Kategori: İlaçlar

LİTYUM KULLANIMINDA DİKKAT EDİLECEK NOKTALAR

LİTYUM İLACI NE İŞE YARAR?

Lityum tuzu, Bipolar afektif bozukluk tedavisinde kullanılan duygudurum düzenleyicidir. Lityum tedavisi bipolar bozukluğu bulunan hastalarda manik ve depresif arakların sıklığını, şiddetini ve süresini azaltmanın etkili bir yoludur.

TEDAVİYE BAŞLAMADAN ÖNCE ;

  • Böbrek fonksiyonları, (üre ve kreatinin kan seviyesi)
  • Karaciğer enzimleri, (ast,alt ve ggt kan seviyesi)
  • Tiroid Fonksiyonları ,(TSH, FT3, FT4)
  • Kadın hastalar için hamilelik olup olmadığı mutlaka değerlendirilmelidir. (lityum hamilelikte ve emzirme döneminde riskli olan ilaçlar listesindedir. )

DOZ VE TEDAVİ SÜRESİ

Doz ve tedavi süresi mutlaka hekim tarafından, hastanın muayene ve laboratuvar tetkiklerinin sonuçlarına göre, hastaya özgü planlanmalıdır.

  • İlacın başlama dozu, tedavi dozu, ve ilacın kesilme dozu farklıdır.
  • Çocuklar ve ergenlik dönemindeki çocuklar için altı aydan uzun süreli tedavi tavsiye edilmemektedir.
  • Yaşlılık lityuma cevabı etkilemez. Ancak başlangıç dozu düşük planlanmalı ve hasta iyi izlenmelidir.

İLAÇ ETKİLEŞİMLERİ

  • Lityum antipsikotik ilaçlarla birlikte dikkatli kullanılmalıdır. Fenitoin ve karbamazepinle birlikte lityum kullanımı önemli etkileşimler doğurabilir
  • Lityum bazı epilepsi ilaçları ile beraber kullanılabilir.
  • Lityum antidepresanlar ile kullanılırken, SSRI grubu antidepresanların tedaviye eklenmesi durumunda, serotonin sendromu göz önünde bulundurulmalıdır.
  • Lityum ACE inhibitörleri ile kullanıldığında, lityum zehirlenmesine neden olabilir.
  • Lityum antiinflamatuvar ile kullanıldığında, (indometasin, fenilbutazon, diklofenak, ketoprofen, oksifenbuzaton, ibuprofen, proksikam, naproksen vb.) kandaki lityum düzeyini tehlikeli şekilde arttırır.
  • Lityum idrar söktürücü adı ile bilinen diüretik ilaçlarla kullanıldığında, bazı diüretikler kandaki lityum düzeyini tehlikeli bir şekilde arttırabilir.
  • Amiodaron ve benzeri bir kalp ritm bozukluğuna dönük ritim ilacı kullanıyorsanız lütfen doktorunuza bildiriniz.
  • Asprinin lityum ile kullanımı sinir sisteminde istenmeyen etkilere neden olabilir.

DİĞER ETKİLEŞİMLER;

  • İlaç olmayan fakat geniş ölçüde kullanılan ve internet üzerinden de satışı olan bitkisel ürünler, her tür zehirlenme için olduğu kadar lityum zehirlenmesi için de risk taşırlar. Bunların pek çoğu içerisinde 100 mg civarında lityum orotat bulunmaktadır.

YAN ETKİLER

Hastaların %20’den daha azında hiçbir yan etki görülmez.

  • Tremor(titreme),
  • Tiroid reaksiyonları (hipertiroidi, hipotiroidi) kadınlarda daha sık görülmektedir.
  • Kardiyovaskuler reaksiyonlar
  • Cilt sorunları (sivilce, cilt döküntüleri vb)
  • Kilo alma,
  • Kiloya bağlı kalp damar hastalıkları, tip 2 diyabet gelişme riski,
  • İştah kaybı,
  • Bulantı, kusma,
  • İshal,
  • Kanda beyaz küre sayısında artış (bazı kanser türlerinin tedavisinde etkinliği araştırılmaktadır)
  • Sık idrara çıkma,
  • Susuzluk,
  • İdrar miktarında artma,
  • Böbrek yetmezliği,
  • Karaciğer fonksiyonlarında bozulma,
  • Uyku hali,
  • Kas güçsüzlüğü,
  • Saç dökülmesi.

LİTYUM ZEHİRLENMESİ

Ani yada yavaş ilerleyen türlerde görülebilen lityum zehirlenmeleri (Lityum intoksikasyonları) sadece yetişkinlerde değil, yanlışlıkla alım sonucu küçük çocuklarda da görülebilmektedir.

  • Yanlışlıkla veya kasıtlı yüksek doz alınması,
  • Uzun süreli kullanım,
  • Tedavide, takibin yapılamaması,
  • Lityum atılımını bozan ilaç veya durumlar( idrar söktürücüler, yüksek ateş, su kısıtlaması, kontrol edilemeyen ishal, kusma gibi sıvı elektrolit dengesizlikleri, vb)
  • Lityum atılımını bozan kronik veya nörolojik hastalıklar. (özellikle yaşlı hastalarda)
  • Kalp cerrahisi gibi büyük operasyonların öncesinde kesilmediği olgularda,

BELİRTİLER

Zehirlenmenin ilk belirtileri;

  • İştahsızlık, ağız kuruluğu, ağızda metalik tat, bulantı, kusma, ishal.
  • Tremor, bilinç bulanıklığı, konuşma bozukluğu, peltek konuşma, yürüme, oturma gibi istemli hareketlerde bozulma, denge bozukluğu, göz bebeklerinin farklı büyüklüklerde olması, bakış kısıtlılıkları, görme bozuklukları kas güçsüzlüğü, bellek ve bilişsel işlevlerde bozulma, epileptik nöbet görülebilir. Her türden nörolojik bulgu değerlidir. Bazen günlük baş ağrıları veya depresif atağı taklit eden bulgular görülebilir.
  • Ritim bozuklukları ve EKG değişiklikleri .
  • Kandaki lityum seviyesinin yüksek çıkması bulgularla beraber değerlendirildiğinde tanıyı doğrular.

TEDAVİ

Lityum zehirlenmesinin tedavisi, zehirlenmenin nedenine, şiddetine ve lityumun böbreklerden atılım hızına bağlı olarak seçilir. Her durumda lityum alımının kesilmesinin ardından sıvı elektrolit dengesinin düzenlenmesi ve destekleyici tedavi atılması gereken ilk zorunlu adımdır. Bunun için öncelikle yeterli sıvı alımı sağlanmalıdır. Hemodiyaliz uygulanabilir. Bulgulara yönelik ek tedaviler uygulanır. Bunlara hekimleriniz karar vermelidir.

LİTYUM ZEHİRLENMESİNDEN KORUNMA VE LİTYUM KULLANIRKEN DİKKAT EDİLECEK UNSURLAR

Her ilaçla olabileceği gibi, lityum kullanıldığı sürece bu ilaca bağlı zehirlenmeler ortaya çıkacaktır. Bu durum, bipolar bozukluğun tedavisinde 60 yılını başarıyla tamamlayan lityumun yararlı olduğu gerçeğinin önüne geçmemelidir. Risk etkenlerinin ve nedenlerinin iyi bilinmesi ve koruyucu önlemlerin alınması ile bu tablonun ortaya çıkma sıklığı azalacak, ortaya çıktığında hızla tanınması tedavisini kolaylaştıracak, etkin ve hızlı tedaviler sekel olasılığını ortadan kaldıracaktır.

  • Lityum kullanımına başlamadan önce ve tedaviniz sırasında düzenli aralıklarla doktorunuzun önerdiği laboratuvar tetkiklerini yaptırın. (karaciğer ve böbrek fonksiyonları, tiroid fonksiyonları, ilaç kan düzeyi ölçümü, diyabete yönelik tetkikler, kolesterol değerleri vb. )
  • Tedaviniz sırasında takiplerinizi atlamayın. Doktor ile randevularınızı ihmal etmeyin .
  • Kendi başınıza ilaç dozlarınızı değiştirmeyin.
  • İlaca yönelik fark ettiğiniz yan etkilerin her birini önemseyin ve doktorunuza mutlaka bildirin. Bu yan etkilerin her biri değerlidir. Doktorunuz yan etkilerin kontrolünü sağlayacak bilgi ve destek tedaviler önerebilir. Ciddi komplikasyonların önlenmesini sağlar.
  • Zehirlenmeye yönelik bulgu ve risk etmenlerini öğrenin. Acil durumlar için yakınlarınızın bu bulgular hakkında bilgi sahibi olmasını sağlayın.
  • Tedaviniz sırasında doktorunuzun bilgisi dışında kilo kontrolü, yan etkileri gidermeye veya başka nedenlere yönelik bitkisel ilaç veya takviye kullanmayın.
  • Gelişen yeni hastalıklara yönelik (gribe yönelik ilaçlar, ateş düşürücüler, ağrı kesiciler, yüksek tansiyona yönelik ilaçlar, diyabet ilaçları vb.) ilaçları doktorunuza danışmadan kullanmayın.
  • Daha önce lityum zehirlenmesi yaşadıysanız bunu doktorunuzla paylaşın.
  • Kafein ve alkolden mümkün olduğunca uzak durun. Bol sıvı tüketin. (kafeinli içecekler el titremesi veya idrar çıkışını etkileyebilir. )
  • Var olan kronik hastalıklarınıza yönelik doktorunuzun istemi dışında bilinçsizce tuz kısıtlaması yapmayın.

