Kategori: Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi

Dünya çapında ruhsal hastalıkların görülme sıklığı dramatik bir şekilde artıyor mu ?

Basında çıkan haberlere rağmen, Acta Psychiatrica Scandinavica’da yayınlanan bir meta-analize göre, yetişkin akıl hastalığının küresel prevalansı çarpıcı bir şekilde artmıyor. Her ne kadar zihinsel sağlık hizmetlerinin kullanımı artmış ve intihar insidansının artması büyük bir sosyal krize işaret etse de çalışma, ruhsal hastalıkların artan prevalansının oldukça küçük olduğunu ve muhtemelen demografik değişimlerle bağlantılı olduğunu buldu.

Dirk Richter, Bern Üniversitesi İsviçre Ruh Sağlığı Hastanesinden PhD ve meslektaşları, erişkin akıl hastalığının prevalansı oranlarına ilişkin kesitsel nüfus çalışmaları için PubMed, PsychINFO, CINAHL, Google Akademik ve referans listelerini araştırdı.

Japonya’daki Sağlık Teşvik ve İnsan Davranışı Anabilim Dalı’ndan Toshi A. Furukawaya göre Zihinsel bozuklukların yaygınlığı son yıllarda mütevazı bir şekilde artıyor, ancak bu artış temel olarak nüfus yaşlanması ve büyümesinden kaynaklanıyor.

Meta-analizin yazarları akıl hastalığının yine de ciddiye alınması gerektiğine dikkat çekerek, daha iyi tedavi kullanılabilirliği ve farkındalığın artan prevalans algısının bir kısmını oluşturabileceğini de ekliyor. Bununla birlikte, Dr. Furukawa bir tedavi veya kalite boşluğu olup olmadığını sorguluyor.

Sayfa içeriği bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için hekiminize danışınız.

Kaynak:  https://www.psychiatryadvisor.com/home/topics/general-psychiatry/is-the-worldwide-prevalence-of-mental-illness-increasing-dramatically/?utm_source=newsletter&utm_medium=email&utm_campaign=pa-update-hay-20191211&cpn=psych_all&hmSubId=&hmEmail=zlb62feMTgU1&NID=&email_hash=d6001e4ea1b3a1750389924db35f8787&mpweb=1323-77925-348269

Fortnite Oyunu ve Bağımlılık

Türkiye’de de yaygın olarak oynanan  oyununu kokain etkilerine benzeten Kanadalı aileler, gençlerin beynine kimyasal dopamin salgıladığını ve çocuklarının böylece oyuna bağımlı hale geldiklerini ileri sürerek oyun yayıncısına karşı toplu dava açtı.

Diğer yandan Calex Legal avukatlık bürosu, dünya çapında çocuklarının Fortnite’a bağımlı olduğunu düşünen ebeveynlere hukuki işlemlere başvurmaları için çağrı yaptı. Fortnite Battle Royale oyunu bir yılda, dünya çapında 125 milyondan fazla kullanıcı tarafından oynandı. Söz konusu oyun için uluslararası turnuvalar ve yarışmalar düzenleniyor ve oyun yaşları 7 ila 70 arasında değişen bireyler tarafından oynanıyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Mayıs 2019’da oyun bağımlılığını resmen ‘hastalık’ olarak tanımladı ve video oyunu bağımlılığını uluslararası hastalıklar kategorisine ekledi.

Calex Legal avukatlık bürosu, video oyunu yayıncısı Epic Games’in, oyunun olabildiğince bağımlılık yapması için ‘kasten’ bu oyunu geliştirdiğini vurguladı. Kanada merkezli hukuk firması Calex Légal’den Alessandra Esposito Chartrand’e göre Epic Games, Fortnite’ı yaratırken birçok psikolog işe aldı ve oyunun en yüksek düzeyde bağımlılık yaratması için çalışmalar yürüttü.

Kanadalı avukatlar, Fortnite geliştirici firmasının “kollu kumar makinesi” ile aynı taktiği uygulayarak oyuncuların bilgilerini topladığını; böylece bir sonraki aşamada neye ihtiyacı olduklarını belirlediklerini dile getirdi. Davada bazı “Fortnite” oyuncularının “yemek yemediğini ya da duş almadığını ve artık sosyalleşmediklerini” belirtildi.

