bir dünya geliyor.” Cengiz GÜNER

GIDA KATKI MADDESİ E171- TİTANYUM DİOKSİT PLASENTADAN GEÇEBİLİYOR

Daha önceki yıllarda fareler üzerinde titanyum dioksit isimli maddenin farelerin gelişimini olumsuz etkilediği yönünde …

IMPOSTOR SENDROMU

İlk defa Pauline Rose Clance & Suzanne Imes’ın 1978’de yayımladıkları makalede karşılaştığımız ‘imposter …