Sayfa içeriği bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için hekiminize başvurunuz.

HAMİLELİK- EMZİRME VE ANTİDEPRESAN KULLANIMI (Bölüm3)

Hamilelerde ve emziren annelerde depresyon yaygın bir sorundur. Gebelikte ve emzirme döneminde annede oluşan hormonal değişimler ve gebelik öncesinde var olan psikiyatrik bozukluklar doğum sonu depresyonun en sık nedenleri arasında gösterilmektedir. Depresyon ilaçları, anne karnındaki bebekte bazı sorunlara yol açabilir. Ancak çoğu zaman; tedavi edilmeyen depresyonun hem annenin hem de bebeğin üzerindeki olumsuz etkileri ilacın olası yan etkilerinden çok daha fazladır. Bu gibi durumlarda ilaç kullanımı zorunlu hale gelebilir. Hekimler hamile ve emziren annelerde antidepresan kullanımına karar verirken kişinin sağlık durumunu, gebelik sürecinde var olan veya ön görülen sorunları-riskleri de göz önüne alarak kar- zarar hesabı yapar.

Uzmanlar antidepresanların risklerini değerlendirmede farklılık gösterebilirler. Gebelikte yüksek dozda paroksetin kullanımı hakkındaki veriler endişe vericidir, kullanılmamalıdır. Bu nedenle, ilaç kullanırken, korunma önlemlerine dikkat edilmelidir.

Antidepresan kullanımına karar verildiğinde gebelik ve doğum sonrası bebeğin sağlığı ( doğum sonu beslenme, nörolojik durum vb) izlenmelidir. Yapılan çalışmalar doğum sonrası SSRI kullanımının gebelikte kullanıma göre daha güvenli olduğunu göstermektedir.

Gebelik planlayan bireyler de ilaç kullanımına başlamadan önce hekimlerini bilgilendirmelidir.

ETKİLEŞİMLER

  • Lityum ile antidepresan kullanımı (SSRI ve MAOI) serotonin sendromuna neden olabilmektedir.
  • SSRI ilaçlar kanama riskini arttırabilir. Bu nedenle kan sulandırıcı (antikoagulan) ilaçlarınız hakkında hekiminize bilgi veriniz. Digoksin ve diğer kalp ilaçlarınız hakkında hekiminizi bilgilendiriniz.
  • Epilepsi (sara) için ilaç kullanıyorsanız hekiminize bildiriniz.
  • Troid hormonu ve L-triodotronin, trisiklik antidepresanların etkinliğini arttırır.
  • Yüksek tansiyona yönelik bir ilaç kullanıyorsanız hekiminizi bilgilendirin.
  • Antidepresan kullanırken sigara içmeye devam etmek antidepresanın etkisini düşürebilir.
  • Kahvenin içindeki kafein bazı ilaçların çözülmesini yavaşlatıp ilacın vücutta birikmesine neden olabilirken, bazı ilaçların vücuttan atılımını hızlandırabilir.
  • Alkol karaciğerde parçalandığı için çoğu ilacın kandaki seviyesini artırarak sersemlik, baş dönmesi, yürüme bozuklukları, uyku hali, terleme ve benzeri yan etkilere neden olabilir.
  • Antibiyotik, tansiyon düşürücü, diyabet ilaçları da antidepresanlarla benzer enzim sistemini kullanıyor. Bu nedenle bazı antidepresanlar bu ilaçları çözen enzimlerin faaliyetini engelleyerek diğer ilaçların zehirleyici doza çıkmasına neden olup tedavi sürecini olumsuz etkileyebilir.
  • Doğum kontrol hapları da antidepresanların kan seviyesini artırabilir. Ayrıca doğum kontrol haplarının etkinliği bazı antidepresanlar ile azalabilir.
  • Greyfurtta bulunan kimyasal maddeler, ilaçların bağırsakta parçalanmasını sağlayan enzimleri baskılayarak ilaçların parçalanmasını geciktirir. Bu da ilaçların kanda daha çok birikmesine sebep olur. Kan düzeyi 2-16 kat artar, bu da doza bağlı yan etki riskini artırır. Bu ilaçları kullananlar, tedavi süresince greyfurttan uzak durmalıdır.
  • Antidepresanlar tiramin bakımından zengin yiyeceklerle tüketildiğinde tansiyonda kritik bir yükselmeye neden olabilir. Tiramin, eski kaşar, kurutulmuş et, konserve et ve balıkta bulunur.
  • Bazı kişilerde antidepresan ile beraber, pasiflora isimli şurubun beraber kullanılması serotonin sendromuna neden olabilir.

Sayfa içeriği bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için hekiminize danışınız.

 

Kaynak:

https://www.journalagent.com/kpd/pdfs/KPD_7_80_17_24.pdf

https://www.turkiyeklinikleri.com/article/en-antidepresan-tedavi-ilac-secimi-kullanim-ilkeleri-yan-etkiler-ilac-etkilesimleri-ozel-durumlar-konusunda-bilmemiz-gerekenler-44368.html

http://www.akilciilac.gov.tr/wp-content/uploads/2018/12/BULTEN-EKIM-2018.pdf

http://www.psikiyatri.org.tr/

http://tfd.org.tr/sites/default/files/Klasor/Dosyalar/kongreler/2005/tfd2005_023_gok.pdf

YAŞLILARDA ANTİDEPRESAN KULLANIMI (Bölüm2)

YAŞLILARDA ANTİDEPRESAN KULLANIMI

65 yaş ve üzeri yaşlılık dönemi olarak adlandırılmaktadır. Yaşlılık döneminde fiziksel hastalıkların sıklığında artış olmakta, hem diğer hastalıklara bağlı hem de yaşla ilişkili olarak ruhsal hastalıkların da sıklığında artış görülmektedir. Yaşlı bireylerde yalnızca psikiyatrik ilaçlar değil her türlü ilacın kullanımında dikkatli olunmalıdır. Yaşlılarda ilaçların vücuttan atılması için gereken iki temel organ yani böbrek ve karaciğer, artan yaşla birlikte daha az çalışmaya başlar. Bunun sonucunda alınan ilaçlar vücutta daha uzun süre kalır ve yüksek dozda alınırsa birikmeye yol açabilir. Bu nedenle yaşlı kişilerde ilaçlara daha düşük dozlarla başlanır ve doz artırmak gerekiyorsa, doz artırımı daha yavaş yapılır.

Yaşlılıkta antidepresan kullanımına bağlı yan etkiler gençlere oranla daha şiddetli olabilir. Kalp ritim bozuklukları, canlı rüyalar, huzursuzluk ve kaygıda artış, uyku isteği, sersemlik, dikkatte azalma, unutkanlık, hareket bozuklukları, düşük tansiyon, halsizlik, isteksizlik, kanama pıhtılaşma sorunları, mide problemleri daha sık görülmektedir. Anafranil ve laroxyl gib ilaçlar yukarıdaki yan etkilere ek olarak ani tansiyon düşüklüğü, göz tansiyonu, prostat büyümesine neden olabilir.

ÖNLEMLER VE ÖNERİLER

  • Yaşlı bireylerin kullanmış olduğu ilaçların listesi dozları ve isimleri tam ve doğru olarak hekime bildirilmelidir. Özellikle idrar söktürücü (lasix, desal), kan pıhtılaşmasını önleyici (coumadin), kalp ritmini düzenleyici (rytmonorm, isoptin) kalp yetmezliği (digoksin) ve yüksek tansiyonu önlemeye yönelik ilaçlar (beloc, micardis) kullanıyorsanız doktorunuza söyleyiniz. Bu tür ilaçlarla bazı psikiyatrik ilaçların etkileşme riski çok yüksektir.
  • Var olan tüm hastalıklar, diğer tüm hastalarda olduğu gibi eksiksiz şekilde hekime bildirilmelidir. Özellikle kalp yetmezliği, kalp ritminde bozukluk, yakın zamanda kalp krizi geçirme öyküsü, yüksek tansiyon, akciğer hastalıkları (sigaraya bağlı gelişmiş olan solunum yetmezliği, astım gibi),guatr ve diğer tiroid hastalıkları, son zamanlarda sık düşme öyküsü, bu düşmeler sırasında başınızı çarpma ve bilinç kaybı olması, felç geçirme öyküsü, göz tansiyonu, idrar yapmada tutukluk, prostat büyümesi, şeker hastalığı, yüksek kolesterol düzeyleri doktorunuza mutlaka söylemeniz gereken durumlar arasındadır.
  • Sadece yaşlı hastalar değil, tüm hastalar son yapılan tetkiklerini hekime bildirmelidir. (EKG, akciğer grafileri, EEG,BT,MR, kan tetkikleri vb)
  • Kabızlık için kullanılan ilaç ve bitkisel çözümler mutlaka hekime danışılarak kullanılmalıdır.
  • Akraba, komşu veya tanıdıkların önerisi ile ilaç kullanmayınız. Başka birisinin çok faydalandığı bir ilaç size uygun olmayabilir ve ciddi yan etkiler ve ilaç etkileşmeleri nedeniyle zarar görebilirsiniz. Doktorunuza danışmadan aktarlardan alacağınız bitki çayları, şifalı bitkiler vb maddeleri veya vitamin tabletleri vb takviyeleri kullanmayınız.
  • İlacı kullanımı sırasında zorluk yaşıyorsanız (tableti yutamama, tableti bölmede zorluk, ilacı sık sık unutma vb) doktorunuza iletiniz.
  • İlaçlarınızı doktorunuzun bilgisi olmadan kesmeyiniz. Bir psikiyatrik ilaç kullanıyor iken, yeni bir sağlık sorunu gelişirse, ilaçlarınız değiştirilir, yeni ilaç eklenir veya kullanmakta olduğunuz ilaç kesilirse mutlaka doktorunuza haber veriniz.