Sayfa içeriği bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için hekiminize başvurunuz.

Kaynak:

https://futurism.com/the-byte/lawsuit-fortnite-addictive-cocaine

https://www.cnet.com/news/lawsuit-accuses-fortnite-maker-of-designing-game-to-be-addictive/

Babalar Çocuklarıyla Nasıl Zaman Geçirmeli ?

Aile Psikolojisi Dergisi’nde yayınlanan Geoffrey Brown tarafından yapılan çalışma, 1-3 yaşında çocuğu olan 80 baba-çocuk ve çifti ile yapıldı. Çalışma aile görüşmeleri, ziyaretler, video kayıtları ve gözleme dayalı.

Araştırmanın sonuçlarına göre çocuklarıyla zaman geçiren babaların, çocukları ile en iyi ilişkileri sağlayabildiklerini gösteriyor. İlk yıllarda bağlanma deneyimleyen babaların özgüven ve motivasyonları artıyor, sonraki yıllarda da çocukları ile pozitif bir ilişki ile devam ediyorlar. Babaların duyarlılıkları arttıkça büyüyen çocukları ile etkileşimleri daha güçlenmiş bir uyum ile ilerliyor. Güvenli bağlanma deneyimi sadece bebeğe değil babaya da olumlu kazanımlar sunuyor.( Bağlanma figürü, bebekle daha çok vakit geçiren yetişkin değil, bebekle en nitelikli etkileşimi kuran ve bebeğin “huzurlu limanı” ya da güvenli üssü olabilen kişi ve/ya kişilerdir. )

Türkiye’de babalık üzerine gerçekleştirilen en kapsamlı araştırma olan Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV, 2017) raporuna göre Türkiye’de babaların %57’si çocuklarıyla hiç oyun oynamıyor.

Hafta içi ve hafta sonu ayırmadan, babaların çocuklarıyla kaliteli zaman geçirmesi çok önemlidir. Şüphesiz geçirilecek vaktin niteliği, çocuk sayısına, çocuk/çocukların yaşına, ilgi alanlarına, evde-dışarıda oluşa, cinsiyetlerine göre farklılık gösterecektir ama temel bazı noktaların esas alınması gerekir.

Çocuklarının her şeyiyle aktif olarak ilgilenen, bilgi edinen, karar veren, araştıran, endişelenen babalar, yani bir başka değişle “pasif olmayan” babalar, çocuğun yetişkinlik hayatındaki “ideal baba” ve “ideal eş” kimliklerinin gelişiminde olumlu etki sağlar. Çocuklar için baba=güven’dir. Bu ihtiyaç erkek çocuklarda erillik rolünün tam olarak öğrenilmesi konusunda önem taşırken, kızlarda da erkek rolünü tanıması ve olumlu bir hayat imajı için gereklidir.

Çocuğunuzla zaman geçirmeniz onu daha iyi tanıyıp analiz etmenizi sağlar. Böylece sorgulayarak elde edeceğiniz bilgiden daha fazlasına ulaşır, onu daha doğru yönlendirebilirsiniz. Aynı zamanda çocuğunuz da sizi, değerlerinizi, ailenizin sınır ve kurallarını öğrenir ve buna uygun davranışlar geliştirmek için sizi model alır. Oysa anne babadan kopuk olan çocuk üzerinde ailesi değil çevresindeki diğer kişiler etkin olur.

İngiliz araştırmacı Daniel Nettle ve arkadaşlarının yaptıkları araştırmaya göre; babalarıyla vakit geçiren çocukların IQ (Zeka Puanı) seviyelerinin daha fazla geliştiğini göstermiştir.

42 yaşında olan 11bin ingiliz katılımcının, ebeveynleri ile yapılan çalışmada çocuklarının babaları ile kaliteli zaman geçirme durumları, beraber oyun oynamaları, gezilere gitmeleri ile ilgili sorular sorulmuştur. Bu sorular neticesinde babalarıyla daha çok vakit geçirmiş olan çocukların, diğer çocuklara göre IQ’lerinin yüksek ve aynı zamanda kariyerlerinde daha başarılı oldukları saptanmıştır.