Sayfa içeriği bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için hekiminize danışınız.

Kaynak:

https://www.journalagent.com/kpd/pdfs/KPD_7_80_17_24.pdf

https://www.turkiyeklinikleri.com/article/en-antidepresan-tedavi-ilac-secimi-kullanim-ilkeleri-yan-etkiler-ilac-etkilesimleri-ozel-durumlar-konusunda-bilmemiz-gerekenler-44368.html

http://www.akilciilac.gov.tr/wp-content/uploads/2018/12/BULTEN-EKIM-2018.pdf

http://www.psikiyatri.org.tr/

http://tfd.org.tr/sites/default/files/Klasor/Dosyalar/kongreler/2005/tfd2005_023_gok.pdf

ANTİDEPRESAN İLAÇLARIN YAN ETKİLERİ, ÖNLEM VE ÖNERİLER (Bölüm1)

ANTİDEPRESAN KULLANIMINDA GÖRÜLEBİLEN BAZI YAN ETKİLER:

  • Mide bulantısı
  • Ağız kuruluğu
  • Kabızlık
  • İshal
  • Sindirim problemleri, karın ağrısı
  • İştahta değişiklik
  • Uykusuzluk
  • Kilo artışı
  • Baş dönmesi
  • Baş ağrısı
  • Aşırı terleme
  • Yorgunluk, halsizlik
  • Sinirlilik
  • Huzursuzluk
  • İdrar yapmada zorluk/tutukluk
  • Cinsel isteksizlik
  • Orgazm olamama
  • Erkeklerde sertleşme sorunları
  • Kaslarda seğirme veya kasılma
  • Düşük tansiyon
  • Yüksek tansiyon
  • Çarpıntı ve nabız sayısında artış
  • Kafa karışıklığı

Bu yan etkilerin türü ve şiddeti kişiden kişiye ve ilaca göre farklılık göstermektedir. Bazı hastalarda hiçbir yan etki görülmezken bazı hastalarda yan etkiler daha şiddetli olabilmektedir. Kişinin var olan diğer sağlık sorunları da yan etkilerin türü ve şiddetini değiştirebilmektedir. Yan etkiler çoğunlukla geçici olup tedavinin başlangıcında daha şiddeti iken zamanla kaybolabilir. Antidepresan ilaçların kullanımına bağlı yan etkiler mutlaka hekime bildirilmelidir. Böylece hekiminiz, yan etkileri gidermeye yönelik müdahalelerde bulunabilir.

ÖNLEMLER VE ÖNERİLER

  • Herhangi bir yan etki fark ettiğinizde hekiminize bilgi veriniz.
  • Ağız kuruluğu; Daha fazla su tüketimi, sakız çiğneme gibi tükürük salgısını arttıran uygulamalar fayda sağlayabilir.
  • Baş dönmesi ve düşük tansiyon; Orta düzey fiziksel aktivite, uzun süre yatar pozisyondan sonra daha yavaş ve kademeli bir şekilde ayağa kalkmak, ayağa kalkmadan önce yatak içerisinde bacakları çaprazlama, bacak kalça ve baldır kaslarını germek gibi küçük egzersizler yapmak fayda sağlamaktadır. Uzatılmış egzersizlerden kaçınılmalı ve çok sıcak ortamlardan ve çok sıcak duştan uzak durulmalıdır. Mutlaka hekime bu konuda bilgi verilmeli, düşme ve yaralanmalara karşı önlem alınmalıdır.
  • Mide bulantısı; İlaçlarınızı hekimin belirlediği şekilde, çoğunlukla tok karnına almak, hafif bulantı durumunda tercihen temiz havada derin nefes alıp vermek bulantının geçmesine yardımcı olabilir. Uzun süre aç kalmamak, mide bulantısını arttıracak gıdalardan kaçınmak (acılı, yağlı vb) aşırı derecede mideyi doldurmamak gerekir. Mide bulantısına yönelik bitkisel takviyeleri hekiminize sormadan kullanmayınız. Mide bulantısı, kusma, ishal veya mide ağrısı varlığında mutlaka hekiminize bildiriniz.
  • Kabızlık; Daha fazla su tüketimi, ılık su içmek, yüksek lifli gıdalarla beslenmek, yürüyüş, egzersiz yapmak, her gün aynı saatte, dışkı yapmasanız bile tuvalete oturarak bağırsak alışkanlığı edinmek kabızlık şikayetinizi azaltmaya yardımcı olur. Kabızlık şikayetinize yönelik hekiminiz destekleyici ek tedaviler önerebilir.
  • Kilo Alma: Bazı antidepresan ilaçlar iştahsızlık ve kilo kaybına neden olurken bazıları iştah ve özellikle tatlı tüketim isteğinizi arttırabilir. Hekiminiz kilonuzu ve diğer sağlık sorunlarınızı göz önüne alarak antidepresan seçimi yapmaktadır. Dengeli beslenmek ve daha fazla egzersiz yapmak veya bir diyetisyenden destek almak faydalı olacaktır. Fazla kilo beraberinde kalp damar hastalıklarına yakalanma riskini arttırdığından ve beden imajını olumsuz etkilediğinden bu durumu lütfen hekiminizle paylaşın.
  • Cinsel sorunlar: Cinsel isteksizlik, boşalma- orgazm ve sertleşme sorunları antidepresanların en sık görülen yan etkilerindendir. Ancak bireyden bireye farklılık göstermektedir. Her antidepresan kullanan bireyde bu yan etkiler görülmeyebilir. Ancak bu yan etki geçicidir. Antidepresan kullanımın kesilmesiyle veya zamanla cinsel isteksizlik, sertleşme ve orgazm sorunları ortadan kalkar. Ancak bu yan etkilere yönelik mutlaka hekiminize bilgi verip size önerilerde bulunmasına izin verin.

Antidepresan ilaç seçerken hekiminiz sağlık durumunuz ve şikayetlerinizin türü- şiddeti, ilacın etki ve yan etki profili ve ilacın güvenirliği ve diğer ilaçlarla etkileşimini göz önüne alır. Hekiminiz zaman zaman ilacın türü ve dozunda değişikliğe gidebilir. Bu durum üzerinizde deneme yapmak için değil, kişisel farklılıklar, yan etkiler veya tedavi sürecinizin bir parçası olarak yapılır.

ETKİLEŞİMLER

  • Lityum ile antidepresan kullanımı (SSRI ve MAOI) serotonin sendromuna neden olabilmektedir.
  • SSRI ilaçlar kanama riskini arttırabilir. Bu nedenle kan sulandırıcı (antikoagulan) ilaçlarınız hakkında hekiminize bilgi veriniz. Digoksin ve diğer kalp ilaçlarınız hakkında hekiminizi bilgilendiriniz.
  • Epilepsi (sara) için ilaç kullanıyorsanız hekiminize bildiriniz.
  • Troid hormonu ve L-triodotronin, trisiklik antidepresanların etkinliğini arttırır.
  • Yüksek tansiyona yönelik bir ilaç kullanıyorsanız hekiminizi bilgilendirin.
  • Antidepresan kullanırken sigara içmeye devam etmek antidepresanın etkisini düşürebilir.
  • Kahvenin içindeki kafein bazı ilaçların çözülmesini yavaşlatıp ilacın vücutta birikmesine neden olabilirken, bazı ilaçların vücuttan atılımını hızlandırabilir.
  • Alkol karaciğerde parçalandığı için çoğu ilacın kandaki seviyesini artırarak sersemlik, baş dönmesi, yürüme bozuklukları, uyku hali, terleme ve benzeri yan etkilere neden olabilir.
  • Antibiyotik, tansiyon düşürücü, diyabet ilaçları da antidepresanlarla benzer enzim sistemini kullanıyor. Bu nedenle bazı antidepresanlar bu ilaçları çözen enzimlerin faaliyetini engelleyerek diğer ilaçların zehirleyici doza çıkmasına neden olup tedavi sürecini olumsuz etkileyebilir.
  • Doğum kontrol hapları da antidepresanların kan seviyesini artırabilir. Ayrıca doğum kontrol haplarının etkinliği bazı antidepresanlar ile azalabilir.
  • Greyfurtta bulunan kimyasal maddeler, ilaçların bağırsakta parçalanmasını sağlayan enzimleri baskılayarak ilaçların parçalanmasını geciktirir. Bu da ilaçların kanda daha çok birikmesine sebep olur. Kan düzeyi 2-16 kat artar, bu da doza bağlı yan etki riskini artırır. Bu ilaçları kullananlar, tedavi süresince greyfurttan uzak durmalıdır.
  • Antidepresanlar tiramin bakımından zengin yiyeceklerle tüketildiğinde tansiyonda kritik bir yükselmeye neden olabilir. Tiramin, eski kaşar, kurutulmuş et, konserve et ve balıkta bulunur.
  • Bazı kişilerde antidepresan ile beraber, pasiflora isimli şurubun beraber kullanılması serotonin sendromuna neden olabilir.

 

SEROTONİN SENDROMU

Serotonin sendromu farklı mekanizmalarla serotonerjik aktiviteyi artıran ilaçların tek başına aşırı dozda veya birlikte kullanımı sonucunda, santral sinir sisteminde artmış serotonerjik aktiviteye bağlı olarak aşırı canlılık, uykusuzluk,  hızlı göz hareketleri, hızlı kas kasılmaları ve gevşemeleri, huzursuzluk, terleme, yüksek ateş, yüksek tansiyon, hızlı nabız, titreme ve nöbetlerle kendini gösteren bir durumdur.

ANTİDEPRESANLAR HAKKINDA YANLIŞ İNANIŞLAR

Antidepresan ilaçlar bağımlılık yapmaz. Antidepresanlar düzenli biçimde her gün alınması gereken ilaçlardır. Bu sayede beyinde bozulmuş olan kimyasallar yerlerine konulur. Ancak beyin bu kimyasalların her gün düzenli biçimde bir oranda tutulmasına alışır, zaten iyileşme de bu şekilde gerçekleşir. Bir gün ilacı almayı ani kestiğinizde beyin buna adapte olamaz, bu bağımlılık değildir, tıpta “kesilme belirtisi” denilen durumdur. İlacı azaltarak kesmek gereklidir. Birçok depresyon hastası için tedavi süresi 1-1,5 yıl kadar sürer. Bazı durumlarda daha kısa da sürebilir. Ancak hastalık kronikleşmiş, şiddetli, çok sayıda tekrar varsa daha uzun sürelerle kullanım gerekir. Fakat bu süre “hayat boyu” değildir. Uyuşturucu yada uyarıcı değildirler.

Kişilik özelliklerini değiştirmezler. Kişiliği bir derece değiştirebilen tedavi ancak psikoterapidir. İlaç kullanımı yanlış kararlar almanıza, istemediğiniz davranışları yapmanıza neden olmaz. Depresyonu tedavi ederek daha üretken olmanıza, daha sağlıklı kararlar almanıza yardımcı olur.

Antidepresanlar hemen etki göstermezler. Örnek olarak, üzücü bir olay yaşadığınızda o an antidepresan alarak rahatlayamazsınız. Antidepresanların etkisi genellikle 2. Haftadan sonra başlar.

Kalıcı cinsel sorunlara neden olmazlar. Antidepresanların cinsel isteksizlik, ereksiyon (sertleşme ) sorunları, orgazm sorunları gibi yan etkileri vardır. Ancak bu yan etkiler geçicidir. İlaç kullanımı sona erdiğinde bu yan etkiler ortadan kalkar.

Antidepresan ilaçlar kişiyi intihara yönlendirir mi ?

Antidepresan ilaçlarla zehirlenmeler büyük oranda intihar amacıyla yüksek doz ilaç alımı sonucunda oluşmaktadır. Depresif bozukluklar intiharın en önemli nedenini oluşturmaktadır. FDA 2002’de, ilaç etiketlerine, çocuklara ve gençlere yönelik, intihar uyarısı konmasına kara verdi. Bu uyarı 2007’de 24 yaşına kadar olan kişileri kapsayacak şekilde genişletildi. Yapılan araştırmalara göre antidepresanlar 25 yaş üstü kişilerde özkıyım düşüncesi, girişimi ve tamamlanmış özkıyımı azaltmaktadır. Antidepresanlar 25 yaş altı kişilerde özkıyım düşüncesi ve girişimini tetikleyebilir ancak özkıyıma karşı koruyucudur. Antidepresanların yan etkisi sayılabilecek suisidal davranışların yanı sıra ergenlerdeki yararı göz ardı edilemeyecek düzeydedir. Bu sebeple bu yan etki 25 yaş altı kişilerde antidepresan kullanımını engellememelidir.

Antidepresan kullanımı mutlaka hekim kontrolünde olmalıdır. Antidepresan tedavisinin yanında psikoterapilerin uygulanması depresyon tedavisinin daha etkin olmasını sağlamaktadır. Psikoeğitim verilerek hastaların kullanmış olduğu ilaçlar, etki ve yan etkileri konusunda bilinçlendirilmesi gerekmektedir. Böylece yan etkilerle daha iyi başa çıkılabilir, ortadan kaldırılabilir ve daha sağlıklı ve etkili bir tedavi süreci oluşturulur. Lütfen ilaçlarınız hakkında hekiminize danışmaktan çekinmeyin.

Medyada her geçen gün doğruluğu bilimsel olarak kanıtlanmamış daha fazla bilgi yayınlanmaktadır. Size en doğru bilgiyi, sizi takip eden hekiminiz verecektir.

 

Sayfa içeriği bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için hekiminize danışınız.

 

Kaynak:

https://www.journalagent.com/kpd/pdfs/KPD_7_80_17_24.pdf

https://www.turkiyeklinikleri.com/article/en-antidepresan-tedavi-ilac-secimi-kullanim-ilkeleri-yan-etkiler-ilac-etkilesimleri-ozel-durumlar-konusunda-bilmemiz-gerekenler-44368.html

http://www.akilciilac.gov.tr/wp-content/uploads/2018/12/BULTEN-EKIM-2018.pdf

http://www.psikiyatri.org.tr/

http://tfd.org.tr/sites/default/files/Klasor/Dosyalar/kongreler/2005/tfd2005_023_gok.pdf

 

2019 Verilerine Göre Demir Kullanımında Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar

Demir bir mineraldir. Vücuttaki demirin çoğu kırmızı kan hücrelerinin hemoglobinlerinde ve kas hücrelerinin miyoglobinlerinde bulunur. Oksijen ve karbondioksiti taşımak için demir gereklidir. Aynı zamanda vücutta başka önemli rollere sahiptir. Et, balık, tofu, fasulye, ıspanak, tahıl ve diğer yiyecekler gibi yiyeceklerde demir bulunur.
Demir, çoğunlukla düşük demir seviyelerinin neden olduğu anemiyi önlemek ve tedavi etmek için kullanılır. Ayrıca kanama, hamilelik, böbrek sorunları veya kalp yetmezliği ile ilgili adet döngüsü nedeniyle anemi için kullanılır.

Demir, kırmızı kan hücrelerinin oksijenleri akciğerlerden vücudun her tarafındaki hücrelere taşımasına yardımcı olur. Demir ayrıca vücuttaki birçok önemli fonksiyonda rol oynar.

Kullanım Alanları

Güçlü etki;

Kronik hastalıklardan kaynaklanan anemi

Kanser, böbrek problemleri veya kalp problemleri gibi birçok hastalık anemiye neden olabilir. Epoetin alfa gibi diğer ilaçlar ile birlikte demirin alınması, kırmızı kan hücrelerinin oluşmasına yardımcı olabilir ve böbrek sorunları olan insanlarda veya kemoterapi ile kanser tedavisinde tedavi edildiğinde kansızlığı önleyebilir veya tedavi edebilir. Enjeksiyon yoluyla demir almak, ağızdan demir almaktan daha etkilidir.

Düşük demir seviyelerinin neden olduğu anemi

Ağızdan veya enjeksiyon yoluyla demir almak, vücutta çok az demirin neden olduğu anemiyi tedavi etmek ve önlemek için etkilidir.

Hamilelikte düşük demir seviyeleri

Ağızdan demir almak, hamile kadınlar tarafından alındığında vücutta çok az demir bulunması nedeniyle anemi riskini azaltabilir.

Muhtemel etki;

ACE inhibitörlerinin neden olduğu öksürükler

ACE inhibitörleri olarak adlandırılan yüksek tansiyon için kullanılan ilaçlar bazen yan etki olarak öksürüğe neden olabilir. Bazı araştırmalar demir yoluyla ağız yoluyla alınmanın bu yan etkiyi azaltabileceğini veya önleyebileceğini göstermektedir. ACE inhibitör ilaçları arasında captopril (Capoten), enalapril (Vasotec), lisinopril (Prinivil, Zestril) ve diğerleri vardır.

Düşünceyi geliştirmek

Ağızdan demir almak, düşük demir seviyeleri ile 6-18 yaş arası çocuklarda düşünme, öğrenme ve hafızayı geliştirmeye yardımcı olabilir. İlk çalışma, demir alımının bilinmeyen demir durumu olan 13-18 yaş arası kızlarda dikkatini artırabileceğini göstermektedir.

Kalp yetmezliği

Kalp yetmezliği olan kişilerin% 20’sine kadar düşük demir seviyeleri de vardır. Bazı araştırmalar, enjeksiyon yoluyla demir vermenin, egzersiz yapma kabiliyeti ve diğer semptomlar gibi kalp yetmezliği semptomlarını iyileştirebileceğini göstermektedir.

Huzursuz bacak sendromu (RLS)

Araştırmalar, demir yoluyla ağız yoluyla alınmanın, bacak rahatsızlığı ve uyku sorunları gibi RLS semptomlarını azalttığını göstermektedir. Aslında, semptomları iyileştirmek için demir almak RLS’li ve düşük demir seviyeli kişiler için önerilir. RLS’li bazı kişilerde ayrıca damar içine demir enjekte edildikten sonra semptomları düzeldi (IV ile). Ancak IV tarafından verildiğinde tüm demir formlarının işe yarayıp yaramadığını bilmek için çok erken.

Etkisiz olabilecek durumlar;

Erken doğum eylemi. İkinci trimesterde başlayan hamilelik sırasında demir almak, hamilelik süresini artırmaz veya doğumda bebeğin ağırlığını arttırmaz.

Etkisi için yetersiz kanıt bulunan durumlar;

DEHB

Araştırmalar, 1-3 ay boyunca ağız yoluyla demir almanın, dikkat eksikliği-hiperaktivite bozukluğu (DEHB) ve düşük demir seviyeleri denilen bir durumda olan çocukların dikkat problemlerinin semptomlarını iyileştirdiğini göstermektedir.