Araştırmalarda göstermektedir ki çocuk gelişiminde aile katılımı oldukça önemli özellikle babanın çocukla vakit geçirmesi ayrıca bir önem arzetmektedir.

Çocuğunuzla birlikte kaliteli zaman demek, bedenen ve ruhen orada olmak demektir. Onunla olduğunuz zaman içinde sadece ona odaklanmak demektir. Çocuğunuzla geçirdiğiniz bir saatin elli dakikasında elinizdeki cep telefonuyla ilgileniyorsanız, çocuğunuzla değil telefonunuzla kaliteli zaman geçirmiş olursunuz.

Çocuğun dünyası, gerçeği oyundur. Onun oyunlarını oynamak, aranızdaki iletişimi ve ilişkiyi güçlendirmenin en iyi yollarından biri. Ayrıca birlikte oyun oynamak onların sizin anne babanın ötesinde insanlar olduğunuzu, yenilebileceğinizi, insanca duygusal tepkilerinizi görmesi için de bir fırsattır.

Birlikte olabildiğiniz her anı, en iyi şekilde değerlendirmeye çalışın. Çocuklarınızla çeşitli oyunlar oynayarak, balığa giderek, doğayı keşfederek, kitap ve hikayeler okuyarak, sinema, konser gibi etkinliklere katılarak, Tamir işlerini çocukla beraber yaparak kaliteli zaman geçirmeye başlayabilirsiniz.

 

 

 

Kaynak: https://www.sciencedaily.com/releases/2019/06/190611133938.htm

Journal of Evolution and Human Behaviour (Nettle et al., 2016).

Sayfa içeriği bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için lütfen hekiminize danışınız.

OKULA HAZIRLIK

Yaz tatilinin bitmesi ve yeni bir eğitim öğretim döneminin başlamasıyla ailelerden gelen yoğun talep üzerine sık sorulan sorulardan bir derleme hazırladık. Aşağıda yanıtladığımız başlıklar dışında ki sorularınızı facebook Messenger üzerinden yanıtlıyoruz.

Çocuğum ilk defa okula başlayacak, okula hazır olup olmadığını nasıl anlarım?

Okul hayatına ilk adımı atacak çocuklar ve çocuklarını okula hazırlayan aileler için önemli bir süreçtir. Çocukların sosyalleşmeleri ve gelişimleri aile ortamında başlar ve çocuğun okula başlaması ile gelişim süreci devam  eder. Çocuğun gelişiminin okul yaşamına uygun olup olmadığı Metropolitan okul olgunluğu testi ile değerlendirilmektedir. Bu test ile çocuğun okulun gerektirdiği kurallara ve öğrenmeye hazır olup olmadığı, psikolojik, fiziksel ve zihinsel gelişim düzeyine göre okul yaşamında hangi sorunlar ile karşılaşılabileceği belirlenmektedir. Böylece aile çocuklarının hangi alanlarda daha fazla desteklenmesi gerektiği konusunda ve karşılaşabilecekleri problemlerin çözümünde hazırlıklı olurlar.

Çocuğum okuldan korkarsa ne yapmalıyım veya yapmamalıyım ?

Okul korkusu özellikle 5-7 yaş arasında sık gözlenen bir sorundur. Çocuğun okula ilk başladığı dönemlerde ortaya çıkar. Eğer okulun diğer dönemlerinde ortaya çıkar ise bu durum başka problemlerin habercisidir.

Okula ilk defa başlayacak olan çocuk için okul korkusu basit olarak anne ve babadan ayrılma korkusudur. Özellikle aşırı koruyucu tutum sergileyen anne ve babaların çocuklarında sık görülür.

Okul korkusu olan çocuklarda okula gitmekte isteksizlik , ağlama, okula gitmeyi reddetme, okula gitmemek için çeşitli bahaneler üretme, karın ağrısı mide bulantısı gibi fiziksel belirtiler ortaya çıkar. Çocuklar olumsuz duygularını yeterince ifade edemediği için fiziksel belirtiler ile tepki gösterebilirler.