Katılma nöbeti (nefes tutma atakları)

Erken araştırmalar, demir alımının çocuklarda nefes tutma ataklarının sayısını azalttığını göstermektedir.

Çocuk Gelişimi

Erken araştırmalar demirin anemisi olmayan bebeklerde ve çocuklarda düşünme veya öğrenmeyi iyileştirmediğini göstermektedir. Bununla birlikte, hareket becerilerinde bir gelişme olabilir. Diğer erken kanıtlar demir alımının çocuklarda büyümeyi artırmadığını göstermektedir.

Boğaz ve mideyi birbirine bağlayan tüp kanseri (özofagus kanseri)

Erken araştırmalar demir takviyesi alan kişilerin bir tür özofagus kanseri geliştirme olasılığının% 32 daha az olduğunu buldu.

Yorgunluk

Demir gibi demir sülfat almanın, kadınlarda açıklanamayan yorgunluğu artırabileceğine dair bazı kanıtlar vardır.

Mide kanseri

Erken araştırmalar demir takviyesi alan kişilerin bir tür mide kanseri geliştirme olasılığının yaklaşık 1.6 kat daha fazla olduğunu buldu.

HIV’li insanlarda anemi

Erken araştırmalar, HIV ve anemili bir multivitamin ile birlikte 3 ay boyunca demir alan çocukların, sadece bir multivitamin alan çocuklara kıyasla 3 ay sonra hala anemi olma ihtimalinin daha düşük olduğunu göstermektedir.

Fiziksel performans

Erken araştırmalar, ağız yoluyla demir almanın, genç kadınlarda ve çocuklarda egzersiz yapma yeteneğini geliştirebileceğini göstermektedir.

Ek olarak;

Yaralar

Crohn hastalığı adı verilen sindirim sistemi hastalığı.

Depresyon.

Kadın kısırlığı.

Ağır adet kanaması.

Diğer durumlar.

Yan Etkiler ve Güvenlik

Uygun dozda demir kullanımı çoğu insan için güvenlidir, ancak mide rahatsızlığı ve ağrı, kabızlık veya ishal, bulantı ve kusma gibi yan etkilere neden olabilir. Yemekle birlikte demir takviyesi almak, bu yan etkilerin bir kısmını azaltıyor gibi görünüyor. Bununla birlikte, gıda vücudun demiri ne kadar iyi emebileceğini de azaltabilir. Mümkünse ütü, aç karnına alınmalıdır. Çok fazla yan etkiye neden olursa, yemekle birlikte alınabilir. Süt ürünleri, kahve, çay veya tahıl içeren yiyeceklerle birlikte demir almaktan kaçının.
Demir sülfat, demir glukonat, demir fumarat ve diğerleri gibi birçok demir ürünü türü vardır. Polisakkarit demir kompleksi (Niferex-150, vb.) İçeren bazı ürünler, diğerlerinden daha az yan etkiye neden olduğunu iddia eder. Ancak bu iddiayı destekleyecek güvenilir bir kanıt yoktur.
Bazı enterik kaplı veya kontrollü salımlı demir ürünler bazı insanlar için bulantıyı azaltabilir; ancak, vücut bu ürünleri de ememeyebilir.
Sıvı demir takviyeleri dişleri karartabilir.

Yüksek dozlarda demir özellikle çocuklar için güvenli değildir. Demir, çocuklarda zehirlenme ölümlerinin en yaygın nedenidir. 60 mg / kg kadar düşük dozlar ölümcül olabilir. Demir zehirlenmesi, mide ve bağırsak rahatsızlığı, karaciğer yetmezliği, tehlikeli derecede düşük kan basıncı ve ölüm gibi birçok ciddi soruna neden olabilir. Bir yetişkinin veya çocuğun önerilen miktardan daha fazla demir aldığından şüpheleniyorsanız, derhal sağlık uzmanınızı veya en yakın zehir kontrol merkezini arayın.
Yüksek demir alımının kalp hastalığına yakalanma olasılığını artıracağına dair bazı endişeler var. Bazı araştırmalar, özellikle kırmızı et gibi gıda kaynaklarından yüksek miktarda demir alımı olan kişilerin kalp hastalığına yakalanma ihtimalinin daha yüksek olduğunu göstermektedir. Bu, özellikle tip 2 diyabet hastaları için geçerli olabilir. Ancak bu tartışmalı. Diğer çalışmalar demirin kalp hastalığı riskini arttırdığını göstermez. Demirin kalp hastalığı riskini arttırıp arttırmadığını kesin olarak söylemek için çok erken.

Hamilelik ve emzirme:

Hamile ve emziren kadınlar için vücutlarında yeterli miktarda demir bulunan ve başlangıç ​​demirinin günlük 45 mg tolere edilebilir üst alım seviyesinin (UL) altındaki dozlarda kullanıldığında güvenlidir.Hamileler için yüksek dozlarda ağızdan alındığında güvenli değildir. Demir eksikliği yoksa, günlük demirden günde en fazla 45 mg almayınız. Daha yüksek dozlar mide ve bulantı ve kusma gibi bağırsak yan etkilerine neden olur. Yüksek dozlarda demir ayrıca kanda yüksek düzeyde hemoglobine neden olabilir. Doğum sırasındaki yüksek hemoglobin düzeyleri kötü gebelik sonuçları ile ilişkilidir.

Şeker hastalığı: Demir oranı yüksek bir diyetin, kanıtlanmış olmamasına rağmen, tip 2 diyabetli kadınlarda kalp hastalığı riskini artırabileceğine dair endişeler vardır. Şeker hastalığınız varsa, demir alımınızı sağlık uzmanınızla görüşün.

Mide veya bağırsak ülseri: Demir tahrişe neden olabilir ve bu koşulları daha da kötüleştirebilir. Ütüyü dikkatli kullanın.
Ülseratif kolit veya Crohn hastalığı gibi bağırsak iltihabı: Demir tahrişe neden olabilir ve bu koşulları daha da kötüleştirebilir. Ütüyü dikkatli kullanın.
Hemoglobin hastalıkları: Demir almak, bu şartlarda insanlarda aşırı demir yüklenmesine neden olabilir. Hemoglobin hastalığınız varsa, sağlık uzmanınız tarafından yönlendirilmedikçe demir almayın.
Zamanından önce doğan bebek: Düşük E vitamini seviyesine sahip prematüre bebeklere demir verilmesi ciddi sorunlara neden olabilir. Düşük miktarda E vitamini, demir vermeden önce tedavi edilmelidir. Erken doğmuş bir bebeğe demir vermeden önce sağlık uzmanınızla konuşun

Bu kombinasyonla dikkatli olun;

  • Antibiyotikler demir ile etkileşime girer;

Demir, vücudun ne kadar antibiyotik emdiğini azaltabilir. Bazı antibiyotiklerle birlikte demir alınması, bazı antibiyotiklerin etkinliğini azaltabilir. Bu etkileşimi önlemek için antibiyotik kullandıktan iki saat önce veya iki saat sonra demir alın.
Quercetin ile etkileşime girebilecek bu antibiyotiklerin bazıları siprofloksasin (Cipro), enoxacin (Penetrex), norfloksasin (Chibroxin, Noroxin), sparfloksasin (Zagam), trovafloksasin (Trovan) ve greparksakin (Rafloksasin) içerir.

Demir, midedeki tetrasiklin antibiyotiklerine bağlanabilir ve vücudun ne kadar tetrasiklin antibiyotiklerini absorbe edebileceğini azaltabilir. Tetrasiklin antibiyotikleriyle birlikte demir alınması, tetrasiklin antibiyotiklerinin etkinliğini azaltabilir. Bu etkileşimi önlemek için tetrasiklin kullandıktan iki saat önce veya dört saat sonra demir alın.
Bazı tetrasiklin antibiyotikleri arasında, dislisiklin (Declomisin), minosiklin (Minosin) ve tetrasiklin (Akromisin) bulunur.

  • Bisfosfonatlar;

Demir, vücudun ne kadar bisfosfat emdiğini azaltabilir. Bisfosfatlarla birlikte demir alınması, bisfosfatların etkinliğini azaltabilir. Bu etkileşimi önlemek için demirden en az iki saat önce veya gün içinde bifosfonat alın.
Bazı bifosfonatlar, alendronat (Fosamax), etidronat (Didronel), risedronat (Actonel), tiludronat (Skelid) ve diğerleridir.

  • Levodopa

Levotiroksin, düşük tiroid fonksiyonu için kullanılır. Demir vücudun ne kadar levothyroxine emdiğini azaltabilir. Levotiroksin ile birlikte demir alınması, levotiroksinin etkinliğini azaltabilir.
Levotiroksin içeren bazı markalar arasında Zırh Tiroid, Eltroksin, Estre, Euthyx, Levo-T, Levothroid, Levoxyl, Synthroid, Unithroid ve diğerleri bulunur.

  • Metildopa

Demir, metildopa (Aldomet) ‘in vücudun emilimini azaltabilir. Metildopa (Aldomet) ile birlikte demir alınması, metildopa (Aldomet) etkinliğini azaltabilir. Bu etkileşimi önlemek için metildopa (Aldomet) kullanmadan en az iki saat önce veya sonra demir alın.

  • Mikofenolat Mofetil 

Demir, mikofenolat mofetilin (CellCept) vücudun ne kadarını emdiğini azaltabilir. Mikofenolat mofetil (CellCept) ile birlikte demir alınması, mikofenolat mofetilin (CellCept) etkinliğini azaltabilir. Bu etkileşimi önlemek için mikofenolat mofetil’den (CellCept) en az iki saat sonra demir alın.