Yapılması ve yapılmaması gerekenler ;

  • Öncelikle unutulmamalıdır ki okul korkusu ile baş etmede anne-baba- öğretmen iş birliği içinde olmalıdır.
  • Çocuğun bedensel bulgularının ( karın ağrısı, mide bulantısı, baş ağrısı gibi ) fiziksel herhangi bir hastalıktan kaynaklanıp kaynaklanmadığı mutlaka belirlenmelidir.
  • Çocuğun kaygı ve korkuları ile alay edilmemeli ve küçümsenmemelidir.
  • Çocuk cesaretlendirilmeli ve ödüllendirilmelidir.
  • Diğer çocuklarında bu korkuyu yaşadığı anlatılmalıdır. Çocuk diğer çocuklarla kıyaslanmamalıdır.
  • Çocuğunuzun neden okula gitmesi gerektiğini doğru ve anlaşılır şekilde anlatın.
  • Kararlı olmak çok önemlidir, okula gidersen sana oyuncak alacağım gibi rüşvetlerden kaçının, çocuğun evde kalması durumunda evi eğlenceli hale getirmeyin. Tam tersine, okula başlamadan önce ev biraz sıkıcı hale getirilmeli, oyunlar, ekranlar sınırlanmalıdır.
  • Okulun ilk gününden önce okula ziyaret düzenlenmesi ve okul daha sakin iken okulu tanıtmak faydalı olacaktır.

NOT: Çocuklarda kaygıyı arttırıcı nedenler biyolojik olabilir bu nedenle çocuklarınızın kan tetkiklerini ve fiziki muayenelerini ihmal etmeyin. Vitamin eksiklikleri, tiroid hormonu bozuklukları, kansızlık gibi nedenler kaygı benzeri belirtiler yapabilir veya arttırabilir.

Çocuğumu cinsel istismar ve başına gelebilecek olumsuz durumlar hakkında nasıl bilgilendirmeli ve uyarmalıyım ?

Bu konuya hem erkek hem de kız çocukları için dikkat edilmelidir. Unutulmamalıdır ki cinsel istismar çoğunlukla çocuğun yakın çevresinden gelmektedir.

Çocuklarımıza herhangi birisinin onlara istemediği şekilde dokunmaları durumunda “hayır “demeyi öğretmemiz gerekmektedir. Cinsel bölgelerin isimleri takma adlarla değil, yardım istemesi durumunda anlaşılır şekilde ifade edebileceği hali ile öğretilmelidir.

Çocuklarınıza, başına gelebilecek bu tür durumlarda sizinle iletişime geçmeleri konusunda destekleyiniz. Böyle bir durumda çocuk , sizinle konuştuğunda susturulmayacağını, cezalandırılmayacağını, ayıp karşılanmayacağını, sizin onu koruyacağınızı ve size güvenebileceğini bilmelidir. Unutmayın ki tacizden korunmanın en önemli yolu bilgi sahibi olmaktır. Çocukların çoğu bu konuda bilgisiz olduklarından, korktuklarından, söyleyemediklerinden, cinsel konuları konuşmanın ayıp olduğunu düşündüklerinden uzun zaman tacize maruz kalmakta ve bunu konuşamamaktadırlar.

Çocuk yabancı birisinin verdiği hediyeyi türü ne olursa olsun kabul etmemesi, ille de kabul etmek istiyorsa mutlaka anne babasına sorması öğretilmelidir. Şöyle şöyle olursa ne yaparsın gibi sorular hem çocuğun mevcut bilgilerini test eder hem de daha iyi kavramasını sağlar. Okul çıkışında bir kadın gelse, annen hasta oldu hastanede yatıyor, seni ona götüreceğim dese ne yaparsın? (İstatistiklere göre en çok kullanılan yöntemlerden). Sen parkta oynarken yanına bir adam gelse, köpeğini kaybettiğini, onunla birlikte aramanı istese ne yaparsın ? (Yapılan araştırmalar bu gibi bir durumda çocukların yüzde sekseninin bu teklifi kabul ettiğini göstermiştir.)

Çocuklarınıza okuldan ve kendi yaş grubundan arkadaşlıklar edinmesini öğretin, herhangi bir yerde kaybolduğunda, yolunu şaşırdığında neler yapması gerektiğini öğretin, kimlerden yardım alabileceğini öğretin, telefon numaranızı ezberletin, polis, zabıta, jandarma, resmi kurumları öğretin.

Orta öğretim ve lise öğrencilerinde okul korkusu olur mu ?