  • Penisilinlamin

Penisilin, Wilson hastalığı ve romatoid artrit için kullanılır. Demir, vücudunuzun ne kadar penisilin emdiğini azaltabilir ve penisilinlaminin etkinliğini azaltabilir. Bu etkileşimi önlemek için penisillamin kullandıktan iki saat önce veya iki saat sonra demir alın.

  • Kloramfenikol

Demir, yeni kan hücrelerinin üretilmesi için önemlidir. Kloramfenikol yeni kan hücrelerini azaltabilir. Uzun süre kloramfenikol alınması, demirin yeni kan hücreleri üzerindeki etkilerini azaltabilir. Ancak çoğu insan kısa süre kloramfenikol alır, bu yüzden bu etkileşim büyük bir problem değildir.

Lütfen hekiminize danışmadan her hangi bir takviye almayınız, ilaçların dozlarını değiştirmeyiniz veya tedavinizi değiştirmeyiniz. Sayfa içeriği bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için doktorunuza danışınız.

Kaynak: https://tr.j-medic.com/51-details-50572

NİASİN VE NİASİNAMİD (B3 VİTAMİNİ) KULLANIMINDA ETKİLEŞİM VE YAN ETKİLER. (2019)

 

Niasin B3 vitamini biçimidir.Maya, et, balık, süt, yumurta, yeşil sebzeler ve tahıl taneleri gibi yiyeceklerde bulunur. Niasin içeren enzimler yağ, kolesterol ve karbonhidrat metabolizmasında, seks ve adrenal hormonların üretiminde görev alır. Niasin pellegranın nedeni araştırılırken bulunmuştur. Şimdi pellegranın nedeninin niasin ve triptofan eksikliği olduğunu biliyoruz. Daha önceki yazımızda pellegra hastalığından bahsetmiştik. (http://sedatirgil.com/ilaclar/pellagra-hastaligi/ )

B3 vitamininin kullanılabilir formları niasin ve niasinamid’dir. Niasin kolesterol seviyesini düşürür. Niasinamid artrit ve erken başlangıçlı tip 1 diyabette faydalıdır. Ayrıca dolaşım problemleri, migren baş ağrısı, Meniere sendromu ve baş dönmesinin diğer nedenleri ve kolera ile ilişkili ishali azaltmak için diğer tedavilerle birlikte kullanılır.  Ayrıca şizofreni, ilaçlara bağlı halüsinasyonlar, Alzheimer hastalığı ve yaşa bağlı düşünme becerileri kaybı,kas spazmları, depresyon,alkol bağımlılığı gibi hastalıkların tedavisinde kullanılır. Bir çalışmada yeni tanı tip 1 diyabetli 7 hasta nikotinamin, 9 hasta ise plasebo almıştır. Altı ay sonra, nikotinamid alanların beşi ve plasebo alanların ikisi hala insüline ihtiyaç duymuyordu. Bunların HbA1c seviyesi ve kan şekerleri normal seyrediyordu. 12 ay sonunda ise yanlızca nikotinamid alan gruptaki üç kişi klinik olarak iyileşme göstermişti. Bu ve benzeri çalışmalara göre eğer yeterince erken verilirse nikotinamid bazı hastalarda diyabet gelişimini önleyebilmektedir. Niasinin alınması, yüksek yoğunluklu lipoprotein (HDL veya “iyi”) kolesterol seviyelerini arttırıyor ve metabolik sendromlu kişilerde trigliserit adı verilen kan yağ seviyelerini düşürüyor gibi görünüyor.

Yiyeceklerden ve multivitaminlerden daha yüksek miktarlarda niasin tüketenlerin, Alzheimer hastalığına yakalanma riskinin, daha az niasin tüketen insanlardan daha düşük olduğu görülüyor. Ancak, tek başına bir niasin takviyesi almanın Alzheimer hastalığının önlenmesine yardımcı olduğuna dair kanıt yoktur.

Uzun süreli salınımlı niasin alınması, erektil disfonksiyonu olan erkeklerin cinsel ilişki sırasında ereksiyon sürdürmelerine yardımcı olur. egzersizden önce niasin ve diğer içerikleri içeren bir takviye almanın, erkeklerdeki egzersiz sırasında performansı iyileştirmediğini göstermektedir. Kandaki yüksek fosfat seviyeleri (hiperfosfatemi). Yüksek kan fosfat seviyeleri böbrek fonksiyon bozukluğundan kaynaklanabilir. Bazı erken araştırmalar, niasinin ağız yoluyla alınmasının, son dönem böbrek hastalığı olan ve yüksek kan fosfat düzeyine sahip kişilerde kandaki fosfat seviyelerini azaltabileceğini göstermektedir. Ancak diğer araştırmalar, niasinin ağız yoluyla daha yüksek bir dozda alınmasının, kan fosfat seviyelerini düşürmek için kullanılan ilaçlarla birlikte alındığında kan fosfat seviyelerini düşürmediğini göstermektedir. Erken araştırma, niasin almanın orak hücre hastalığı olan kişilerde kandaki yağ seviyelerini iyileştirmediğini göstermektedir.

Tüm bu tibbi durumların tedavisinde niasinin etkinliğine dair daha fazla kanıta ihtiyaç vardır.

YAN ETKİLER

Niasin takviyesi alındığında ciltte geçici flushing  gelişebilir(genellikle yüzde ani gelişen kızarma, eritemli lezyonlar). Bunu önlemek için yavaş salınımlı niasin formları bulunmuştur. Bunlar flushing yapmazlar ancak daha fazla yan etkilere neden olabilirler.  Genellikle, bu reaksiyon vücut ilaca alıştıkça geçer. Alkol, kızarma reaksiyonunu daha da kötüleştirebilir. 

Niasinin diğer küçük yan etkileri mide rahatsızlığı, bağırsaklarda gaz, baş dönmesidir. Günde 3 gramdan fazla niasin dozu alındığında daha ciddi yan etkiler ortaya çıkabilir. Bunlar arasında karaciğer problemleri, gut, sindirim sistemi ülserleri, görme kaybı, yüksek kan şekeri, düzensiz kalp atışı ve diğer ciddi problemler bulunur. Bu veya farklı yan etkileri gözlemlerseniz mutlaka doktorunuza danışın.

ÖNLEMLER

Bu ilacı kullanmadan önce, doktorunuzu, güncel olarak kullandığınız ilaçlar, reçetesiz kullandığınız ilaçlar (örneğin, vitaminler, bitkisel takviyeler, vs.), alerjiler, geçmişte var olan hastalıklarınız ve güncel sağlık durumunuz (örneğin, hamilelik, yaklaşan bir ameliyat, vs.) hakkında bilgilendiriniz. Bazı sağlık koşulları sizi, ilacın yan etkilerine karşı daha duyarlı hale getirebilir. Doktorunuz tarafından yönlendirildiğiniz adımları atın ya da ürünün üzerinde yazılanları dikkate alın. Dozaj, sizin durumunuza bağlıdır.

Niasin, alerjik semptomlardan sorumlu olan kimyasal olan histamin salınımına neden olarak alerjileri kötüleştirebilir. Çok miktarda niasin düzensiz kalp atışı riskini artırabilir. Dikkatle kullanın.  Niasin kan şekeri artırabilir. Niasin alan diyabet hastaları kan şekerlerini dikkatlice kontrol etmelidir. Niasin safra kesesi hastalığını daha kötü hale getirebilir. Niasin karaciğer hasarını artırabilir. Karaciğer hastalığınız varsa mutlaka hekiminize danışın. Niasin, ameliyat sırasında ve sonrasında kan şekeri kontrolünü engelleyebilir. Planlanmış bir ameliyattan en az 2 hafta önce niasin almayı bırakmak gerekir. Niasin, tendonlarda enfeksiyon riskini artırabilir. Tiroksin, tiroid bezinin ürettiği bir hormondur. Niasin kandaki tiroksin seviyesini düşürebilir. Bu, bazı tiroid bozukluklarının semptomlarını kötüleştirebilir.

ETKİLEŞİMLER

Doktorunuza, kullandığınız tüm ilaçları, vitaminleri ve bitkisel takviyeleri anlatın, böylece doktorunuz ilaç etkileşimlerini engelleyebilir. Niacin, aşağıdaki ilaçlar ya da ürünlerle etkileşim gösterebilir:

  • Alkol
  • Allopurinol , gut tedavisinde kullanılır.
  • Karbamazepin , duygudurum düzensizliklerinin tedavisinde kullanılır.
  • Klonidin, yüksek kan basıncının kontrolünde kullanılır. Hem klonidin hem de niasin kan basıncını düşürür. Her iki niasinin klonidin ile alınması, kan basıncınızın çok düşük olmasına neden olabilir.
  • Diyabet ilaçları, uzun süreli niasin ve niasinamid kullanımı kan şekerini artırabilir. Kan şekeri arttırılarak, niasin ve niasinamid, diyabet ilaçlarının etkinliğini azaltabilir.
  • Kolesterolü düşürmek için kullanılan ilaçlar, niasin, kasları olumsuz yönde etkileyebilir. Statinler adı verilen kolesterolü düşürmek için kullanılan bazı ilaçlar da kasları etkileyebilir. Kolesterolü düşürmek için bu ilaçlarla birlikte niasinin alınması, kas problemleri riskini artırabilir.
  • Primidon, epilepsi tedavisinde kullanılır. Niasinamidin vücudun primidonu (Mysoline) parçalama hızını azaltacağı konusunda bazı endişeler vardır.
  • Probenecid, gut tedavisinde kullanılır. Yüksek dozda niasin alınması gutu kötüleştirebilir ve probenid’in etkinliğini azaltabilir.
  • Sulfinpyrazone, gut tedavisinde kullanılır. Yüksek dozda niasin alınması, gutu kötüleştirebilir ve sülfinpirazonun etkinliğini azaltabilir.
  • Aspirin, niasinin neden olduğu kızarmayı azaltmak için sıklıkla niasin ile birlikte kullanılır. Yüksek dozda aspirin alınması, niasinin atılım hızını azaltabilir.Ayrıca yüksek dozda asprin kanamalara neden olabilir.

DOZ

Doz mutlaka hekim kontrolünde belirlenmelidir. SAĞLIK DURUMUNUZA VE KULLANDIĞINIZ DİĞER İLAÇLARA GÖRE DOZ DEĞİŞİKLİK GÖSTERMEKTEDİR.

Sayfa içeriği bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için hekiminize danışınız.

KAYNAK: https://tr.j-medic.com/67-details-38788

 

 

 

KANSER TEDAVİSİ GÖREN HASTALARDA BİTKİSEL İLAÇLAR TEHLİKELİ OLABİLİR!

Bitkilerin tüm yararlarına karşın yanlış kullanımları halinde sağlığımıza zarar verebileceğini unutmamak gerekiyor. Lizbon’daki bir kanser konferansında konuşmacı olan Profesör Maria João Cardoso, hastaların sıklıkla denediği bitkisel ilaçların  ve kremlerin uzun bir listesi olduğunu, ancak çoğunun devam eden kanser tedavisine olumsuz yönde etki edebildiğini belirtti.

Bazı bitkisel ürünlerin yara iyileşmesini geciktirdiğini veya kemoterapi ve hormon tedavilerini engellediğini, her beş meme kanseri vakasından birinde kanserin cilde yayılarak yaralara yol açtığı bildiren Prof Cardoso, hastaların tamamlayıcı bitkisel tedavileri denemeden önce, özellikle kanserleri cilde yayıldıysa, doktor kontrolünde destekleyici ürünleri kullanmalarının önemini vurguladı.

Özellikle cilde uygulanan bitkisel ürün ve topikal kremlerin oldukça yaygın ve genellikle hekimin bilgisi dışında kullanıldığını ileten İngiltere Kanser Araştırmaları’nın baş hemşiresi Martin Ledwick, bitkisel ilaçların her türlü kanseri tedavi edebileceğine dair yeterli-güçlü kanıtların olmadığını, hastaların doktorları tarafından onaylanmamış bitkisel ilaçları kullanmamaları gerektiğini belirtti.

HANGİLERİNDEN KAÇINILMALI ?

Yapılan laboratuvar incelemelerinde, bazı bitkisel ilaçların kan pıhtılaşma sürecini azaltabileceğini göstermiştir.

PIHTILAŞMAYI ETKİLEYEBİLECEK BİTKİLER:

Sarımsak, zencefil, zerdeçal, ginko, ginseng, akdiken, at kestanesi gibi bitkisel ürünler kanın pıhtılaşmasını geciktiriyor.

Hastaların internetten yanlış bilgi edinme ihtimalinin yüksek olduğu, bu nedenle herhangi bir tedaviye başlamadan önce mutlaka doktora danışmak gerektiği vurgulanıyor.

Prof Cardoso , Tıbbın altın kuralı olan önce zarar verme ilkesinin unutulmaması gerektiğini, kanserin psikolojiye olumsuz etkilerine karşı yoga, farkındalık egzersizleri gibi yöntemlerin stresi azaltmada olumlu etkilerinin olabileceğini iletti.

Sayfa içeriği bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için hekiminize danışınız.

Kaynak:

https://www.huffingtonpost.co.uk/entry/how-herbal-remedies-can-actually-be-dangerous-for-cancer-patients_uk_5dcd20c2e4b03a7e02955b7d??ncid=newsltukhpmglife&guccounter=1

Magnezyum Eksikliği

Magnezyum Vücutta, en fazla bulunan dördüncü mineraldir. İnsan bedenindeki toplam magnezyumunun yaklaşık yüzde 99’u kemiklerde, kaslarda ve yumuşak dokularda bulunurken, sadece yüzde 1’i kandadır.

Yapılan araştırmalar 1900’lü yıllara göre magnezyum alımının neredeyse yarıya indiğini ve yetersiz olduğunu göstermektedir. (https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/15930481) aynı şekilde araştırma sonuçlarına göre  kan magnezyum düzeyi normal çıkan bireylerde bile magnezyum eksikliği bulunabiliyor. Çünkü sadace yüzde 1’i kanda bulunan magnezyum düzeyinin düşük olması durumunda diğer dokulardan takviye edilerek kan magnezyum düzeyi dengeleniyor.

MAGNEZYUMUN GÖREVİ;

  • Yorgunluğun ve bitkinliğin azalmasına katkıda bulunur.
  • Elektrolit dengesine katkıda bulunur.
  • Normal enerji oluşum metabolizmasına katkıda bulunur.
  • Sinir iletimi ve kalp kasının da dahil olduğu kas kasılımına katkıda bulunur.
  • Normal protein sentezine katkıda bulunur.
  • Normal kemiklerin korunmasına katkıda bulunur.
  • Normal dişlerin korunmasına katkıda bulunur.
  • Hücre bölünmesinde görevi vardır.

MAGNEZYUM EKSİKLİĞİ BELİRTİLERİ

  • Huzursuz bacak sendromu
  • Saç dökülmesi
  • Halsizlik
  • İştahsızlık
  • Kabızlık
  • Baş ağrısı, baş dönmesi
  • Çarpıntı ve ritim bozukluğu
  • Uyku problemi
  • Tırnakların uzamaması ve kırılması
  • Hafızanın zayıflaması
  • Tansiyon yüksekliği
  • Tuzlu gıdalar tüketme isteği
  • Mide bulantısı
  • Kalsiyum eksikliği
  • Zihin bulanıklığı
  • Depresyon

Bu belirtiler, eğer başka bir bozukluğa veya vitamin- mineral eksikliğine bağlı değil ise magnezyum eksikliği de akılda tutulmalıdır. Bazı ilaçlar (bazı antibiyotikler, kortikosteroidler, antiasid ilaçlarve bazı kalp ritim ve kalp yetmezliği ilaçları), magnezyum atılımını, emilimini etkileyebilir. Hekiminizden bu konuda ayrıntılı bilgi alabilirsiniz. Ayrıca yapılan çalışmalar magnezyum eksikliğinin D vitamini eksikliğine de neden olduğunu göstermektedir. (https://www.sciencedaily.com/releases/2018/02/180226122548.htm

Yaşlılıkla beraber vücudun magnezyum ihtiyacı artmaktadır. Menapoz sürece dahil olduğunda magnezyum eksikliğinin belirtileri çok daha ciddi bir şekilde ortaya çıkabilir. Emilim eksikliği veya kötü beslenme magnezyum ihtiyacının besinlerden karşılanmasını zorlaştırır. Bu tip durumlarda hekiminizin önerdiği dozda magnezyum takviyesi almak gerekebilir.

 

Magnezyum takviyesi tipleri değişiklik göstermekle beraber, Sitrik asidin enerji metabolizmasındaki merkezi rolü nedeniyle magnezyum sitrat enerjinin çok gerektiği kas ilişkili işlerde ve spor yapan bireylerde spor sonrası kasların dinlenmesi, yeniden toparlanması için tavsiye edilmektedir.

Magnezyum glisinat sinir, beyin ilişkili hatta mikrobiyota ilişkili durumlarda daha fazla faydalanım sağlamaktadır. Uzmanlar anksiyete (kaygı) bozukluklarında ise glisinat tavsiye etmektedir. Uzmanlar Sitrat veya glisinatın her ikisinin de beyin bariyerini geçebildiğini ve migren tedavisinde kullanıldığını belirtiyor. sitrat veya glisinatın kandaki etkiside birbirine çok yakın.

MAGNEZYUM NELERDE BULUNUR?

  • Yeşil yapraklı sebzeler (ıspanak, pazı..)
  • Kuruyemiş, tohumlar (kaju, susam, kabak- ay çekirdeği..)
  • Baklagiller (nohut, mercimek, barbunya, kuru fasulye..)
  • Sebzeler (brokoli, taze fasulye, enginar, pırasa..)
  • Deniz ürünleri (somon, uskumru, karides..)
  • Bitter çikolata
  • Hindistan cevizi
  • Meyveler (muz, çilek, incir..)
  • Bazı baharatlar (kimyon, karanfil)
  • Domates
  • Rezene

Bir takviye kullanmadan önce mutlaka hekiminize danışmayı ve gerekli tetkikleri yaptırmayı ihmal etmeyiniz. Vücudumuz için gerekli olan tüm vitamin ve minerallerin dengesi hayati önem taşımaktadır. Bu nedenle bilinçsiz olarak herhangi bir gıda takviyesi tükenmeyiniz.

Sayfa içeriği bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için lütfen hekiminize danışınız.