Orta öğretim ve lise öğrencilerinde durum biraz daha karmaşıktır. Okul korkusunun  altında farklı nedenler olabilir. Akran baskısı, sosyal fobi, ergenliğe bağlı beden imajı ile ilgili problemler, cinsel kimlik ile ilgili sorunlar, sınav kaygısı gibi nedenler okula gitmek istememe, okuldayken bedensel şikayetlerin oluşması gibi nedenleri doğurabilir. Böyle bir durum ile karşılaşıldığında mutlaka bir uzmandan destek alınmalıdır.

NOT: Kaygı ve psikolojik problemlerin altında biyolojik nedenler olabilir. Vitamin eksiklikleri, hormonsal bozukluklar kaygı , isteksizlik, dikkatsizlik, unutkanlık gibi bulgulara neden olarak özgüven sorunlarına veya psikolojik problemlere zemin hazırlayabilir.

Okula yeni başlayan çocuklar için hangi tetkikler yaptırılmalıdır ?

Okula yeni başlayan çocukların eksik aşıları var ise mutlaka tamamlanmalıdır.İşitme testinin tekrarı , göz muayenesi, kan, idrar ve dışkı tetkikleri ( özellikle vitaminler, tiroid hormonları, dışkıda parazit ve kan sayımı ),diş muayenesinin yapılması gerekmektedir.Lütfen öncelikle Aile hekiminiz olmak üzere tetkikler ve eksik aşıların tamamlanması konusunda uzmanınız dan bilgi alınız.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ÇOCUKLARIMIZ TATİLİ NASIL GEÇİRMELİ ?

Yaz tatili dinlenme, yenilenme ve gelişimin sağlanması için çok değerlidir. Yoğun okul temposundan çıkan ebeveyn ve çocuklar bu fırsatı iyi değerlendirmelidir. Uzun uzun eğitimle ilgili yazmak istemiyorum.

Özellikle üniversite sınavına girecek gençler için, sınav nasıl geçerse geçsin yaşamış oldukları yoğun stresi atabilmeleri, başlayacak olan yeni sınav veya okul temposuna psikolojik ve biyolojik olarak hazır olmaları için mutlaka sosyal aktivitelere, eğlenmeye, aile ile kaliteli zaman geçirmeye ihtiyaç duyarlar.

Son yıllarda büyük değişiklikler oldu “yaz planlarında” . aileler için bir rahatlama ve “sınavsız, testsiz” bir molaya dönüştü. Önemli kelime” aileler için” dir.

Çünkü aileler sınava giriyor son yıllarda, ek dersler, etütler, yüzdelik dilimler vs. üzerinde uzmanlaştılar. Ders çalıştırmalar, misafir kabul etmemeler ve artan mali yük onları daha da geriyor.

Ve nihayet, o parlak güneşli günler geliyor. Ders, test ve benzeri yok. Yaşasın yazlık, tatil ve 3-4 aylık uzun ara. Biraz nefes alalım artık, hissi tüm ebeveynlerin ortak dileği.

Asıl konuta geçmeden, yaz tatilimizin nasıl oluştuğunu da anlatayım. 1923 te cumhuriyet kurulduğunda, ülke bir tarım toplumuydu. Tüm tarım üretimide “aile temelli” idi. Yani, eğitim sistemi bu üretim biçimine uymak zorundaydı ve öyle oldu. Yoğun emeğe ihtiyaç duyulan yaz ayları tatildi, hatta köy okulları mayıs ayında, daha erken kapanırdı.

Günümüze gelirsek, artık bir tarım toplumu değiliz, ve büyük ölçüde aile emeği ile tarım yapmıyoruz ancak halen üç aydan uzun süren bir tatilimiz var her eğitim kademesinde. Karşılaştırmak gerekirse, batı ülkelerinde kışın başlayan sömestr ile birlikte üç dönem var, aralarda bu kadar uzun tatil yok.

Yine bir veri olması için okullarda ne yapmaya çalıştığımızı konuşalım. Aslında “ilköğretim” dediğimiz sekiz yıl, temel eğitim ve disiplini oturtmak ister tüm toplumlar. Sonra “eğitim” ve yönlendirme öne çıkar. Gencin, eğilim ve isteklerine, kapasitesine göre meslek ve yaşam biçimi seçimleri ile öğretim” artar. *******************

Uzun yıllardır ilkokulun ilk dört yılı dışında “eğitim” yapmıyoruz. Yani, karşıdan karşıya geçme, saygı, tek başına ders çalışma, grupla çalışma, vb. eğitimde ön planda değil. Ortaokuldan itibaren test çözdürmeye başlıyoruz, bu nedenle ne yazık ki tüm spor , sanat ve dışarıda ki etkinlikleri yasaklıyoruz. Sadece test çözen, boş zamanlarını “ekran” ile değerlendiren bir gencimiz oluyor. Kızlar sosyal medya erkeler oyun bağımlısı. Okullar da genellikle bunu destekliyor. Çünkü onların başarıları da notlar ve yüzdelik dilimlerle ölçülüyor.

Ve yaz geliyor. Ailenin aklında son derece zehirli bir düşünce beliriyor. Biraz kendilerine de hizmet edecek bir cümle bu. “ÇOK YORULDU YAVRUCAK, BİRAZ DİNLENSİN”

Yazlığa, şefkatli ve çok özlemiş dede ve ninelerin yanına gönderiyoruz, üç ay boyunca, ders yok. Yatma saati geç saatlere alındı (geceler uzadı zaten değil mi, doktorum) , yemek saatleri kaydı ve “bilgisayar başında bir tek bunları yiyor” diyerek, tatlı,pizza, patates vb. gencin yaşam biçimine uydu. Günde 10-16 saat ekran başında kalabiliyor, zeki bir genç ise kahvaltı, akşam yemeği ve deniz saatlerinde çok arıza çıkarmadan idare ederek kalan tüm zamanlarda istediğini yapabiliyor.

Peki eylül ayında, neredeyse dört aydır, “hiç birşey yapmamış” bu genç tekrar ve acilen nasıl disipline olacak. Yaşam, bu kadar bölümlere ayrılabilir zamanlar içerebilir mi? Üniversiteyi bitirene dek, İngilizce, olabilirse ikinci dil, spor alanı, bir sanat yeteneği ve okuma alışkanlığı istiyoruz. Ayrıca, sosyalleşecek, üretmeyi ve sorumluluk almayı öğrenecek, kur yapmayı, hayır demeyi, uzlaşmayı çalışacak.

Tüm bunları ne zaman ve nasıl planladınız anne babalar olarak. Okul döneminde mi yapacak sınırsız, tatilde mi, kaç yazınız ve kaç öğretim döneminiz kaldı hesapladınız mı?

Gerçekten, o kadar yoruldu mu gençler. Yazın spora veya bir kursa, dil eğitimine yarım gün ayıramaz mı? Düzenli olarak bir saat herhangi bir şey veya gelecek yılla ilgili konulara göz atamaz mı? Yarı zamanlı bir tanıdığın yanında, servise, işe, telefona yardım edemez mi? Bunlar sosyalleşme ve sorumluluk için ona iyi gelmez mi? Veya tersinden gidelim, dört veya altı yıl, yazları dinlenen gencimiz, üniversiteyi kazandı ve artık başka şehirde yaşayacak. Yeterince olgun, sorumlu, yeterli ve hayatta kalma becerilerine sahip mi?  Değilse ne zaman sahip olmaya başlayacak ?

Biliyorum, biraz nefes almalı anne babalarda. Ama sadece “biraz” çünkü, zaman yok. Ve 15 yaşını geçince genci kontrol edebilmek çok zor, 18-20 yaş sonrası ise imkansız. Aileler sanal ve kırılgan bir huzur istemiyorsa, olgunlaşma ve sorumluluğa daha fazla yatırım yapmalı. Amerika eski başkanı Obama’nın kızı yazın kasiyer olarak çalışıyorsa, sizin prens\prenses de ufak ufak sorumluluk almaya ve üretmeye başlamalı. Yazı biraz geç kalmış olabilir? Ancak bu uzun vadeli bir plan olmalı zaten. Yol ve yöntem çok, ve her çocukta farklı işleyen yöntemler oluyor. Dayatmadan ama boş vermeden bu dengeyi kurabilen aileler, başarılı oluyor. Değilse, iş profesyonellere kalıyor genellikle. *****************