Kaynak:  https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/15930481

https://www.fitekran.com/magnezyum-eksikligi-belirtiler-nedenler-takviyeler/

https://www.sciencedaily.com/releases/2018/02/180226122548.htm

 

 

 

 

Balık Yağı Takviyelerinin Yan Etkileri

Her gün balık yağı takviyeleri kullanmak, kalp krizi veya felç geçirme riskinizi azaltabilir. Damarlarda ve arterlerde biriken zararlı kolesterolün bir parçası olan trigliseritler, balık yağı kullanımı ile azalır. Fakat, balık yağı kullanımından dolayı bildirilen yan etkiler de vardır. Bu yüzden, balık yağı takviyesine başlamadan önce doktorunuza danışmanız önerilir.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) haftada 1-2 porsiyon balık yemeyi önerir. Bunun nedeni, balıklardaki omega-3 yağ asitlerinin, çeşitli hastalıklara karşı korunma dahil olmak üzere birçok sağlık yararı sağlamasıdır.

Haftada 1-2 porsiyon balık yemiyorsanız, balık yağı takviyeleri yeterli miktarda omega-3 almanıza yardımcı olabilir. Fakat her gıda takviyesinde olduğu gibi balık yağı takviyelerinin de bilinçsiz kullanımı bazı sağlık sorunlarına neden olabilir.

Bulantı , kusma , ishal veya kabızlık gibi gastrointestinal semptomlar balık yağı takviyesi kullanımında Görülebilecek yan etkilerdendir.  daha tehlikeli yan etkiler arasında , gastrointestinal kanalda kanama veya ülserlerin kötüleşmesidir. Kanama riski antikoagulan ilaçlarla beraber kullanımda artar. Balık yağı takviyesinin, özellikle yüksek dozlarda alındığında depresyondan muzdarip olan bireylerde, uykusuzluğa ve huzursuzluğa neden olabileceğini gösteren bazı kanıtlar vardır. Bununla birlikte, çoğu durumda, normal uyku düzenine sahip insanlar için güvenlidir ve uyku bozukluğu olan kişiler için tehlikeli olduğu sonucuna varmak için yeterli bilimsel kanıt yoktur.

Her maddede olduğu gibi balık yağı takviyelerinde de özellikle deniz ürünlerine alerjisi olan bireylerde alerjik reaksiyon riski bulunmaktadır. Bu nedenle bu kişilerin balık yağı takviyesi almaya karar vermeden önce doktorlarına danışmaları gerekir.

Sayfa içeriği bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için lütfen hekiminize danışınız.

Kaynak : https://www.ba-bamail.com/content.aspx?emailid=33691

Pellagra Hastalığı

Pellegra hastalığı; sinirleri, sindirim sistemini ve cildi etkileyerek ishale, demansa ve dermatite sebep olan bir hastalıktır. Hastalığın en önemli nedeni, niyasin eksikliğidir (birincil pellegra). Diğer bir nedeni ise, vücuttaki niyasin emilimini düşüren sindirim sistemindeki bozukluklardır. Niasin sağlığınız için gerekli olan bir B vitamini daha doğrusu B3 vitaminine verilen isimdir.  Pellagra, beslenirken yeterli miktarda triptofanın alınmaması durumunda da gelişebilir. Çoğu durumda, pellagra basit bir diyet takviyesi ile kolayca tersine çevrilir. Ancak tedavi edilmediği takdirde, eksiklik hayati sorunlara yol açabilir.

Kısa süre önce yayınlanan bir rapor, ABD’de nadir görülen şiddetli niasin eksikliğinden pellagra gelişen kadın hastayı vaka incelemesi olarak yayınlamıştır.

“62 yaşında hasta, acil servise 2 ay devam eden ve günde yaklaşık 8-10 kez meydana gelen diyare (ishal) şikayeti ile başvurdu. Hastanın 2 ay önce de deliryum (Beyin işlevlerini genel olarak bozarak, nöropsikiyatrik semptomlara yol açan bir hastalıktır)  nedeni ile bir psikiyatri kliniğine de başvurduğu bildirilmektedir. Acil serviste yapılan değerlendirmede, hastanın dilinde ödem, perikardiyal effüzyon (çeşitli nedenlerle perikard boşluğunda sıvı birikmesi), hipoglisemi (kan şekerinde düşüklük), böbrek yetmezliği bulguları tespit edildi. Yapılan kan tetkiklerinde hastanın tiamin, riboflavin ve niasin düzeyleri saptanamayacak ölçüde düşüktü, ancak B12 ve Folik asit seviyeleri normaldi. Gerekli vitamin takviyeleri damar yolu ile sağlandıktan sonra, hastanın bulguları yok oldu. “

Yukarıdaki vaka örneğinde olduğu gibi Pellagra belirtileri genel olarak İshal(diyare), Dermatit ve Demans’tır.  klasik olarak “İDD” veya 3D kısaltmasıyla bilinir.

Hastalarda;

  • İshal
  • Kusma
  • Karın ağrısı,
  • Hazımsızlık,
  • Yetersiz beslenmeye bağlı kilo kaybı,
  • Deri döküntüleri (simetrik), deride kızarıklık, kaşıntı ve yanma,pullanma,
  • Cilt yaralarında anormal derecede şiddetli ağrı,
  • Ağız ve boğaz bölgesinde iltihap,
  • Ağız içi ödem,
  • Dilin parlak kırmızı görünmesi,
  • Zihin bulanıklığı veya oryantasyon bozukluğu
  • İlgisizlik hali,
  • Depresyon (genellikle hafif) veya anksiyete,
  • Sinirlilik,
  • Baş ağrısı,
  • Hafıza kaybı (Anlık, geçici ya da kalıcı),
  • Huzursuzluk,
  • Nedensiz titremeler,
  • Delüzyonlar (sanrı) veya psikoz,
  • Sersemlik, bayılmalar ya da koma,

 

Görülebilmektedir.

Niasin eksikliğinin gastrointestinal semptomları Crohn hastalığı ve ülseratif kolitinkilerle kolaylıkla karışabilir veya birlikte olabilir. Ayrıca, pellagra döküntüsü diğer türlerle ve egzama gibi cilt problemlerinin nedenleriyle kolaylıkla karışabilir. Bu nedenlere bağlı olarak hastalara bazen geç tanı konulabilmektedir.

Alkolizm, uyuşturucu bağımlılığı ,siroz, kronik İshal, crohn hastalığı, ülseratif kolit ve GI tüberkülozu gibi gastrointestinal hastalıklar,hartnup sendromu gibi triptofan’ı işlevsiz kılan problemler, karsinoid tümörler,azatioprin ve izoniazid dahil olmak üzere bazı ilaçlar hastalığın oluşmasında etkili olabilmektedir.

Pellagra hastalığını önlemenin en iyi yolu aslında başlamadan düzenli br diyet ile beslenmektir. Her zaman için hastalıklardan korunmak hastalandıktan sonra tedavi olmaktan daha iyidir. Bu nedenle Pellagra hastalığını önlemek adına diyetinizi protein ve özellikle de B3 vitamini yani niasin açısından zengin ürünlerle desteklemelisiniz

Niasin takviyesi alındığında ciltte geçici flushing  gelişebilir(genellikle yüzde ani gelişen kızarma, eritemli lezyonlar). Bunu önlemek için yavaş salınımlı niasin formları bulunmuştur. Bunlar flushing yapmazlar ancak daha fazla yan etkilere neden olabilirler.

niasin ve Triptofan içeren besinler,

  • Süt,
  • Yumurta
  • Mantar,,
  • Karaciğer,
  • Bezelye,
  • Ayçiçeği çekirdeği,
  • Avokado,
  • Tahıllar,
  • Kümes hayvanları,
  • Yağsız et,
  • Yeşil yapraklı sebzelerKabak çekirdeği, Chia tohumu, susam gibi tohum ve çekirdekler,
  • Parmesan, kaşar, mozarella ve romano gibi peynir türleri,
  • Somon, alabalık, ton balığı veya diğer balık türleri,
  • Kabuklu deniz ürünleridir.

Kişilere niyasin eksikliğine göre uygulanacak olan tedavi yöntemleri, cinsiyet, yaş ve sağlık durumuna göre kişiden kişiye farklılık göstermektedir.Bu nedenle mutlaka gerekli kan tetkikleri yapılarak eksikliklerin belirlendikten sonra takviye alımına bir uzman kontrolünde başlanması oldukça önemlidir.

Sayfa içeriği bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için hekiminize danışınız.

Kaynak: https://www.empr.com/home/news/persistent-diarrhea-delirium-and-beefy-tongue-is-it-pellagra/?utm_source=newsletter&utm_medium=email&utm_campaign=mpr-dailydose-hay-20191007&cpn=psych_all&hmSubId=&hmEmail=zlb62feMTgU1&NID=&c_id=&email_hash=d6001e4ea1b3a1750389924db35f8787&dl=0&mpweb=1323-70546-348269

 

 

 

 

 

Mavi Balina ve Momo Oyunlarından Sonra MAVİ BEBEK Oyunu Tehlike Saçmaya Devam Ediyor !

Hızla gelişen teknoloji hayatımızı kolaylaştırırken diğer yandan internet erişimi olan mobil cihazların hayatımızdaki …

Çocuklar İçin Güvenli İnternet Kullanımı Nasıl Olmalı ?

Çocuğunuzu İnternette Bekleyen Riskler: İnternet erişiminin gittikçe kolaylaştığı günümüzde, çocukların internet …

Sosyolog ve Psikiyatri Uzmanı Dr. Sedat İrgil: Belirsizlik kaygıyı artırıyor

Yazar Haberci Gazetesi  15 Nisan 2020 ÖZEL HABER – Sosyolog ve Psikiyatri Uzmanı Dr. Sedat İrgil, korona …