Sayfa içeriği bilgilendirme amaçlıdır.Tanı tedavi ve diğer sorularınız için lütfen hekiminize başvurunuz.

kötü karneye yaklaşım

Kötü Karneye Kontrat Tekniği

Karne

Psikiyatri Uzmanı Dr. Sedat İrgil, karne konusunda velileri uyardı. Kötü bir karneye sahip öğrenciye kontrat tekniği ile yaklaşılmasının uygun olacağını ifade eden İrgil, karnenin çocuğun zekasıyla , becerileri yada sosyal yetenekleri ile ilgili olmadığını söyledi. Çocuğa verilecek rüşvetle karnenin düzeltilemeyeceğinin de altını çizdi.

Read more

Kötü Karne ve Doğru Yaklaşım

Karne döneminin yaklaştığı bu günlerde hem anne babaların hemde çocukların stresi yoğun bir şekilde yaşadıklarını görmekteyiz. Aileler çocukları başarılı yada başarısız olsun, onlara karşı bazen aşırı davranışlar sergileyebiliyor. Karnelerindeki zayıflardan korkan yada ailelerin yüksek beklentileri nedeni ile kendisini yeterince başarılı bulmayan çocuklar bazen kendilerine zarar verecek davranışlarda dahi bulunabiliyor.

Karne notları çocuğun akademik başarısını ölçmeden ziyade aileler için önemli bir geri bildirim özelliği taşır. Karne ile birlikte veliler de eğitim dönemi içinde verdikleri emeklerin, çocuğun eğitim ve öğretiminin gelişmesine yönelik uyguladıkları yöntemlerin ne derece etkili olduğu konusunda fikir edinmiş olurlar. Karne yol göstericidir. Başarısızlıktan sadece çocuğun sorumlu tutulması doğru bir bakış açısı değildir. Eğitim sisteminin, öğretmenlerin ve anne babaların da çocukların okul başarıları üzerinde önemli etkileri olduğu unutulmamalıdır.

Read more

Çocuk Cinsel İstismarına Dair: Tanım ve Türler

Çocuk cinsel istismarı tanımı

cinsel-istismarBir çocuğun, tam olarak anlamadığı, gelişimsel olarak hazır olmadığı ve rıza gösteremeyeceği cinsel eylemlere katılmasıdır. Çocuk cinsel istismarı; bir çocuk ile kendisinden yaşça büyük bir yetişkin, veya sorumluluk, güven ve güç ilişkisi farkı bulunan akranı başka bir çocuk arasında, diğer kişinin ihtiyaçlarını tatmin etmesi niyetiyle yapılmış eylemlerle bulgulanır. Bir çocuğu cinsel eylemlere teşvik etmek ya da zorlamak; fahişelik ya da diğer yasadışı cinsel eylemlerde sömürmek; pornografik performans ve materyallerde kullanmak da bu tanıma girmektedir. Read more

Çocuklarda psikiyatrik tedavi ve ilaç kullanımı

Çocuklarda Psikiyatrik Tedavi ve İlaç Kullanımı

Çocuklarda Psikiyatrik Tedavi

Toplumdaki geleneksel düşünce, çocukluk çağında psikiyatrik tedaviyi onaylamaz. Hatta karşı çıkar; ancak çalışmalar, çocukluk çağındaki anksiyete, depresyon, dikkat eksikliği, davranış sorunları oranlarının sanıldığından yüksek olduğunu ortaya koymuştur. Read more

Sosyolog ve Psikiyatri Uzmanı Dr. Sedat İrgil: Belirsizlik kaygıyı artırıyor

Yazar Haberci Gazetesi  15 Nisan 2020 ÖZEL HABER – Sosyolog ve Psikiyatri Uzmanı Dr. Sedat İrgil, korona …

Covid toplumu nasıl etkileyecek?

HABERCİ GAZETESİ 10 NİSAN 2020 Balıkesir Psikiyatri Derneği Başkanı Psikiyatri Uzmanı Sedat İrgil, Covid-19 hastalığında …

ONLİNE TERAPİ NEDİR ? NASIL OLMALIDIR ?

Online terapi, çeşitli engeller nedeni ile psikiyatri uzmanları veya psikologlar ile  bire bir görüşme imkanı …